ÇUBUK BELEDİYESİ VE ÇUDEF İŞBİRLİĞİ İLE “13. AŞURE VE BİRLİK GÜNÜ”...

ÇUBUK BELEDİYESİ VE ÇUDEF İŞBİRLİĞİ İLE “13. AŞURE VE BİRLİK GÜNÜ”...

Çubuk Belediyesi ve Çubuk Dernekler Federasyonu (ÇUDEF) işbirliğinde organize edilen ve Geleneksel olarak düzenlenen “13. Aşure ve Birlik Günü” Atatürk Parkı’nda gerçekleşti.

  Şuayip YAMAN

Çubuk Belediyesi ile Çubuk ve çevresindeki 52 derneğin bir araya gelerek oluşturduğu Çubuk Dernekler Federasyonu (ÇUDEF) Kültürel Faaliyetler çerçevesinde ve Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın katkıları ile 13 Ağustos 2022 Cumartesi günü saat 13:30’da Atatürk Parkı’nda“12. Aşure ve Birlik Günü” düzenledi.

 

Programa;

 

AK Parti Ankara Milletvekilleri: Zeynep Yıldız, Orhan Yeğin ve Nevzat Ceylan,

Çubuk İlçe Belediye Başkanı Av. Baki Demirbaş,

Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi (AYBÜ) İslami ilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Ünal,

Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. İsmail Hakkı Ünal,

Çubuk İlçe Emniyet Müdürü Ali Tahsin Yücel,

Çubuk İlçe Müftüsü Tahsin Yazgan,

AK Parti Ankara İl Başkan Yardımcısı Mustafa Erdoğan,

AK Parti Çubuk İlçe Başkanı Erhan Kuşçu,

CHP Çubuk İlçe Başkanı Can Kaderoğlu ve İlçe Yönetimi,

MHP Çubuk İlçe Başkanı İhsan Mutlu ve Yönetimi,

İYİ Parti Çubuk İlçe Başkanı Raşit Burkay Özgün ve Yönetimi,

Çubuk İlçe Belediye Meclis üyeleri,

Çubuk İlçe Terör Mağdurları Derneği Başkanı Zeki Avan,

Çubuk Bakkallar ve Bayiler Odası Başkanı Harun Yazıcı,

Çubuk Esnaf ve Sanatkârlar Odası Başkanı Celalettin Rumi Türkoplu,

Çubuk Muhtarlar Derneği Başkanı Sadık Can,

Akyurtlular Derneği Başkanı Sadullah Çiftçi ve yönetimi,

Bürokrat Ankaralılar Derneği (BADER) Başkanı: Mustafa Akdoğan,

Çubuk-Abad 1402 Dernekler Federasyonu Başkanı Mehmet Uluağaçlı,

Alevi İnanç Birliği Vakfı Başkanı Ali Faruk Yıldırım.

Şah Kalender Veli Ocağı Dedesi Ali Yahya Kalender,

STK temsilcileri ile vatandaşlar katıldı.

Sunuculuğunu Nermin Gür Erdoğdu Erkan’ın yaptığı program tüm şehitlerimiz için Camii Kebir İmamı Uğur Aslan’ın Kur'an'ı Kerim tilaveti ve Meali Şerifi’ni okumasıyla başladı. 

AÇILIŞ KONUŞMASI 

Çubuk Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Fuat Tuyan, Çubuk Belediye Başkanı Av. Baki Demirbaş, ÇUDEF eski Genel Başkanı Recep Taş ve diğer emeği geçenlere minnetlerini sunarak başladığı açılış konuşmasında; Kıymetli canlar ‘13. Aşure ve Birlik Günü’müze hoş geldiniz. Şerefler verdiniz.

Çubuk Belediye Başkanlığı’nın destekleri ile organize ettiğimiz Aşure ve Birlik Günümüz münasebetiyle Belediye Başkanımız Sayın Av. Baki Demirbaş’a yardım ve desteklerinden dolayı hassaten teşekkür ediyor, emeği geçen tüm kardeşlerimize de minnetlerimizi sunuyorum.

Kıymetli Dostlar,

Muharrem Ayı’nın 15. günündeyiz.

