@SADIK TÜRKMEN</p> ~İnsana ve Yaşama Dair Herşey

@SADIK TÜRKMEN

~İnsana ve Yaşama Dair Herşey

15 Temmuz Ruhu Aslında Bedir Destanı Gibi Bir Destandır!

15 Temmuz Anısına: Şehâdet ve Şehitlik Hakkında Bir Hatırlatma!

size-minnettariz.jpg

Gerek resmi ağız ve gerekse özellikle insanların bir kesimi: 15 Temmuz Demokrasi Şehitleri, deyimini kullanmaktadır?!

O insanlar: DEMOKRASİ İÇİN CANLARINI VERMEDİLER, biline?!

Tamam ülkemiz Demokrasi ile yönetiliyor, lâkin halkının çoğunluğu: Ben Müslümanım, diyor.

Ve 15 Temmuz'da sokaklara çıkarken ve düşmanların üzerine yürürken: Demokrasi uğruna, Demokrasi uğruna diye bağıran birilerini duyup gördünüz mü? Hepsi: ALLAH-U EKBER diyerek haykırdılar ve yürüdüler?!

İLÂH ya da bugünün Türkçe karşılığı olarak TANRI (yol gösteri olsun diye Allah'tan başka değer verilen Put ya da Putlar) kelimesi: Birden fazla şeye atfedilebilir.

Lâkin bir Müslümanın anladığı şekilde ele alacak olursak: TEK İLÂH ALLAH'tır!

15 Temmuz'da VATAN kavramını kutsaldan görmeyip, DEMOKRASİ'yi kutsal görerek sokağa çıkmışsa bu Millet ona bir diyeceğim olamaz: İşte o zaman bu insanlara DEMOKRASİ ŞEHİDİ diyebilirler?! Lâkin bu inanç ve iddialarının AHİRET'te bir karşılığı yoktur, biline!

Ben şehâdet (görüp şahitlik) ederim/ettim ki: Bu insanlar Vatanlarını, inmesin diye Bayraklarını, çiğnenmesin diye IRZ ve NAMUSLARINI savunmak/korumak için SOKAĞA çıktılar ve ŞEHİT oldular!

Allah Teâla Sâd Suresi, 6. Ayetinde BİR NEBİ'nin içinde yaşadığı toplum fertlerinin taptığı tanrılarına karşı yaptığı bir saldırıya karşı bize şöyle bir bilgi verir:

6. İleri gelenlerinden/önderlerinden bir grup öne/ileri fırladı:
“Yürüyün!
İlâhlarınıza bağlılıkta direnin.
Doğrusu sizden istenip beklenen şey budur!

15 Temmuz'da şu unutulmamalı ki: Halk/Millet ALLAHU EKBER, diyerek Vatanı Müdafaa etmişlerdir.

Her ne kadar biz: ŞEHİT desek te en iyisini/en doğrusunu Allah bilir, diyerek dua etmemizde bir sakınca yok. Umulur/umarız ki; Şehittirler ve Allah şehâdetlerini dergâh-ı izzetinde kabul buyurur. Zira Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyiz, uyarısını da dikkate alarak; onlar diridirler, lâkin siz bilmezsiniz ayetini de hiç aklımızda çıkarmadan olaylara bakmamızda fayda var.

Çünkü burada ŞEHÂDET 'te en önemli faktör: Kişi ya da kişiler ölümleriyle NEYİ AYAKTA tutmaya çalışmışlardır?

Biliyorsunuz ki; bugün dağdakiler de bir kayıp verdiklerinde ölülerine şehidimiz var, diyorlar?!

Yani demek ki: Bir dava uğruna verilen kayıplar için artık maalesef herkes bu kavramı kullanıyor, oysa geçerli olan: AHİRET'TEKİ OTORİTEDİR?!

Dolayısıyla bu insanlar o gün: Vatanlarına yapılan (dıştan ve içten hainlerin) saldırılarına karşı VATANI MÜDAFAA ettiler?! Lütfen, bari insanların aziz hatırasına zulmetmeyelim.

