Murat Kaymakcı
Düğümlenen Bir Aşk: “İlk Günkü Gibi”
Hayat bazen o kadar hızlı akar ki en yakınımızdakilere sarılmayı, sevgimizi usulca fısıldamayı unuturuz.
Oysa bizim öyle bir örneğimiz var ki sevgiyi hem lisanıyla hem de o asil duruşuyla ibadete dönüştürmüştü. Hazreti Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem'in o nurlu hanesine, hane-i saadete şöyle bir misafir olalım...
Medine'nin sakin bir akşamı... Dışarıda ümmetin mesuliyeti, günün koşturmacası geride kalmış; odanın içinde ise kelimelere sığmayacak bir sükûnet var. Sevgili Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem ile Hz. Aişe annemiz baş başalar.
Hz. Aişe validemiz, o saf sevgiyi kalbinde hissetmenin verdiği tatlı bir merakla soruyor Efendimiz'e:
— Ey Allah'ın Resûlü, bana olan sevgin nasıldır?
Âlemlerin Efendisi Aleyhisselam, dünyadaki bütün gürültüyü susturan o mübarek tebessümüyle bakıyor validemize. Kalpten kalbe kurulan o en sağlam bağı, tarihe altın harflerle yazılacak şu naif cümleyle tarif ediyor:
— Seni, kördüğümün ipe bağlandığı gibi seviyorum, ey Aişe.
Yani kopmaz, çözülmez, zamanın eskitemediği bir düğüm...
Aradan zaman geçiyor, hayat akıp gidiyor. Hz. Aişe validemiz, o sevgiyi taze tutmanın tatlı neşesiyle ara ara soruyor:
— Ey Allah'ın Resûlü, o düğüm hâlâ yerinde duruyor mu?
Ve Sevgili Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem, her defasında gözlerinin içindeki o derin şefkatle aynı cevabı veriyor:
— İlk günkü gibi duruyor, ey Aişe...
İşte aşk, işte sadakat ve işte sevginin en asil hâli...
Bugün bizler de evlerimizde, koşuşturmalar içinde sevgiyi bazen sıradanlaştırıyor, dile getirmeyi unutup gidiyoruz. Oysa yuvalarımızda o nebevî huzuru estirmek, sevdiklerimize değerimizi hissettirmek bizim elimizde.
Gelin, kalbimizdeki o sağlam düğümü sevdiklerimize hatırlatalım. Unutmayalım ki bu dünyada Allah Teâlâ'nın rızasını kazanmanın en güzel yolu, sevgiyi ve merhameti evimizden, gönlümüzden eksik etmemektir.
YAZIYA YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.