Bundan 1342 yıl önce meydana gelen ve o günden sonra tüm İslam âleminde  bitmeyen acı ve dinmeyen gözyaşına sebep olan Kerbela Şehitlerini rahmetle yâd ediyorum. Onların sevgisi ile yüreklerini besleyen tüm kardeşlerimin  tuttukları oruçların yaptıkları niyazların Yüce Allah’ın katında makbul olmasını diliyor, yüreğine hiç sönmeyecek bir kor düşüren Kerbela şehitlerini rahmetle yâd ediyorum.

Biz biliyoruz ki; tarihin bizlere emanet ettiği acılar da kıvançlarda hepimizin duygu dünyasında aynı tepkiye sebep olur.

O nedenle 1342 yıl önce yaşananlar da ortak acılarımızdır. Bu itibarla yaklaşık 14 asırdan beri tüm Anadolu Müslümanları olarak Hasan olmuşuz, Hüseyin olmuşuz, Ali olmuşuz ve daima lisanı halle tarafımızı belli etmişiz.

Onunla da yetinmeyip Kerbela benzeri tüm zulümleri ve soy kırımları nefretle kınamışız.

 Ancak şunu da iyi biliyoruz ki, Hz. Âdem’den kıyamete kadar iyi ile kötünün, Hak ile Batılın temsilcileri, yar ve yarenleri mutlaka olacaktır.  Bir başka ifade ile Dünya durdukça “Hüseyni Duruş” sahipleri de olacak, kendini dünya menfaatine satan alçaklarda(!).

Bize düşen Kerbela’dan ders çıkartarak şehit kanlarıyla sulanan kutsal vatan topraklarımızı  ve Yüce Dinimizin izzet ve şerefini “Hüseyni bir duruşla”  korumak, milli birliğimizi ve kardeşliğimizi her halükarda ihya etmek olmalıdır.

Bu itibarla bizler, Hazreti Mevlana2dan ilhamla “ Küsmek ve darılmak için bahaneler arayanlara inat , sevmek ve sevilmek için çareler aramanın  gayreti içinde bu programları yepmekteyız.

Bu itibarla bu meydanda bu meydanda bulunan veya bulunmayan tüm canlarımızı Allah için sevdiğimizi belirterek her şeye kadir yaratandan birliğimizi ve dirliğimizi bozmamasını, bozmak isteyenlere de  izin vermemesini diliyor, hepinize saygılar sunuyorum” ifadelerini kullandı.

PROTOKOL VE SELAMLAMA KONUŞMALARI

İktidar, hırs ve güç uğruna Hz. Hüseyin ve 72 arkadaşının şehit edilmesi, zulüm edilmesinin halen kalplerindeki acısının devam ettiğini ifade eden İlçe Belediye Başkanı Av. Baki Demirbaş, Yapıldığı ilk günden beri önyargıları silen bu programı hazırlayan ve ilçede birlik ve beraberlik adına önemli çalışmalara imza atan ÇUDEF yöneticilerine ve emeği geçenlere teşekkür ediyorum.

Kerbela şehitlerini rahmetle anan Başkan Demirbaş, 1342 yıl önce Hazreti Hüseyin Efendimizin şehit edildiği Kerbela olayı halen ilk günkü gibi içimizde bir acıdır, bir üzüntüdür. Tüm Şehitlerimize, Hazreti Hüseyin Efendimize ve 72 arkadaşına Allah'tan rahmet diliyorum." dedi.

Kerbela'da ki olay kıyamete kadar unutulmayacaktır.

Kerbela dediğimiz zaman, Hz. Hüseyin dediğimiz zaman halen gözlerimiz yaşarmakta ve üzüntülerimiz artmaktadır.

Muharrem ayındaki ibadetlerimizi Allah kabul etsin.

 Aşure içerisine onlarca ürün konularak yapılmakta ve her biri aşureye ayrı bir lezzet katmaktadır. Aşurede olduğu gibi ülkemizin de 85 milyon nüfusuyla ayrı bir rengi, ayrı bir tadı var.

Hep beraber birlik ve beraberlik içerisinde olursak inşallah güçlü Türkiye'nin yolu her zaman  açık olur” dedi.

AK Parti Ankara Milletvekili Nevzat Ceyhan, Hepinizi sevgi ile saygı ile ve muhabbetle selamlıyorum.

Önce Muharrem ayımızın ve aşuremizin hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.

Biz Anadolu da ne zaman dirlik ve birlik içinde olduk O zaman Anadolu’nun Türkleşmesinde ki mesafeyi çok hızlı bir şekilde aldık.

