İNSANLIĞIN KURTULUŞU VE HAY-DER 5 YAŞINDA...

NEVZAT AMCA ÇOCUKLARLA

            HAY-DER “İNSANLIĞIN KURTULUŞU, KUTLU DOĞUM”u kutladı.

            HAY-DER Hayırda Yarışanlar Derneği, 5. Yaşını idrak ettiği bu gün, “İnsanlığın kurtuluşu KUTLU DOĞUM” adıyla bir kutlama toplantısı yaptı. Konya, Necmettin Erbakan Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ramazan Altıntaş’ın hatip olarak katıldığı bu coşkulu gün, Ankara/Ulus’da ki Yüzüncü yıl Konferans salonunda yapıldı.

            Merhum Erbakan Hocamızın yaptırdığı ve içinde namazlarını kıldığı Balgat Hamidiye Camisi İmam ve Hatibi Emrullah Kahraman Hocamızın okuduğu bir aşrı şerifle başlayan programda ilk selamlama konuşması Derneğin Genel Başkanı Makine Mühendisi ve MGV Şeref Başkanı Nevzat Laleli yaptı.

            Laleli konuşmasında Konya’dan katılan Prof. Dr. Ramazan Altıntaş’a ve misafirlere hoş geldiniz dedikten sonra; “Derneğimiz bu gün 5 yaşına girmiştir. Bu gün aynı zamanda sevgili Peygamberimizin doğum günüdür. Biz bu iki hayırlı günü birlikte kutluyoruz. Bu günlerin hepimize, milletimize, İslam âlemine ve bütün insanlığa hayırlar getirmesini dilerim” demiştir.

            Sahnede arka fonda gördüğünüz gibi derneğimiz, “Mutlu insan, Sağlam aile ve Güçlü toplum” olmak üzere üç ayrı hedefe erişmek için çalışmaktadır. Bu ifadelerden şu da anlaşılmalıdır. Bu gün insanımız mutsuzdur, aile sağlam değildir ve toplumumuz maalesef güçlü toplum değildir.

            Önce dertlerin tespiti yapılmalıdır ki onlara çözüm bulunabilinsin.

            Hemen belirtmeliyim ki ülkemizde çalışan binlerce dernek ve vakıf vardır. Fakat bunların çalışmalarına ve programlarına bakarsanız hemen hepsi “insanın mutluluğunu” sağlamaya yönelik çalışma yapmaktadırlar. Ya fakirlere yardımlar yapmakta ya gençlerin ilim öğrenmesine çalışmakta veya insanın nefis terbiyesini hedef alarak onu sağlamaya çalışmaktadırlar. Bu çalışmaların hepsi ferdi hedef almakta ve insana yapılmaktadır.

            Ülkemizde aileyi hedef alan ve onu kuruluşundan itibaren takip eden, ailenin çeşitli maddi ve manevi sıkıntılarla karşılaşması halinde o sıkıntıları çözmeye çalışan bir dernek veya vakıf bulunmamaktadır. Hele toplumu hedef alan ve toplumu güçlenmesini sağlayacak çalışmalar yapan tek bir dernek ve vakıf yoktur. Böyle bir problemin olduğundan bile habersizlerdir.

            HAY-DER’in yaptığı gibi üç önemli hususu aynı anla ele alan ve bu hedeflere çalışan hiçbir kurum ve kuruluş da yoktur. Bu tespitimize Aile ve Sosyal politikalar Bakanlığı da dâhildir. İşimizin ne kadar zor ve yükümüzün ne kadar ağır olduğunu bilmem anlatabiliyor muyum?” demiştir.

            İNSANLIĞIN KURTULUŞU KUTLU DOĞUM

            Necmettin Erbakan Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ramazan Altıntaş, Peygamber efendimizin doğumu ve risaletine ayırdığı konuşmasında özetle;”İslam tek başına yaşanacak bir din değildir. Peygamberimizin Mekke ve Medine dönemi olarak iki dönemi bulunmakta, inzal olan ayetlerin de “Mekki ve Medeni ayetler” olarak iki tasnifi bulunmaktadır. Mekki ayetler iman esaslarını esas alırken, Medeni ayetler, toplumun idaresini hedef alan ahkâm ayetleridir. Bu ayetler içinde ahlak, ekonomi, ilim, hukuk ve siyaset gibi kuralları bulunmaktadır.

            Medeni ayetler dinin ikmal edilmiş halidir. Nitekim Cenab-ı Hak; “Nimetimi tamamladım. Dininizi ikmal ettim ve size din olarak İslam’ı seçtim” buyurmaktadır. Bu ayetten anlıyoruz ki dinimizde her şey bulunmaktadır. Ne eksik ne de fazla bir şey yoktur. Bir başka anladığımız şey ise İslam dışında bir dinin bizden kabul edilmeyeceğidir. Zaten kul olan da bizleriz. Müslüman, Allah’ın gönderdiklerini kabul eden demektir” demiştir.

            İslam’ın toplum olarak ancak yaşanabileceğini, ferdi bir İslam yaşayışının İslam olmadığını vurgulamıştır.

            Konuşmanın sonunda bu günün bir hatırası olarak HAY-DER Genel Başkanı Nevzat Laleli, hatip Prof. Dr. Ramazan Altıntaş’a bir teşekkür plaketi takdim etmiştir.

            Mamak Öztoprak Camisi imamı Mustafa Cambaz ile Anafartalar mescidi imamı Yasin Babayiğit’in ney eşliğinde okudukları ilahiler ve naat dinleyicileri maneviyat ortamına çekerek onların derin haz yaşamalarını sağlamıştır.