ÜÇ AYLAR

Abdurrahim Somuncu (Emekli Müftü)

                               

           

         Üç ayların birincisi olan, Recep ayının ilk Cuma gecesi Regaip kandilidir. Regaip demek “ilgi duyulan ve rağbet olunan” demektir. “Leylei Regaip” demek; Allah’ın kullarına ata ve ihsanının bol olduğu gece demektir. Üç aylar diye anılan, kameri aylardan, Recep, Şaban ve Ramazan aylarıdır. Bu üç aylar içinde yapılan ibadetlerin, feyzi, bereketi ve sevabı, bol olan aylardır.

          Recep ayının 26-27’ye bağlayan gece de Miraç gecesidir. Miraç gecesi; Peygamber Efendimiz (s.a.v.) in, göklere çıkışı ve Allah ‘dan  vahye mazhar oluşu  gecesidir.

 

         Bu üç aylardan ikincisi olan Şaban, ayının 14-15’e bağlayan gece de Berat gecesidir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bu gecede çok ibadet eder ve dua ederdi.                                                                                                                  

         Üç aylar; bizler için manevi kazancı bol olan, aylardandır. Bu üç ayları gönül uyanıklığı içinde geçirmeye çalışmalıyız.                                                          

 

        Dünyamızı yıldızlar, ay ve güneş nasıl aydınlatıyorsa, biz Müslümanların da, dini ve manevi sahamızı, bu aylar aydınlatmaktadırlar.

        

       Üç aylara, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) çok değer vermişlerdir. Bir hadisi şeriflerinde Peygamberimiz (s.a.v.) “Ey Allah’ım bizim için Recep ve Şaban ayını mübarek kıl ve bizi Ramazan ayına ulaştır.” Buyurmuşlardır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bu aylarda çok ibadet yaparlardı. Pazartesi ve Perşembe günleri de, özellikle oruçlu geçirirlerdi.

         Üç aylarda, günahlarımızdan arınmak için, tövbe ve istiğfarda bulunmalıyız, hayır ve hasenat yapmalıyız. Üzerimizde kul hakları varsa,  onları ödemeliyiz. Vaktinde kılamadığımız namazlar, tutamadığımız oruçlar ve veremediğimiz zekâtlar varsa, bu borçlarımızı ödemeliyiz.

        Yüce yaratıcımızın biz kullarına vermiş olduğu nimetleri sayısızdır. Peygamber Efendimiz(s.a.v.) bizim örneğimiz ve önderimizdir. “…Ya Rasulullah niçin çok ibadet yapıyorsun? Sorusuna cevaben (efela ekune abden şeküra )“Ben Rabbime çok şükreden bir kul olmayayım mı?”buyurmuşlardır.

          AllahuTeala hiçbir kulunu ibadetten muaf, tutmamıştır. Peygamberler hakkında Mü’minün suresi ayet 51’de “Ey Peygamberler, helal ve hoş şeylerden yiyin ve güzel işler yapın. Çünkü ben bütün yaptıklarınızı bilirim.”buyrulmaktadır.

       Her şeyin bir gayesi ve hedefi olduğu gibi, insanların da yaratılış gayesi Yüce Yaratıcıya karşı, kulluk görevini yapması ve rızasını kazanması olmalıdır. Kur’an-ı Kerimde Zariyat suresi ayet 56 da” ben cinleri ve insanları ancak, bana, kulluk, etsinler, diye yarattım.”buyrulmaktadır.

         Bizler nefes almak için, nasıl ki, oksijene,  acıktığımız dada, gıdaya ihtiyacımız varsa; ruhumuzun da, gıdası olan ibadete ihtiyacı vardır. İbadetleri; Kur’an-ı Kerimde ve hadisi şeriflerde yer aldığı şekilde ve vasıfta yapmalıyız. Peygamberimiz (s.a.v.) bir müslümanın namaz kıldığını görüyor ve beğenmiyor.(Kum fesalli fe inneke lem tüsalli)”kalk namaz kıl zira sen namaz kılmadın.” buyuruyorlar. Bu zat tekrar namaz kıldıysa da yine beğenmiyor. Bu hal üç defa tekrarlanıyor.

         Biz insanların diğer varlıklardan farkımız ve üstünlüğümüz de, Allah’a kulluk yapmamız sayesinde olmaktadır. Kıyame suresi ayet 36’da “ insan,kendisinin başı boş, bırakılacağınımı sanır!.”buyrulmaktadır.

        

         İbadet; insanı kötülüğe iten nefsin şerrinden korur. Aşırı arzularını firenler. İbadetsiz insan, meyvesiz ağaca benzer demişler. Üç ayların manevi iklimini değerlendirelim, birbirimizi sevelim, sayalım, aramızdaki kin ve husumet duygularını, atalım, kardeşlik ve vatandaşlık duygularımızı geliştirelim.Üç Aylarınızı, tebrik ederim Allah’a emanet olunuz.