Dolaysıyla bizim gücümüzün temelinde birlik ve beraberliğimizin çok büyük bir önemi var.

AK Parti Ankara Milletvekili Zeynep Yıldız, “Hakikaten Muharrem Ayı’nın bizler için apayrı bir önemi var. Bugün burada Aşure ve Birlik Günü dolaysıyla bir araya gelmiş durumdayız

Az evvel değerli Belediye Başkanımızın da anlattığı gibi Aşure aslında bize bir şey anlatıyor.

Aşure kelime anlamıyla belki bize Muharremin 10. Günü’nü  karşılıyor.  Öte taraftan Aşure dediğimizde aklımıza gelen aslında aşure olarak dağıttığımız tatlının da bize söylediği bir şey var. Baktığımızda ise nohut tadında, tadı tuzu olmayan bir şeydir..

AK Parti Ankara Milletvekili Orhan Yeğin, Çubuk Belediyesi ve ÇUDEF’in çağrısına uyarak bugün buraya iştirak eden, Muharremin manasını, Muharremin şuurunu, Muharremin tarihsel geri planda bize aktardığı hüzünleri, kederleri, birliğimizin ve beraberliğimizin, dünyanın her döneminde her zamanında bu topraklarda bu coğrafyada baltalanmak istenen kardeşliğimizin aktörlerinin karşısında duran ve bu aktörlerin bu topraklarda hiç bitmeyeceği bilinciyle, ne kadar birbirimize tutkun olursak, ne kadar kardeş olursak, ne kadar birbirimizin zor zamanında, acı gününde bu acıyı, o zorluğu paylaşarak hayatı kolaylaştırmayı başarabilirsek, bir daha bu topraklarda hiçbir Kerbela ve o benzeri hadiseleri yaşanmayacağının bilinciyle bugün burada olan ve hayatını tanzim eden ve çoluk çocuğunu bu bilinçle yetiştiren ve bu bilinçle bir hayat yaşamak isteyen ve bugün bu  çağrıya uyarak buraya gelen çok kıymetli ağabeylerimizi, büyüklerimizi, dedelerimizi, kadınlarımızı, gençlerimizi ve çocuklarımızı, bu güzel programı  bize hazırlayan herkesi, bizleri bir araya getiren herkesi tebrik ediyorum, teşekkür ediyorum, hepinize hoş geldiniz diyorum.

Bu vesile ile programımızın, Muharremimizin hayırlara vesile olmasını Cenabı Allah’tan niyaz ediyor, saygılar sunuyorum. dedi.

KONFERANS

Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi (AYBÜ) İslami İlimler Dekanı Prof. Dr. Mehmet Ünal verdiği konferansta, “Ehlibeyt Sevgisi, Hz. Hüseyin ve Kerbela’yı Anlamak” konulu bir konferans verdi.

Prof. Dr. Ünal, “Muharremin 10. günü münasebetiyle tertip edilmiş olan bu programda özellikle tarihin çeşitli evrelerinde tahmin edilen birçok peygamberin hayatında yaşanan hadiselerinde bu güne rastladığına dair kaynaklarımızda bize bilgi aktarılan, bu münasebetle  tarihte yaşamış tüm nebileri ve o nebilerin  soyundan gelen onların kutlu nesillerini bu vesile ile selamlamak istiyorum.

O’nun yanında, hedefi karşısında biz Hüseyin’in yanında yer alacağımızı, aldığımızı, alabileceğimizi elbette biliyoruz dedi.

ETKİNLİKLER

Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Öğretim Üyesi Doç.Dr. Fatih Koca Şefliğinde, “İlahi Aşk Dinletisi” gönüllerde taht kurdu. 

“Anadolu’yu Aydınlatanlar” konulu drama gösterisi izleyicilerden tam not aldı.

Kalender Veli Ocağı Dedesi Ali Yahya Kalender “Gülbank” okudu.

Seyyid Hacı Turab-ı Derneği Semah Ekibi’nin gösterilerine yoğun ilgi vardı.    

AŞURE DAĞITIMI...

AK Parti Ankara Milletvekili Orhan Yeğin, İlçe Belediye Başkanı Av. Baki Demirbaş, AK parti Çubuk İlçe başkanı Erhan Kuşçu ve Çubuk Dernekler Federasyonu (ÇUDEF) Genel Başkanı Fuat Tuyan  davetlilere aşure ikramında bulundu.

PLAKET TÖRENİ

CUDEF Genel Başkanı Fuat Tuyan ve ABB Büyükşehir Belediye Meclis üyesi ve eski ÇUDEF Genel Başkanı Recep Taş tarafından; 

  • Dede Ali Yahya Kalender,
  • Seyyid Hacı Ali Turab-ı Derneği Semah Ekibi,
  •  Sunucu Nermin Gür Erdoğdu Erkan’a “Teşekkür Plaketi” takdim edildi.

AŞURE GÜNÜNÜN ANLAM VE ÖNEMİ...

Araplar İslam öncesi dönemde (cahiliye döneminde) dahi, kabile yaşantısının bencilliklerinden kaçınarak, Arabi ilk ay olan "muharrem" ayında birbirlerine savaş açmak gibi "yasaklanan" fiillerden kaçınır ve uzaklaşırlarmış.

 

Aşura Günü ise Muharrem ayının onuncu günüdür. İslam inancında bu günde birçok önemli olay meydana geldiğine inanılır ve bu güne kıymet atfedilir. Aşura'nın Arapça'da 10 manasına gelen 'aşara' kelimesinden türemiştir.

 

Sözcüğün Sami diller arasında ortak olduğu düşünülmektedir. Aşura, Musevilik inancında da “Büyük Kefaret Günü” olarak kullanılmıştır. 

 

Bizim milletimiz Peygamberimizi ve Ehl-i Beyt’ini daha fazla sever. Ehl-i Beyt-i yâd etmek bizim milli şiarımızdır.

 

Bu ayda Hz. Hüseyin ve Ehl-i Beyt’ine milyonlarca kez dua ediyoruz. Onları rahmetle ve şükranla anıyoruz.

 

İslam coğrafyasında Peygamberimize ve O’nun Ehl-i Beyt’ine olan sevgi sonsuzdur.

 

İlk Müslümanlar Hz. Muhammed’in yanına gelerek annem-babam sana feda olsun “ derlerlerdi.

 

Bize şahdamarımızdan yakın olan Yaratan'ın, örnek olması için diğer insanlara gönderdiği bir başka seçilmiş için, onun uğruna yapılabilecek bir fedakârlıktır bu; başka hiçbir vazgeçişe benzemeyen. Ancak onun huzurunda erişilecek bir duygu atmosferi ile ağızdan çıkabilir “Anam- babam sana feda olsun ey Allah'ın elçisi !” sözü; başka hiçbir kelama özenmeyen.

 

“Annemi babamı senin getirdiğin hakikat uğruna feda edebilirim” demek, "Senin yoluna, Rabbimin yoluna canımdan özgeler kurban olsun" demektir. İmanın da en kâmil halinin göstergesidir.

 

"Hiç biriniz beni, babasından, çocuğundan ve bütün insanlardan daha çok sevmedikçe iman etmiş olmaz." ( Buhari, İman 8 ) hadisinin şerhlerinde, babanın ardına anne, imanın önüne de kâmil(olgun) kelimesinin eklendiğine şahit oluruz. Yani ebeveyn sevgisi, evlat muhabbeti hatta dünyada en sevgili kimse, ona karşı duyulan hisler, Allah'ın ayetlerini bizlere ulaştıran elçinin sevgisine galebe çalarsa iman olgunlaşamaz.

 

Fuzuli:

Canı için kim ki cananın sever canın sever,
Canı kim cananı için sevse cananın sever.

 

Dizeleriyle;

 

(Dünyada her kim ki canını, cananı için severse aslında yine cananını sevmiş olur, aynı şekilde cananını yani sevgilisini kendi canı için seven kişi yine kendi varlığını sevmiş olur.) demektedir.)

 

Ve yine Süleyman Çelebi yazdığı bu esere Vesîletü’n-Necât adını vermesine rağmen halk arasında Mevlid ismi ile meşhur olmuştur 

 

Süleyman Çelebi, derin bir Peygamber sevgisiyle yazdığı bu eseri ile devrinde devlet ve toplum düzeninin karışmasına sebep olan Batınilik gibi bozuk inançlara da karşı çıkmış ve milletin inanç birliğinin korunması hususunda üzerine düşen görevi hakkıyla yerine getirmiştir.

