Erdem Yazaroğlu

Erdem Yazaroğlu

Çok Şeyi Değil; Her Şeyi İstiyorum!

İsmail Ankaravî Minhacü’l Fukara’sında aynen şöyle der.

İnsanın dünya için çektiği rezalet ve zillet, hep tamahtan hâsıl olur. Tamah eden köledir. Kanaat eden hürdür”.

Ankaravî ne kadar da güzel ortaya koymuş hırs ve tamah sahibi insanın durumunu.

Nefsinin kölesi olan insan hangi özgürlükten bahsedebilir, özgürlüğün zirvesi olan kulluğa nasıl erişebilir.

Hazreti Peygamber demiyor mu ki “Tamah etmekten Allah’a sığınırım” .

Gerçi bu tipler Peygamberin duasını bizden daha iyi bilirler lakin yürekleri yetmediği için o duayı ne edebilirler, ne de el açıp samimi bir kalple “âmin” diyebilirler.

Çünkü İmam Gazali’nin de dediği gibi “ mal ve mevki sevgisi; suyun sebzeyi yeşertmesi gibi kalpte nifâkı yeşertir.” O nedenle ne samimi duaları, ne peşinden koşabilecekleri davaları olur.

Fikri bir omurga sahibi olamaz bu tipler. Kendi duruşları olmadığı için duruşa göre şekil alırlar.

Tekâsür süresinde ifade edildiği gibi mal-mülk yığma yarışına girerler, hem de ölene dek.

Tüm mevkilerde olmak isterler. Malik olma duyguları bir kanser hücresi gibi sarmıştır benliklerini.

Felsefeden çakmazlar lakin hayat felsefeleri pragmatizmdir.

Orda da ben olayım, burada da derler.

Her damlanın altına bir çanak koyarlar.

Şeytanın çepeçevre kuşatması altına girdiklerinden en çok yarınlarından korkarlar.  Önden yaklaşan şeytan (Araf 17) sürekli gelecek kaygısı yaşatır onlara. Her şeyin kendi hakları olduğunu düşünerek garanti altına almak isterler kendilerince.

Bu günü kaybettiklerini görecek basiretleri yoktur.

Hasbi değil hesabi davranırlar. Gelecekle ilgili tüm senaryoları düşünmekten muhtemelen geceleri uyuyamazlar.

Tamahkârlık kişilerin sahip oldukları imkânların genişliği ya da darlığı ile ilgili bir konu değil, tamamen islamın ahlakından uzak basit bir ruha sahip olmaları ile ilgili bir konudur. 

Unutulmamalıdır ki basitlik ne eğitimle, ne kültür seviyesiyle, ne de zenginlik ve yoksullukla doğrudan bağlantılı bir konudur. Esas olarak ahlakla ve vicdanla ilgilidir.

Mevlana der ki;

“ Hırs ve tamah ehlinin gözü doymaz. Hâlbuki sedef kanaat gösterip kapanmasa idi içinde inci oluşmazdı. “

İnsan alarak değil, vererek büyür. Tamah ederek değil vazgeçerek kemâle erer.

Zaten Âdem (as) de almak istediği için düşmemiş miydi?

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum