TRAFİK’TE ÇİFTE STANDART...

Şuayip Yaman Görünen Köy

GÖRÜNEN KÖY...           

 

İlçenin önemli sorunlarından birisi de trafik sorunudur.

Sınırlı Süreli Park Bölgesi İşaret Levhaları’nda Süre belirtilmemiş...

 

Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Ulaşım Koordinasyon Merkezi’nin (UKOME)’ nin 30 Mart Yerel Seçimleri’nden sonraki ilçedeki ilk icraatı Atatürk Caddesi (İzzet Korman Sokağı girişi ile Köprübaşı arasındaki yol) ile Kıbrıs Caddesi’nin Ziraat Bankası girişinden başlayan ve Avan Market’e kadar olan yolun sağ tarafında “Sınırlı ve Süreli Park Bölgesi İşaret Levhası”  uygulaması başlatmak oldu. Atatürk Bulvarı’na ne hikmetse bu levhayı koymadı veya koyamadı. Böylece ilçe  trafiğinde bir çeşit çifte standart uygulamaya imza atmış oldu.

Sınırlı Süreli Park Bölgesi İşaret Levhası: Park etmenin ücretli veya ücretsiz olarak belirli bir süreyle sınırlandırılmış olduğu bölgeye girildiğini bildirir. Levhanın altındaki süre sınırlarına ve sınırlama sistemi (parkmetre, park diski) gösterileceğinden, bu hususlara dikkat edilir.

İlçe Trafik Ekipleri Sınırlı Süreli Park Bölgesi İşaret Levhası bulunan yerlere sağlı –sollu park eden araç sürücülerini hemen her gün önce plakalarını okuyarak uyarıyor. Bir müddet sonra da cezai müeyyide uyguluyor. Araçlara para cezası kesiliyor. Fakat Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı UKOME tarafından bu levhaların altında veya kenarında süre belirtilmediği için araç sahipleri haklı olarak cezalara isyan ediyorlar.

İlçeye özellikle hafta sonu (Cumartesi, Pazar) Ankara ve ilçelerinden araçlarla tek-tük turist geliyor. Bunlar Kıbrıs Caddesi ve Çarşı İçi’nde araçlarını sağlı sollu park ederek alışveriş için işyerlerine gidiyormuş. İşte bu arada da olanlar oluyormuş.. Bunlardan bazıları, “Aracımızı park ederek ilçenizin yöresel ürünlerinden et, turşu, unlu mamullerinden veya kontör almak için işyerlerine giriyoruz. Alışverişimizi yapıp araçların yanına geldiğimizde bir de ne görsek, aracımızın kelebek camına veya sileceğine sıkıştırılmış bir ceza makbuzu ile karşılaşıyoruz.  Ülkemizin o kadar turistik yerini geziyoruz. Hiçbir yerinde böyle bir uygulamayla karşılaşmadık. Çubuk’a ilk defa gelmiyoruz. Ama böyle bir uygulamayı ilk defa Çubuk’ta gördük. Oysa önceleri Çubuk’ta böyle bir uygulama yoktu. Yeni kondu herhalde.. Bir daha buraya gelmeyiz” diyorlar.

Bu suretle ilçeye gelen konukların araçlarına sürekli ceza kesiliyor. Emniyet yetkilikleri de bunu doğruluyor. Bir emniyet yetkilisi Belediye’nin hatalı icraatından dolayı bu bölgelerde haftalık 35 bin aylık 150 bin lira ceza kesiyoruz. Belediye Sınırlı Süreli Park Bölgesi İşaret Levhaları’nın yanına veya altına süreyi belirtse ceza kesmeyiz” dedi.

İki caddeye de Park Yasağı Levhası konulmuş ama süre belirtilmemiş, bu süre belirtilmiş olsaydı. Bu araç sahipleri de riayet ederdi. Etmeyenlere de haklı olarak cezai müeyyide uygulanırdı. Çünkü kanunun kestiği parmak acımaz.

Bu iki caddedeki bu levhaların yanına örneğin, “burada en fazla 15, 30, 45 dakika gibi park edilebilir. Bu süreden sonra cezai işlem tahakkuk ettirilir’ diye ikaz levhası yazılsaydı. Bu bir caydırıcı unsur olurdu. Araç sahipleri de boşu boşuna ceza yemezlerdi. İlçe Trafik Şubesi araçlara ceza yazmaya meraklı mı? Örneğin;

Antalya Belediyesi Park Yasağı Levhası olan cadde ve sokaklara görevliler koymuş, bunlar oraya park eden araçların park ettiği saatleri yazıyormuş, 15 dakika geçince de park ücreti olarak makbuz kesiyorlarmış..