 

Mevlid“doğmak”, “doğum zamanı” ve “doğum yeri” anlamları olan bir kelimedir. Ancak zamanla Peygamberi doğum gününde anmak ve kutlamak için yazılan eserlerin genel adı olmuştur.

 

Yunus Emre bir dörtlüğünde; “Gelin tanış olalım / İşi kolay kılalım / Sevelim, sevilelim/ Dünya kimseye kalmaz." Demişti.

 

MUHARREM AYI

 

Bilindiği üzere Hicri Yılbaşı ile Muharrem ayının 10. gününü Aşure Günü “ olarak idrak ediyoruz.

 

Aşure Günü’nün acılarımızın yanı sıra güzel günlere de vesile olduğunu görüyorum.

İşte bu gün de Hz. Hüseyin’in şehit olduğu gündür. O günü Müslümanlar lanetledi. Hiçbir

 

Müslüman o günden beri çocuğunun adını Yezit koymamıştır.               

 

Muharrem ayı hepinizin de bildiği gibi Müslümanlar için ayrı bir öneme haizdir.

 

Muharrem ayı birinci dereceden Şehrullah’tırAllah'ın ayı olarak bilinen Muharrem ayı, ilahi bereket, feyiz, rabbani iyilik ve hayır ayıdır.

 

Ramazan’ dan sonra en hayırlı oruçtur.

 

Aşure sadece Türk Milletine mahsustur. Birde Azerbaycan’da vardır.

 

Suudi Arabistan’da yoktur.

 

Aşure günü eve ufak-tefek erzak alınırsa, bir sene boyunca evde bereket olur.
 

Muharrem ayının onuncu günü Aşure günüdür.

 

 Muharrem ayı, Kuran-ı Kerim’de, kıymet verilen dört aydan biridir. Muharremin birinci günü oruç tutmak, o senenin tamamını oruç tutmak gibi faziletlidir. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:

 

Ramazandan sonra en faziletli oruç, Muharrem ayında tutulan oruçtur.[Müslim]

Bu ayın en kıymetli gecesi de Aşure gecesidir. Allahu Teâlâ, birçok duaları Aşure günü kabul etmiştir.

·       

  • Hazret-i Âdem'in tövbesinin kabul olması,
  • Hazret-i Nuh'un tufandan kurtulması,
  • Hazret-i Yunus'un balığın karnından çıkması,
  • Hazret-i İbrahim'in ateşte yanmaması,
  • Hazret-i İdris'in canlı olarak göğe çıkarılması,
  • Hazret-i Yakub'un oğlu Hazret-i Yusuf'a kavuşması,
  • Hazret-i Yusuf'un kuyudan çıkması,
  • Hazret-i Eyyüb'ün hastalıktan kurtulması,
  • Hazret-i Musa'nın Kızıldeniz'i geçmesi,
  • Hazret-i İsa'nın doğumu ve ölümden kurtulup, diri olarak göğe çıkarılması Aşûre günü oldu.

 

Hadis-i Şerifte buyruldu ki:

 

Aşure günü Nuh Aleyhisselam’ın gemisi, Cudi dağına indirildi. O gün Nuh ve yanındakiler, Allahü Teâlâ’ya şükür için oruçlu idiler. Hayvanlar da hiç bir şey yememişti. Allahü Teâlâ denizi, beni İsrail için, aşure günü yardı.

 

Yine Aşure günü Allahu Teala Adem Aleyhisselam’ın ve Yunus Aleyhisselam’ın kavminin tövbesini kabul etti.

 

 İbrahim Aleyhisselam da o gün doğdu. [Taberani]

 

Öteden beri Kureyş de, Resulullah da Aşure günü oruç tutardı. Medine’ye gelince de yine o gün oruç tuttu ve tutulmasını emretti. (Buhari, Müslim, Tirmizi, Ebu Davud)

 

Medine’de aşure günü oruç tutan Peygamber efendimiz, Yahudilerin de oruç tuttuklarını gördü.

 

(Niye oruç tutuyorsunuz?) diye sordu.

 

Onlar da, (Allah’ın İsrail oğullarını düşmanından kurtardığı bir gündür, Musa bu günde oruç tuttuğu için) dediler.

 

Resulullah Efendimiz de, Müslümanların bugün oruç tutmalarının sebebini anlatmak için, (Ben Musa Aleyhisselama sizden daha layığım) buyurdu. (Buhari, Müslim, Ebu Davud)

Bugün oruç tutmak çok kıymetlidir.

