Prof.Dr. Mehmet Gürol

Prof.Dr. Mehmet Gürol

Sınıf Öğretmenliği Sempozyumu

Fırat Üniversitesi Eğitim Fakültesi Doğunun gözdesi olmaya devam ediyor. Fırat Üniversitesi Eğitim Fakültesi tarafından  "9. Ulusal Sınıf Öğretmenliği Eğitimi Sempozyumu" nu düzenledik. Sempozyuma, Vali Muammer Erol, Üniversitemiz Rektörü Prof. Dr. A. Feyzi Bingöl, Milli Eğitim Bakanlığı Öğretmen Yetiştirme Genel Müdürü Ömer Balıbey, Emniyet Müdürü Fahrettin Coşkun, Talim Terbiye Kurulu Başkan Vekili Abdulvahap Özpolat  ve 71 farklı üniversiteden 300’den fazla bilim adamı katıldı. Düzenlediğimiz bu sempozyum şu ana kadar yapılan 9 sempozyumun en iyisi olarak belirlenmiştir.

Sempozyumun açılışında yaptığım konuşmanın bir kısmı şu şekildedir:

Sayın Valim, Sayın Rektörüm, Sayın Genel Müdürlerim, Protokolün Saygıdeğer Mensupları, Çok Değerli Bilim İnsanları ve Öğretmen Meslektaşlarım, Basının Güzide Temsilcileri ve Fakültemizin Sevgili Öğretmen Adayı Arkadaşlarım,

Fakültemiz tarafından düzenlenen 9. Ulusal Sınıf Öğretmenliği Sempozyumu açılış törenine hoş geldiniz diyor, saygılar sunuyorum. Ölen işçilerimize rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum.

Dünyadaki bilimsel gelişmeleri, eğitim sektöründe yapılan yenilikleri, eğitim bilimlerindeki gelişmeleri çok yakından takip ederek kendi eğitim sistemimize aktarma zorunluluğumuz vardır. Bu nedenlerle eğitim kurumlarının değişmeden olduğu gibi kalmaları ve bir şekilde yüklenmiş oldukları görevleri yerine getirebilmeleri mümkün değildir.

Değişimi gerçekleştirecek kurumlardan biri de öğretmen yetiştiren okullardır. Ülkemizde öğretmen yetiştirmesinin yaklaşık 130 yıllık bir geçmişi olup, günümüze kadar çeşitli öğretmen yetiştirme modelleri geliştirmiştir. 

Bu modellerin çoğunluğu sürekli var olan öğretmen açığını derhâl kapatmak üzere kullanılan, mesleğin esaslarıyla uyuşmayan, çelişkili, ayaküstü ve kimi zaman ideolojik yöntemler olmuştur.

1980’den sonra öğretmen yetiştiren tüm kurumlar üniversite bünyesine alınarak öğretmen yetiştirme, bir ölçüde siyasi baskıların dışında tutulmuştur. Ancak üniversiteler, bünyelerine giren eğitim fakültelerini, özellikle ilk yıllarda yeterince benimsememişlerdir.

Bu nedenle, bu dönemde öğretmen yetiştirmede umulan gelişme sağlanamamıştır. Daha sonraki yıllarda Eğitim Fakültelerine yönelik çeşitli düzenlemeler yapılmış, olumlu gelişmeler olmuştur. Ancak, bu gelişmeler istediğimiz düzeyde olmamıştır. Eğitim Fakülteleri hala bir takım sorunlarından kurtulup geleceğe dönük hamleler yapmakta zorlanmaktadırlar.

Bunun nedenlerinden birkaçını şu şekilde özetlemek mümkündür:

1.     Hala kendimize özgü öğretmen yetiştirme politikamız bulunmamaktadır.

2.     Öğretmenlik için yeterlilik ve standart gereklidir. Bununla birlikte, öğretmenliğin belirli yeterlilikler veya standartlar doğrultusunda dar bir kalıba sokulamayacak kadar zengin değerler içeren bir meslek olduğu göz ardı edilmektedir.

3.     Öğretmenlerin istihdamı noktasında günümüze kadar izlenen politikalar, öğretmenliği toplumun nazarında “herkesin kolaylıkla yapabileceği bir iş” olarak algılanmasına neden olmuştur.

4.     Son uygulamalar, öğretmen yetiştiren kurumların hangileri olduğunu tartışmalı hale getirmiştir.

5.     Eğitim Fakültelerinin örgütlenme sorunu bulunmaktadır. Bu nedenle haklarını aramakta zorlanmaktadırlar. Bunun için öncelikle Dekanlar Konseyinin oluşturulması gerekmektedir.

6.     Eğitim Fakülteleri, altyapı yetersizliği, öğretim üyesi azlığı, öğrenci sayısının fazlalığı gibi sorunlar yaşamaktadır. Eğitim fakültelerinde öğretim üyesi başına düşen öğrenci sayısı 64’tür. Mühendislik ve fen–edebiyat fakültelerinde 33’tür. Ayrıca Eğitim Fakültelerindeki öğretim elemanlarının yarısından fazlası öğretim görevlisidir.

7.     Bazı eğitim fakültelerinde bir tane bile kadrolu profesör bulunmamakta, birçok fakültenin dekanı farklı alanlardan atanmaktadır. Örneğin Ziraat Fakültesinden dekan atanabilmektedir. Bazı öğretim elemanları 40-50 saat derse girmektedir.

8.     Eğitim fakültelerinin yapısal ve programlara ilişkin sorunları olduğuna inanmaktayım. Özellikle ilköğretim bölümünün yeniden yapılandırılması ve yeterlilikler çerçevesinde tüm programların geliştirilmesinin gerektiğini düşünmekteyim.

 

 

Saygıdeğer katılımcılar,

1.     Bu olumsuz göstergelere rağmen Eğitim Fakülteleri çok önemli uygulamalara da imza atmaktadırlar.  Sınıf öğretmenliği, Eğitim Bilimleri, Ölçme ve Değerlendirme, BÖTE, PDR gibi alanlarında yapılan sempozyumlar bizi gururlandırmaktadır. Bu bağlamda şimdi size Fakültemiz hakkında kısa bir bilgi vermek istiyorum.

2.     Fakültemiz 1998 yılında kurulmuş olup, 86 öğretim elemanı olup 51’i öğretim üyesidir.

3.     Fakültemizde 9 bölüm açık olup, 9 programda öğrencimiz bulunmakta, bunların yedisinde de II. Öğretim vardır. Toplam 2200 öğrencimiz öğrenim görmektedir. Öğrencilerimizin yarıya yakını kızdır. Ortalama olarak öğrencilerimizin üçte biri Elazığ’dan, üçte ikisi ise diğer illerden gelmektedir.

4.     2009 ÖSYS de yaklaşık 20 bin kişi fakültemizi tercih etmiş, bunlardan 121’i ilk tercihi ile yerleşirken, 461’i ilk 5 tercihi ile yerleşmiştir. Son 10 tercihi ile yerleşenin sayısı 58’dir.

5.     KPSS’de de başarı sıralamamız yüksektir.

6.     Öğretim elemanı başına düşen öğrenci sayısı 25, öğretim üyesi başına düşen sayı ise 42’dir.

7.     Dokuz programın yüksek lisansı, 4 programın doktorası bulunmaktadır. Yaklaşık 270 öğrencimiz öğrenim görmektedir. Eğitim Bilimleri Enstitüsünün kurulması için girişimde bulunulmuş ve senatomuzdan geçerek YÖK’e gönderilmiştir. Tespit edebildiğim kadarıyla 28 üniversitede yetiştirdiğimiz öğretim üyesi ve doktora örencimiz görev yapmaktadır.

8.     Fakültemizin fiziki altyapı sorunu büyük oranda çözülmüştür.

9.     Topluma Hizmet Uygulamaları (THU) dersine ve Öğretmenlik Uygulamalarına büyük önem vermekteyiz. Çünkü ikisi de bizim dışa açılan kapılarımızdır. Ayrıca sorumluluk alma, duyarlılık kazanma, iyilik yapma ve değerler eğitimi öğretmenlikte çok önemlidir. Bu çerçevede THU dersinde önemli projelere imza atmaktayız. Bununla ilgili çalışmaları bir panelde sunacağız.

10.   Milli eğitim ile ilişkilerimiz istenilen düzeyde değildir. Bunun nedeninin bizden kaynaklandığını tespit ettik ve bir yıllık eylem planı hazırladık. Milli eğitim müdürümüze yakında sunacağız. Amacımız sen ben değil BİZ duygusunu geliştirmektir.

11.   Fakültemizde bilimsel etkinliklere hız verilmiştir. Geçen yıl Milli Eğitim müdürlüğü ile İyilik Sempozyumunu düzenledik. Bu yıl Sınıf, gelecek yıl da ilk defa uluslararası düzeyde BÖTE sempozyumunu düzenleyeceğiz.

12.   Öğrencilere dönük olarak ilk defa Öğrenci Şöleni düzenledik. Ekim ayında ilk defa Kalem Bayramımızı kutlayacağız. 2012’de de Eğitim Fakülteleri öğrenci kurultayını yapmak istiyoruz.

13.   Temmuz ayında fakültemizin elektronik dergisinin ilk sayısını çıkaracağız. Sempozyumda sunulacak ve bilim kurulundan geçen bildirileri ilk sayıda yayınlamak istiyoruz.

14.   Kasım ayında da elektronik öğrenci dergisini çıkarmayı planlıyoruz.

15.   En önemli paydaşımız olan velilerimizle Kalem Bayramımızda buluşmayı planlıyoruz.

Saygıdeğer katılımcılar,

Tam bir yıl önce Milli Eğitim Müdürlüğümüz ile ortaklaşa düzenlediğimiz İyilik Sempozyumunda ‘Elazığ iyilikle kalkınacak’ demiştik. Bu sempozyumumuzda ise bu kalkınmanın temelini oluşturan çocuklarımızı yetiştiren sınıf öğretmenliğini ele alacağız. Büyük bir özveriyle düzenlemiş olduğumuz 9. Ulusal Sınıf Öğretmenliği Sempozyumunun daha önceki yıllarda olduğu gibi verimli geçmesini, paylaşılan akademik bilgilerin eğitim ve öğretim sürecine en üst düzeyde katkı sağlamasını temenni ediyorum.

Saygılarımla…

 

Bu yazı toplam 2654 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.