(Dikkat! Siyasette ŞİRK Tehlikesi Var)

LA İLAHE İLLALLAH

                         (Dikkat! Siyasette ŞİRK Tehlikesi Var)

 

“La İlahe İllallah” dedik çünkü ALLAH CC birdir, tektir, tek yaratandır. O’ndan başka ilah yoktur. O’nun haricinde her şey yaratılandır ve yaratan O’dur. Ve ALLAH CC  tek yaratan olması hasebiyle her şeyi KUSURLU yaratmıştır. Çünkü KUSURSUZ olan tek ALLAH’ tır.(CC)

Kainat kusurludur, bakınız dağlara, taşlara, nehirlere her yere.. Her yerde  pek çok kusur vardır.

Geçelim canlılara kusursuz olan var mıdır? Takvaya en yakını deve..

“Boynun eğri” demişler. “ Nerem doğru” demiş.

Takvaya en uzak olan yine insan. Kendini beğenmezse çatlar ölürmüş.

Gelelim mevzuya..

Cenab-ı Zülcelal, Hz.Adem AS’dan Hz.Muhammed SAS Efendimize kadar gönderdiği bütün peygamberlerini bile kusurlu yaratmış. Kusursuz peygamber bile yok yani. Kusursuz evliya zaten olamaz. Neden çünkü kusursuz olan sadece ALLAH CC’ dur, O’ndan başka her şey ve herkes mutlaka kusurlu olacaktır. Bu Kuran ile sabit iken şu siyaset çevrelerine bir bakar mısınız?

Kendisini eleştiriye kapatmış, eleştiriden nefret eden, dalkavukluktan mest olan siyaset anlayışı kol geziyor.

Facebook, Twitter veya başka bir yerde sayın Başbakanımızın şu sözü ya da şu icraatı yanlış oldu diyorsunuz pek çok Ak Partili sayın başbakanın her söylediği, her yaptığı doğru diye nasıl saldırıyorlar bir bilseniz.

Sadece Ak Partililere özgü bir husus değil. MHP’liler de sayın Bahçeli’ye laf söyletmiyorlar. El insaf kardeşler. Sayın Bahçeli ‘bisküvi’ diyemediyse adını değiştirip ‘biskevüt’ yapmak zorunda mıyız?

Sayın Kılıçdaroğlu’ nun gaflarını söylemiyoruz bile. Tansu Çiller zamanında Afganistan’dan gelip Tunceli’yi bombalayan helikopterler ne olacak?

Ya güzel kardeşler; her söylediği, her yaptığı doğru olan kimdir? Allah CC’dır. Bizim gibi kul bu kişiler de. Kul ise hatası olacak, hata yapacaktır.

Cahile göre bir şey ya tamamen ak yada tamamen kara.

Gülen Hoca için Ak Partililer facebookda neler paylaşıyorlar bir görseniz. Hakaret vari alçaltıcı şeyler. Adamın ne Hristiyanlığı kalmış, ne ajanlığı ne alçaklığı.. Allah’tan CC korkun ya. Bu adam da bir kuldur, hataları olabilir ama niçin kafir olsun? Kaldı ki cemaat bu olayda tamamen haklıdır. Ve sonuçta kazanan taraf olacaktır bize göre.

Herkes aklını başına toplasın.

Bir kulun kusurlarını görmek ayıp ise kusursuz görmek şirktir.

Bir kişiyi ya ilah ya da şeytan olarak tanımlayan kişi cahilin en geri zekalısıdır.  

Bir şey ya ak ya da kara olmaz, aslında her şey gridir görebilene.

Nedir gri?

Yanlışları ve doğruları olan, günahıyla sevabıyla; KUSURSUZ olan ALLAH CC’ya kul olandır gri.

Bu insanlar, bu ülkede bu ülkeyi belki de en çok seven insanlardır. Memleket için çok güzel icraatları olmuştur, olacaktır ama hepsinin de doğruları da yanlışları da olacaktır.    

Hiç birisi haşa ilah da değildir, şeytan da değildir. Bizim gibi ALLAH CC’nun aciz kullarıdır. Sadece bizden daha bilgili daha donanımlıdırlar o kadar. Mesela bizim de yazarlığımız on para etmez bize göre.

Yine Çubuk ile bitirelim:

Meclis üyeleri açıklandı. Partilerde curcuna. Yerinden memnun olmayanlar istifa ediyorlar. Etmeyenler de var tabi. Temel sorun şu:

Yukarıda tarif ettiğimiz cahiller var ya inanın bunların çoğu tembel aynı zamanda. Bakınız meclis üyesi adaylarından önemli bir kısmı da bu cahillerden.

Genelde çok genç olanlar, bir işe girip çalışmak, meslek sahibi olmak, rızkını temin etmek gibi kutsal bir sorumluluk varken hiç çalışmadan meclis üyesi olup ayda bin beş yüz lira huzur hakkı alıp, gelene gidene de hava atıp, Çubuk’u yönetmeye talip oluyorlar.

Bu kişileri diğerlerinden ayırt etmenin formülü şudur: Meclis üyesi adayının huzur hakkından başka herhangi bir geliri var mıdır? Huzur hakkından başka hiçbir geliri olmayan kişi meclis üyeliğine aday olmuşsa huzur hakkı için aday olmuştur vesselam. Bu kadar basit.