Bu konuda araç girişi ve çıkışı uyarı levhaları ile düzenlenebilir. Belediyenin atıl durumdaki Trafik Zabıtası bu konuda çalışmalar yapabilir. Çünkü trafik zabıtasını ben görmedim, siz gördünüz mü?

Bizde de neden olmasın.. Hani ilçemizde turizm canlandırılacaktı. Turisti böyle mi karşılayacağız,  onlara böyle mi muamele edeceğiz?

Aklın yolu bir, ama biz ne yapıyoruz; Araç sahibi bilgilendirilmeden, bir ikaz, uyarı yapmadan, bir kolaylık göstermeden direkt olarak cezai müeyyide uygulanmasına sebep oluyoruz.

 Vatandaş park konusunda bilgilendirilirse hem mağdur olmaz, hem de görevini yapan trafik görevlileri dikkatleri üzerine çekmez.

Cezai müeyyide uygulatmak için mi bu iki caddeyi de çift yönlü olarak trafiğe açtınız!..tek yön iken cezai müeyyide yoktu. Bilindiği üzere bu iki cadde  yerel seçimlere bir hafta kala trafiğe açılmıştı. Caddelerde işyeri olanlar “keşke tek yön olsaydı da böyle bir uygulama ile karşılaşmaz, gelen müşterilerimizi küstürmezdik” diyorlar.

Atatürk Caddesi’nin eski Şabanözü Yolu ile Ankara Bulvarı Güzergahı’nda Levha Yok, Yaptırım Yok, Cezada Yok.. Neden Acaba?

Atatürk Caddesi’nin Ankara Bulvarı istikametinde ise “Sınırlı ve Süreli Park Levhası” yok. Oysa Çarşı İçi gibi burası da Devlet Yolu.. Burada Başgimpa ve Harikalar Diyarı ve yeni açılan Yunus Market var. Araçlar bu marketlerin önünde yol istikametinde değil, genel olarak inadına yapar gibi çapraz olarak park ediyorlar, üstelikte 2 araçlık yer kaplıyorlar. Trafik burada tek şeritten işliyor.

İlçe Kaymakamı, İlçe Belediye Başkanı ve İlçe Emniyet yetkilileri ile trafik ve zabıta ekipleri her gün buradan geçerler. Ama burada uygulanan çifte standardı bir türlü göremezler veya görmek istemezler? Nedendir acaba? (Bu olayı birkaç defa bu sütunlarda gündeme getirdiğim halde yetkililerden şimdiye kadar bir çıt bile çıkmadı.) Üstelik bu markerlerin önü sabahtan akşama çöpten geçilmiyor.

Harikalar Diyarı ve Başgimpa Market’in yetkilileri, işyerlerinin önüne park eden araç sahiplerine, “Arkada park yerimiz var. Araçlarınızı oraya park edebilirsiniz.”

Ama onlar, “hemen girip-çıkacağız.”  

Biz de, “bir şey yapamıyoruz” diyorlar.

Harikalar Diyarı, Başgimpa Market gibi işyerlerinin önünde araç sahipleri, araçlarını (yan - çapraz fark etmez) istedikleri gibi park edip, kazasız-cezasız rahatça alışverişlerini yaparken, Çarşı İçi ve Kıbrıs Caddesi üzerinde araçlarını yol istikametinde paralel olarak park edenler ise sürekli cezai müeyyide ile karşı karşıya kalıyorlar.

Harikalar Diyarı ve Başgimpa Market, Atatürk Bulvarı üzerinde ve buralarda nedense Sınırlı Süreli Park Bölgesi İşaret Levhası yok. Yine Kiler Market’in önünde de park yeri yok. Araçlar burada da gelişigüzel park ediyor. Kimsede bu durumu görmüyor. Dolaysıyla bu markete cezai müeyyide de uygulanmıyor.

 

Atatürk Caddesi (çarşı İçi) ve Kıbrıs Caddesi’ndeki esnaflar üvey evlat mı? Oysa en fazla kirayı bu caddelerdeki işyerleri ödüyor.

Bu çifte standart olmuyor mu? Nerede kaldı hak, adalet ve eşitlik?

UKOME’ yi Kim Bilgilendirecek?    

Sınırlı Süreli Park Bölgesi İşaret Levhaları’ nın yanına UKOME’ nin “sınırlı süreli” kararı yazılıp, park süresi belirtilirse, hem araç sahibi ve hem de trafik ekibi buna göre hareket eder. Araç sahipleri de rahat bir nefes alır. Her an cezai müeyyide ile burun buruna gelmezler. Alışverişlerini huzur içinde yaparlar. Süresinde de araçlarının yanına giderler.