EY GÜZEL İNSANLAR; Milletçe size çok şey borçluyuz; ruhunuz şâdolsun.

hilal-biyiklilar.jpg

Tabuta sığmayan hilâl bıyıklı yiğitler #Gölbaşı Özel Harekât #PÖH Milletçe size çok şey borçluyuz; ruhunuz şâdolsun.

 

omer.jpg

15 Temmuz’da aklıma kazıdığım ŞEHADETE giden bu onurlu ve vakarlı yürüyüş: Bence tüm şehitlerimizi, yaralı gazilerimizi ve o gece meydanlarda olan yiğit milleti temsil ediyor ????????????

omerin-yuruyusu.jpg

15 TEMMUZ RUHU ASLINDA BEDİR DESTANI GİBİ BİR DESTANDIR!

Gerçekler cahillerin hoşuna gitmez, özellikle atalarını, âlimlerini, mezhep imamlarını, efendilerini "lé yüs'el" yani "sorumsuz birer ilah ve Rab" olarak görenler, şu fikirlerimi kabul etmeyeceklerdir.

Eğer Allah'ın kitabı Kur'an, gerçekleri güneş gibi ortaya koymasaydı geçmişini kutsayan Kur'an cahillerine karşı gelemezdik.

Fakat gök kubbeden bin derece daha sağlam ve kesin delil olan Allah'ın mesajına dayandığımızdan, atalarını ilah ve Rab konumuna sokan mukallitler bize karşı ilmi ve akli bir delil getiremiyorlar.

Kur'an'a dayanarak her zaman şu gerçeği söylemişimdir.

Günümüz Türkiye Cumhuriyetinde veya İslam aleminin herhangi bir beldesinde bulunan bir müslüman ile Allah Rasulü'nün döneminde Medine'de yaşayan bir sahabi arasında fazilet açısından hiç bir fark yoktur.

Yani Ebubekir ve Ömer günümüzün İstanbul'unda yaşayan bir mü'minden takva ve ihlas haricinde daha üstün değillerdir.

Allah'ın mesajına göre üstünlük sadece ihlas, takva ve güzel ahlaka bağlıdır.

Siz, Allah Rasulü'nün arkadaşlarını yücelten, düşüncesi kıt mezhep tapıcılarına bakmayın, Kur'an'a bakın gerçeği apaçık bir şekilde göreceksiniz.

Yani anlayacağınız son vahyin tarihinde asrı saadet diye bir devir yaşanmadı.

Mesela: Son inen sürelerden biri olan Tevbe süresinin son âyeti şöyledir.

"Ey Nebi! Eğer (onların hepsi) yüz çevirirlerse, de ki, "Allah bana yeter, O'ndan başka ilâh yoktur. Sadece O'na tevekkül ettim. Ve O (Allah) azim arşın Rabbidir".

Fakat vahiy'den yüz çeviren Şia ve Ehl-i Sünnet din adamları Kur'an cahili atalarını o derece yüceltirler ki, ümmeti geçmişe mahkum ederek doğrunun ortaya çıkmasına engel olurlar.

Rahmân ve Rahim olan yüce Allah'a sonsuz hamd olsun ki, önümüzde Kur'an gibi tükenmez bir ilim ve hikmet hazinesi var.

Ve bu Kur'an en geniş manada Allah Resulü'nün arkadaşlarının sergilemiş oldukları ahlakı bize çok açık olarak haber veriyor.

Mesela: "Allah Resulü'nün arkadaşlarının savaştan kaçtıklarını..." (Âli İmran 152, 153; Tevbe 25, 26)

"Savaşa gitmekten korktuklarını..." (Tevbe 38, 39, 40)


"Ölümden korktuklarını..." (Âli İmran 142, 143, 144, 145, 146)

"Dünya malı için masum insanları öldürdüklerini..." (Nisa 94)

"Allah Rasulü'nün hanımına zina iftirasında bulunduklarını..." (Nur 11/20)

"Güç ve menfaat karşısında boyun eğmeyi bile Allah Resulü'ne karşı minnet sebebi yaptıklarını..." (Hucurat 17)

"Allah'a din öğretmeye yeltendiklerini" (Hucurat 16)

"Dedikodu, gıybet, casusluk, fitne gibi kötü ahlaka tevessül ettiklerini..." (Hucurat 11, 12)

"Allah Ve Resulü'ne ihanet ettiklerini..." (Enfal 27)

"Allah'ın düşmanlarını dost edindiklerini..." (Mumtehine 1, 2 ,3, 4, 5)

"Allah Resulü önemli bir konuşma yaparken onu ayakta terkederek eğlence ve ve ticarete koştuklarını..." (Cuma 11) bildirmektedir.