Ey belediye başkan adayları, İlçe başkanları ve ilgili siyasiler!
Siz bu kişileri meclis üyesi yazarak iyilik mi yaptığınızı sanıyorsunuz? Bu kişiler beş yıl sonra meclis üyesi olamazlarsa, “Ben meclis üyesiydim böyle bir işte çalışmak bana yakışmaz” derlerse ve hiçbir işi beğenmezlerse o zaman onların çoluk çocuğunun rızkını da garanti edecek misiniz?

Bu gençleri işe yerleştiriniz, iş güç, meslek sahibi yapınız yoksa beş yıl sonra rezil olacaklar.

Bakınız atalarımız ne demiş: Vasıfsız bir işçiye kötülük yapacaksan onu ustabaşı yap, maaşını artır ve bir müddet sonra işten çıkar. O artık “Ben usta başıydım diye hiçbir işi beğenmez ve ölene kadar aç kalır” demişler.

Bunu genel olarak tüm partiler için yazdık biraz da MHP’ye değinelim.

MHP’de ilçe yönetimi komple istifa etmiş, Adem Kişecik de Meclis üyeliği adaylığından çekilmiş.

Sayın Sait Aydos, kardeşi Mustafa Aydos belediye başkanlığına aday olduğunda şöyle deseydi:

“Ben ilçe başkanı iken senin belediye başkanlığına aday olman uygun olmaz, ya beni ikna et ben ilçe başkanlığından istifa edeyim, ya da ikna edemezsen aday olma” deseydi.

Kardeşi de onu ikna edince bir basın toplantısı ile:

“Kardeşim belediye başkanlığına aday olduğundan ve onun bu görevi başarıyla yapacağına ve partimize de şahsımdan daha fazla katkıda bulunacağına inandığım için ilçe başkanlığı görevimi bırakıyorum. Partimiz ve davamız için şahsıma tevdi edilecek her görevde canla başla çalışmaya devam edeceğim. Tüm Ülkücü camiamıza ve kamuoyuna saygıyla duyururum” deseydi.

Bize göre çok isabetli bir iş yapmış olurdu. O zaman belki de aday da Mustafa Aydos olurdu.  

Ama sayın Sait Aydos böyle yapmadı. Etik kurallara tamamen uygun olarak aday olan Hayati Tamer’e tavır alarak istifa etti. Sadece istifa da etmedi ve bir müddet bekleyip teşkilatı da arkasına takarak istifa etti. Bize göre büyük yanlış yaptı.

Halk ne düşünür?

“Kardeşini aday yapamayınca teşkilatı da ayartarak Hayati Tamer’e kasten kötülük yaptı, bunlar MHP’ye de oy vermezler” diye düşünmez mi?

Mustafa Aydos başkan yardımcısı olsaydı harika olurdu, daha önce olmamış mıydı?

Gelelim Adem Kisecik kardeşe..

Hayati Tamer size delikanlı duruşunuzdan dolayı istediğiniz yeri önerdiyse, birinci sıra sözü verdiyse, başkan yardımcılığı teklif ettiyse, işiniz nedeniyle başkan yardımcılığını reddettiyseniz, birinci sıra meclis üyeliğini istediyseniz Hayati Tamer’e rağmen genel merkez size birinci sırayı vermediyse Hayati Tamer’in suçu ne delikanlı kardeşim? Böyle delikanlılık olur mu?

Kaldı ki yine Hayati Tamer size ikinci sırayı almış, yazmış, niçin kabul etmediniz?

Birinci sıra ile ikinci sıra arasında ne fark var? İkisi de meclis üyesi olur. Ya birinci sıra ya da Hayati Tamer sözünde duramadı istifa mı etsin? O zaman biz de deriz ki aday değişince siz mi aday olacaksınız?

Bu davranışınız sizi aday yapmayan genel merkezi haklı çıkarıyor bilesiniz.

Selahattin Demirtaş özerklik ilan etmeye hazırlanırken, böylesine kritik bir zamanda ülkenin MHP’ye hem de tek başına iktidar olarak ihtiyacı varken, hiç kimsenin sen ben davası gütmeden sadece ve sadece vatan, millet, bayrak davası için bu partiye destek vermesi gerekirken, kaldı ki Çubuk’ta da MHP’ye seçim kazandıracak tek aday Hayati Tamer iken senin gibi delikanlı bir adama bu yakışır mı? Yakışmaz kardeş yakışmaz.

Bu istifalar MHP’yi zayıflatır diye düşünenler kesinlikle yanılırlar, asla zayıflatmadığı gibi aksine güçlendirir. Kaldı ki seçim sonuçları bu olaylara bağlı da değildir. 30 Marta kadar MHP ülke çapında birinci parti konumuna gelecek. Biz Ak Parti’nin oylarının yüzde elliden yüzde yirmi beşe düşeceğini iki sene önce söyledik, şimdi söylemiyoruz yani.

 

Önceki yazımızın arkasındayız, seçimi MHP kazanacak, Erbay Abi istemese de.

Erbay Abi! Ak Partililerle aynı odada kalmak sokağı gizlemiş sizden, MHP kaybederse tüm yazarlara yemekler benden, ama kazanırsa sizden haberin olsun.

 

Bu yazı toplam 9105 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
12 Yorum