Ama en iyisi bu uygulamayı Belediye görevlilerinin yapmasıdır. Başkan Dr. Tuncay Acehan ile geçtiğimiz günlerde yaptığım bir sohbette, Çarşı İçi ve Kıbrıs Caddesi’ndeki trafik cezası uygulamalarını gündeme getirdim ve Başkan’a, “Sınırlı Süreli Park Bölgesi Levhaları’nın olduğu yerlere süre belirten bir levha koysanız. Yanlarına da görevliler koysanız. Araç sahipleri de buna göre kendilerini ayarlasalar ve de ceza yemeseler, olmaz mı ?” dedim. Başkan, “Bu konuda biz bir şey yapamayız. Konu UKOME’yi ilgilendiriyor” dedi.

Peki ilçedeki trafikle ilgili sorunları UKOME’ye Çubuk Belediye bildirmeyecekse, kim bildirecek? Acilen bir yetkili kurum veya kuruluş aranıyor.

İlçenin içme suyu ile ilgili sorunlarını Büyükşehir’e kim bildirecek? Doğalgaz, Altyapı ve kanalizasyonlarla ilgili sorunlarını Büyükşehir’e kim bildirecek? Belediye değil mi? Hani Metropol İlçe olmak bir ayrıcalık idi. Hani Çubuk’a hizmetler oluk gibi akacaktı? Hani, “Ankara’da ne varsa, Çubuk’ta da o olacaktı? Nasıl oldu da unuttuk?

O zaman Çubuk Belediyesi’nin görevi nedir? Sadece göstermelik ve rastgele çöp toplamak, emlak vergisi toplamak ve masa başında oturmak mıdır?

İlçede Oto Park da Yok

İlçede cadde ve sokaklarda insandan fazla araç var. Araç sahipleri araçlarını istedikleri yerlere rahatça park edebiliyorlar. Bunlara da cezai müeyyide uygulanmıyor. Sizin evinizin önüne bile park edebiliyorlar. Bir şey diyemiyorsunuz, yoksa dayak ve küfür yersiniz. Etkililer, yetkililer bunları da seyrediyor.  

Ayrıca 100 bin kişilik ilçede “Parka Gider” levhası bile yok. Yoksa Çubuk ilçesi “Metropol İlçe“ değil de bir mezra mı?

                                               Yollar İyice Daraldı

Özellikle Kıbrıs ve Atatürk Caddeleri kentin işlek yerlerinden sadece ikisi.. Buralarda dakikada onlarca araç geçiyor. Aslında geçmeye çalışıyor desek daha doru bir tabir olur. Yollar sağlı sollu ve hatta bazı yerlerde (Başgimpa ve Harikalar Diyarı önü) inadına çapraz park edilmiş araçlarla dolu..Trafik adeta kilitlenmiş gibi.. Dolaysıyla diğer araçlara daracık bir yer kalıyor. Sağduyulu sürücüler sağlığını yitirmek üzere..

Çevredeki dükkanlar ve işyerlerine eşya taşıyan kamyon veya kamyonetler zaman zaman bazı yolları kullanamaz hale getirmekte. Esnefı dinlediğimde onlara hak vermemek mümkün değil, “mağazamıza veya dükkanımıza mal indirmek zorundayız. Peki aracımızı nereye park edeceğiz, yer yok. Bizde mecburen ikinci bir sıra oluşturuyoruz. Üstelik tüm sokak ve caddeler araçların istilası altında, aracımızla sokaklara giremiyoruz” diyorlar.

Bir sigara, bir kibrit veya bir ekmek almak için 30-40 metre mesafedeki bir bakkala veya markete araçla giderseniz, olacağı budur.

                                   Taksi Durağına Kim Neye Dayanarak İzin Verdi?

“Sınırlı Süreli Park Bölgesi İşaret Levhası” olan bir yere Taksi Durağı izni verilmiş.. Üstelik burada park yapılmaz levhası var. Ayrıca burada engelli rampası var. Bu nasıl durak? Bu durağa kim ve nasıl izin verdi?

İlçede “Oto Pazarı” da Yok 

Modern ve Çağdaş! İlçede, “Oto Pazarı” da yok. Bu nedenle de araçlarını satmak isteyen vatandaşlar araçlarının arka ve yan camlarına satılık ilanı ile birlikte telefon numaralarını da yazıp sokak ve caddelerin önüne bırakıp gidiyorlar. Özellikle de Cevher Market’in önündeki Mevlana Sokak’ta her gün sağlı - sollu park etmiş en az 10 satılık aracı bu şekilde görmek mümkündür.