Bunlar gibi Allah Resulü'nün yani arkadaşlarının (ashabın) olumsuz hareketlerini anlatan yüzlerce âyet mevcuttur.

Şüphesiz Allah Resulü'nün arkadaşları içinde kahraman, fedakar ve Allah'ın razı olduğu kimselerde vardır ve bu gerçek de Kur'an'da bildirilmiştir. (Tevbe100; Ahzab 22, 23; Fetih 18)

TEMMUZ RUHU DEDİK YA, İŞTE O 15 TEMMUZ'A GELİNCE:

15 Temmuz akşamında en kozmik ve karanlık bir örgüte karşı tarihte eşine az rastlanır bir kahramanlık sergileyen yiğitleri yad etmek, özgürlüğe aşık olan her insanın üzerine bir görevdir.

Elinde hiç bir silahı olmayan, korkup yılmayan, hareket halinde olan tankın altına yatan, en ağır savaş araçlarına karşı çıplak eliyle meydan okuyan siz kahramanlara saygı ve selamlarımı sunuyorum.

Bu olay bir partiyi tutma ve hükümeti kurtarma meselesi değildir.

Bu olay emperyalistlerin uşaklarına karşı yapılmış asla küçümsenmemesi gereken büyük bir kahramanlık destanıdır.

15 Temmuz'da ölüme meydan okuyanlar!

Mekke ve Medine'de değil, sizinle aynı coğrafyada ve aynı zaman diliminde yaşadığımdan dolayı gurur duyuyorum.

Allah sizlerden razı olsun.

Bence 15 Temmuz akşamında Allah, insanların kalplerinden ölüm korkusunu silip atmıştı.

Artık yaşamak ile ölmek arasında bir fark kalmamıştı.

O gece insanlar asli vatanları olan âhiret yurduna daha yakın duruyorlardı.
Tarihte buna benzer sahnelerin olduğunu Kur'an iftiharla bize aktarıyor.

15 Temmuz din ve iman meselesini aşan bir destandır. Çünkü diyanetin dini, fetö'nün dininden daha kaliteli değildir.

İkisinin dini de yüce Allah'a ve Rasûlüne iftira olan karanlık Ehl-i Sünnet dinidir.

Dolayısıyla 15 Temmuz bir özgürlük ve istiklal destanıdır.

Hareket halinde olan tankın altına yatmak nasıl bir imandır.

O gece Allah tarafından sekine ve huzur nazil olmuştu.

"Sonra Allah, Rasulü ile müminler üzerine sekinetini (sükunet ve huzur duygusunu) indirdi, sizin görmediğiniz ordular indirdi de kafirlere azap etti. İşte bu, kafirlerin cezasıdır". (Tevbe 26)

"Nice Nebiler vardı ki, beraberinde bir çok Allah erleri bulunduğu halde savaştılar da, bunlar, Allah yolunda başlarına gelenlerden dolayı gevşeklik ve zaaf göstermediler, boyun eğmediler. Allah sabredenleri sever". (Âli İmran- 146)

"Onların sözleri, sadece şöyle demekten ibaretti: Ey Rabbimiz! Günahlarımızı ve işimizdeki taşkınlığımızı bağışla, ayaklarımızı yolunda sabit kıl, kâfirlere karşı bizi muzaffer eyle!" (Âli İmran 147)

"Allah da onlara dünya nimetini ve daha da önemlisi ahiret sevabının güzelliğini verdi. Allah, muhsinleri sever". (Âli İmran 148)

Allah mekanını cennet etsin, Mehmet Akif boşuna " Bedrin aslanları ancak bu kadar şanlı idi" dememiş.

 

Bu yazı toplam 412 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.