 

Peygamber Efendimiz, bugün bir hurmayı mübarek ağzında ıslatıp çocukların ağzına verirdi. Çocuklar, Resulullah’ın mucizesi olarak akşama kadar bir şey yiyip içmezlerdi. Bugün bazı hayvanların bile bir şey yemediği bildirilmiştir.

 

Peygamberimizin iki torununu da çok severdi. Onları sırtında taşır, indirmezdi.

Hz. Peygamber torunlarını evde bazen sırtına, bazen karnının üzerine alıp eğlendirdiği rivayet edilir. Hatta zaman zaman camide namaz kıldırırken bile çocuklar onun omzunda veya sırtında olurlardı.

 

Bazen Resulü Ekrem secdeye gidince Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin de gelip sırtına binerlerdi. Hz. Peygamber secdeden kalkarken onları yumuşak bir şekilde alıp yere bırakırdı. Secdeye gidince onlar yine sırtına binerlerdi, bu durum, namaz bitene kadar bu şekilde devam ederdi.

 

Namaz bitince ise Resulullah onları hiç kızmaksızın alıp dizlerine oturturdu. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 513).

 

Bir defasında Hz. Peygamber secdedeyken sırtına Hz. Hasan veya Hz. Hüseyin binince, ininceye kadar secdeyi uzatmıştı. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, III, 494; Nesâî, Tatbik, 82)

 

Bir gün Hz. Peygamber zekât hurmalarını dağıtırken Hz. Hasan kucağında bulunuyordu. Dağıtma işi bitince onu omzuna almıştı. (Müsned, II, 279) Sahabeden Berâ (r.a.)

 

Hz. Peygamber'in omzunda Hz. Hasan olduğu halde; “Allah'ım, doğrusu ben bunu seviyorum. Onu sen de sev” dediğini rivayet eder. (Buhârî, Fedâilu'l-Ashab 22)

 

EHLİ BEYT

 

Dar çerçevede; Hz Muhammed, Hz. Ali, Hz. Fatıma, Hz. Hüseyin ve Hz. Hasan’dan ibaretti.

 

Çocuklara Hasan, Hüseyin, Hasan Hüseyin, Mehmet, Ali ve Mehmet Ali isimleri vermek bizim İslam kültürümüzde mevcuttur.

 

Kılmış olduğumuz namazlarda Peygamberimize salât-selam ederiz. Torunlarına da salât ve selam ederiz.

 

KERB-Ü BELA NE DEMEK?

 

Kerbela kelimesinin aslı Kerb-ü Bela’ dır.

 

Kerb, Arapça bir kelimedir ve Latin lisanı ile tercümesi; Tasa, üzüntü, kaygı, bela, musibet, facia demektir.

 

Bela Kelimesi de Arapça bir kelimedir ve yukarıdaki örneklere uygundur.
 

İkisinin birleşmesi ile meydana gelen Kerbela kelimesinin manası, üst üste gelen;

 

* Tasa üstüne tasa,

 

* Üzüntü üstüne üzüntü,

 

* Kaygı üstüne kaygı,

 

* Bela üstüne bela,

 

* Musibet üstüne musibet,

 

* Facia üstüne facia demektir. Yani katmerli felaket-musibet demektir...

 

Kerbela da Peygamberimizin canları gitti.

 

Kerbela’nın başından hala belalar eksik olmuyor. Siyasi ihtiraslar uğruna kan eksik olmuyor.

İnsanlık Kerbela da can verdi.

 

Kerbela olayında caniler ve katiller Hz. Hüseyin’i atından düşürüp başını kesmişlerdir.

 

Muharrem ayı matem ayına dönüşmüştür.

 

Kerbela Savaşı  (10 Ekim 680)

 

Yezid'in valisi İbn-i Ziyad 30 bin kişilik orduyu Hüseyin'in üzerine gönderdi. Askerler kampın etrafını sardılar ve Hüseyin ile görüşmelere başladılar. 

 

Hüseyin, kuşatmanın kaldırılmasını, kendisi ile birlikte ailesi ve taraftarlarının da Irak'ı terk etmesine izin verilmesini istedi. Ordunun komutanı Ömer bin Sa'd bu teklifi makul buldu ve üstlerine iletti.