İddialara göre; İlçe Trafik ekipleri bu konuda kendilerine şikâyetler geldiğini, fakat bunlara Belediye tarafından “Oto Pazarı” gösterilmediği için bu araçlar hakkında herhangi bir cezai işlem yapamadıklarını biliyoruz.

Belediye’nin en kısa zamanda bir “Oto Pazarı” yeri göstermesi lazım. Bunun için de en uygun yer; Sanayi’ ye giderken kepçelerin park ettiği yerin bitişiği olabilir. Yahut kalıcı başka bir alan da gösterebilir.

Böyle bir yer olmadığı için ‘satılık’ araç sahipleri kentin cadde ve sokaklarında istedikleri bir yere araçlarını rahatlıkla bırakabiliyorlar. Bu suretle çevredeki işyerlerinin çalışmalarını da engellemiş oluyorlar.                                  

                                               Trafikte Kaos ve Terör

 

İlçede trafik ve araç kullanma konusunda müthiş bir başıboşluk ve terör var. Aileler çocuklarına araçlarını verirler veya yeni araç alırlar. Fakat onlara trafik kuralları ve hakları konusunda öğütlerde bulunmazlar.

 

Onlarda ilçenin cadde ve sokaklarında kuralları çiğnerler (uyanları tenzih ederim). Zaman zaman asfaltı ağlatırlar. Adeta bir “Azrail” kesilerek cirit atarlar. Bu konuda göstermelik uygulamalar dışında neden sürekli denetim yapılmaz.

 

Adam şehir merkezinde 100-120 km. hızla gidiyor. Elinde telefon, mesaj atıyor veya konuşuyor. Sollarken veya gaza basarken bu hareketler devam ediyor. Bazen de aracındaki küllüğü kelebek camını açarak havaya savuruyor. Yetkililer dahil hemen herkes görmezden geliyor. Görenler ve ikaz edenler de fırça yiyor veya hakaretle karşılaşıyor.

 

Kimi araç sahipleri de daha da ileri giderek 200-300 bin liralık lüks araçlarından yedikleri içtikleri şeylerin ambalaj, pet şise, kabuk ve sigara küllüklerini aracın camını atarak savururlar. Daha neler neler... Görevlilerde bunları sadece seyrederler. Gariban olursa bir bahane bulup tepesine binerler. Aslında herkese eşit muamele yapılması gerekir.

 

Yukarıda belirttiğim ve sağduyulu insanlar tarafından benimsenmeyen hareketleri yapan yaratıklar bu davranışları Avrupa ve Amerika da kesinlikle sergileyemezler. Çünkü oralarda kurallar vardır. Oraların insanları, bu tür hareketleri yapanları anında yetkili mercilere şikâyet ederler. Ve o kişiler dakikada cezalandırılırlar. Bizde de kurallar vardır. Ama kim uyacak. Bizde “adam sendecilik” ve “bana dokunmayan bin yıl yaşasın” zihniyeti hakimdir. Bir de şikâyet ettiğinizde hakaret ve bazen de dayak vardır. Bu nedenle kimse kimseyi şikâyet ve ihbar edemezsiniz. 

 

Yine geç saatlerde özellikle insanlar uykuda iken cadde ve sokaklarda araçlardan yükselen (bangır bangır) müzik sesleri, müzik seslerine korna sesleri eklenir. Bazen araçların adeta asfaltı ağlatan acı firen sesleri çevre sakinlerini çok rahatsız ediyor, hayatı zindan ediyor. Ama kimin umurunda.. Çubuk, Teksas mı?

 

Ayrıca ticari taksi, otobüs şoförleri genelde sakallı, kıyafetleri pejmürde, gömleğinin, ceketinin yakası kir-pas içinde, yolcuya karşı kaba ve haşinmiş.. Bu konuda yolculardan çok şikâyet var. Gerçi bunların dernekleri de var. Ama dernek yetkilisini dinleyen kim?

 

Yüce Peygamberimiz bir hadisinde, “sizin hayırlınız, insanlara faydalı olanınızdır” buyurmuşlardır.

 

Ey etkililer ve yetkililer, sizler bu topluma eza ve cefadan başka ne veriyorsunuz? Allah rızası için topluma iyi ve güzel hizmet verenleri tenzih ederim. Bunların sayıları da çok az, İnşallah çoğalırlar.