 

 Bu teklif İbn-i Ziyad'ın da hoşuna gitti ancak yönetimde söz sahibi olan Emeviler’den Şimr bin Zi'l-Cevşen, Bahteri bin Rebia ve Şeys bin Rebia karşı çıktılar. Ömer bin Sa'd'a, Hüseyin ve beraberindekileri öldürmesini, yoksa kendi canından olacağını söylediler.

 

Muharrem ayının 7'sinde Ömer bin Sa'd çemberi daralttı ve kampın suyollarını kesti. Muharrem ayının 9'unda, kampın su kaynakları tükendi ve önlerinde sadece savaşmak ya da teslim olmak seçeneği kaldı.

 

Hüseyin, Ömer bin Sa'd'a sabaha kadar ibadet etmek istediklerini söyledi. Ancak hiçbiri yerinden kıpırdamadı.

 

Hüseyin'in taraftarlarından ilk olarak Hur, Habib bin Mezahir gibi Hüseyin'in ve babası Ali bin Ebu Talib'in yakın arkadaşları dövüştüler ve birer birer hayatlarını kaybettiler. Bunlardan sonra Hüseyin'in akrabaları dövüştüler.

 

Ölenler arasında Hüseyin'in oğlu Ali el-Ekber, kardeşi Hasan'ın oğlu Kasım, tek taraftan kardeşi ve sancaktarı Abbas (Alemdar) da vardı. Bu arada Yezid'in ordusu da çok fazla kayıp vermişti. Kadınlar ve çocuklar çadırlarda birbirlerine sarılmış, savaşın bitmesini bekliyorlardı.

 

Hüseyin'in oğlu İmam Zeynel Abidin de, savaşamayacak kadar hasta olduğu için çadırdaydı. Hüseyin diğer oğlu Ali Asgar henüz altı aylıktı ve susuzluktan ölmek üzereydi. Hüseyin oğlunu kucağına aldı ve Yezid'in ordusunun karşısına dikildi.

 

Çocuğa bir yudum su vermelerini istedi. Ama Hurmala bin Kâhil, Ömer bin Sa'd'ın emri ile çocuğu okla vurdu. Boynundan vurulan bebek oracıkta can verdi.

 

(Bu nedenle Muharrem ayının birinden 10 Muharreme kadar fazla su kullanılmaz.)

 

HZ. HÜSEYİN'İN ŞEHİT EDİLMESİ

 

Hüseyin oğlunu gömdükten sonra tekrar düşmanın karşısına çıktı ve onları teslim olmaya davet etti. Birebir savaşta çok fazla kayıp veren Ömer bin Sa'd'ın ordusu Şimr bin Zi'l Cevşen'in emriyle toplu hücuma geçti ve her taraftan ok ve mızraklar Hüseyin'in üzerine yağmaya başladı.

 

Sinan bin Enes en-Nehai veya Şimr bin Zi'l Cevşen kafasını kılıçla keserek Hüseyin'i öldürdü. Kafası mızrağa takıldı ve herkese gösterildi. Üzerindeki değerli eşyalar alındı ve yarı çıplak bırakıldı.

 

Ubeydullah bin Ziyad'ın emri üzerine Hüseyin'in cesedi atlara çiğnetildi. Daha sonra Yezid'in askerleri çadırlara girdiler ve kampı yağmalamaya başladılar. Ölen 72 kişinin cesedi El-Gadiriye köylüleri tarafından ertesi gün defnedildi.

 

Ertesi gün kadınlar ve çocuklar develerle yargılanmak üzere Küfe üzerinden Şam'a götürüldüler. Çok kötü muamelelere tabi tutuldular. Açlık ve susuzluğun üzerine Hüseyin ve askerlerinin kaybının acısı da eklenmişti.

 

Yezid'in bu kötülükleri yapmaktaki amacının Hüseyin'in destekçilerinin ne hallere düştüğünü gösterip, halkın desteğini kaybetmesini sağlamak olduğu söylenir.

 

Bununla birlikte Kerbelâ'dan Kûfe'ye ve Kûfe'den Şam'a yapılan yolculuklarda Hüseyin'in kız kardeşi Zeynep bin Ali ve oğlu Zeynel Abidin her fırsatta Yezid'in neler yaptığını ve Kerbela'da işlenen suçları Müslümanlara anlattılar. Yezid'in mahkemesine çıkarıldığında Zeynep büyük bir cesaret örneği sergileyerek Yezid'in halifeliğinin geçersiz olduğunu ilen etti ve Hüseyin'in Yezid'e başkaldırısını övdü.


Tutuklular bir sene Şam'da tutuldular. Hüseyin'in 4 yaşındaki kızı Sakine bin Hüseyin acıya dayanamayarak vefat etti. Yerel halk tutukluları hapiste yalnız bırakmadı ve Zeynep bin Ali ile Ali bin Hüseyin her gelen ziyaretçiye Hüseyin'in haklı davasını anlattılar.

 

Günümüz Suriye ve Irak'ına denk gelen topraklarda Yezid aleyhtarı oluşumlar baş göstermeye başladı. Durumdan endişelenen Yezid tutukluları serbest bırakarak Medine'ye gönderdi. Yaşananlar kulaktan kulağa yayıldı ve Kerbela Olayı günümüze kadar  ‘Aşure Günü'nde yâd edilerek geldi.

 

Hazret-i Hüseyin, 10 Muharremde şehit edildi. O yüce imamın şehit edilmesi, elbette bütün Müslümanlar için büyük musibet ve üzüntüdür.

 

Hazret-i Ömer, Hazret-i Osman, Hazret-i Ali ve Hazret-i Hamza’nın şehit edilmeleri de, böyle büyük musibet ve üzüntüdür.

 

Fakat, Peygamber Efendimiz, Hazret-i Hamza’nın şehit edildiği günün yıldönümlerinde matem [yas] tutmadı. Matem tutmayı da emretmedi. Matem yasak olmasaydı, herkesten önce Peygamber Efendimizin ölümü için matem tutulurdu. Hadis-i şeriflerde buyruldu ki:
 

(Matem tutan, ölmeden tövbe etmezse, kıyamette şiddetli azap görür.) [Müslim]

İki şey vardır ki, insanı küfre sürükler. Birincisi, birinin soyuna sövmek, ikincisi, ölü için matem tutmaktır. [Müslim]

 

Alevi ve Bektaşilik kavramının kültürel kimliğin çok önemli bir kurucu unsuru ve İslam içi bir zenginliktir.

 

Sevgi ve muhabbete dayalı İslam anlayışının bir tezahürü olarak görüyoruz. Diğer İslam coğrafyalarında bu denli bir hoşgörü yoktur.

 

Ahmet Yesevi geleneğinin mümessilleri olan başta Tabduk Emre, Hacı Bektaşı Veli, Yunus Emre gibi kısmen Alevi ve Bektaşi kültürüyle yoğrulmuş İslam dininde sevgi, muhabbet ve hoşgörüyle yoğrulmuş, hoşgörüyü öncelemiş bir İslam anlayışımız mevcuttur.

 

Onun için bizim milletimizden DEAŞ benzeri El-Kaide benzeri anlayışlar çıkmaz.

 

Aşure, Hz. Nuh’tan kalma bir tattır. Başka bir millette yoktur.

Aşure Türk milletine mahsus bir yiyecektir. Türkiye'de ve Azeri kardeşlerimizde aşure geleneği vardır. Onun için Caferi geleneğine sahip İran'da aşure geleneği yoktur.

 

Aşure’nin yanında Gülsuyu sunulur. Gülsuyu Hz. Muhammed’in tenidir.

 

SONUÇ;

 

Kerbela, İslam tarihinde en trajik, en dramatik, en sıkıntılı bir günü demektir. Bu elim hadiseye Türk milleti olarak dâhilimiz olmamıştır. Bu olay Türkler Müslüman olmadan 200 sene önce olmuştur.

 

Bu olay Arap-Emevi hanedanlığının Peygamberin Ehli Beyti’ni toprağa düşürdüğü bir olaydır.

 

 Bu olay ibret olmalıdır. Bu olayı yapanlara lanet okuyacağız.

 

Müslümanlar sakının; Haset, kibir ve gurur birer Yezit’tir. 

 

Alçakgönüllülük ise: Sevgi, saygı, hoşgörü, dayanışma ve yardımlaşma, Hz. Ali’dir, Hz. Hüseyin’dir, Hz. Fatıma’dır.

 

img-20220819-wa0000-vert1.jpgimg-20220820-wa0002-vert2.jpg2imgm8298-vert3.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Kültür Sanat