PKK TERÖR ÖRGÜTÜ KÜRTLERİ TEMSİL ETMİYOR

Şuayip Yaman Görünen Köy

PKK, Kürt halkının özgürlüğü için silahlı mücadele veren bir örgüt olmadığı gibi aksine hiçbir terör örgütünde bile görülmeyen bir vahşet örgütüdür. Örnekler vermek gerekirse;

· Kürt vatandaşlarımızı bebek, kadın, çocuk, asker, polis, memur, işçi, genç-yaşlı demeden öldürür.
· Kürt vatandaşlarımızın ibadet yerlerini yıkar, din adamlarını öldürür.
· Kürt vatandaşlarımızın sağlığına hizmet veren sağlık ocaklarını yakıp yıkar. Sağlık personelini öldürür.
· Kürt vatandaşlarımızın çocuklarının eğitim gördüğü okulları yakar, öğretmenleri öldürür.
· Doğu ve Güneydoğu"ya götürülen yatırımları engeller, şantiyeleri yakıp, yıkar. İşçiyi, mühendisi, müteahhidi öldürür.
· Genç kızları dağa kaldırır, onları yatak alemlerinde kullanır, hamile kalanları öldürür.
· Çatışma anında sözde aynı amaç uğruna hayatlarını kaybedenlerin cesetlerini ele geçmemesi için parçalar, yakar.
· Bütün dağ kadrosunu uyuşturucu bağımlısı yaparak şuursuzca çatışmaya sevk eder, gerçeği görmelerini engeller.
· PKK terör örgütü, uğruna sözde silahlı mücadele verdiği halkından zorla para toplar, vermeyeni topluca öldürür, köylerini yıkar, yakar, hasatlarını tahrip eder, hayvanlarını gasp eder.
· PKK terör örgütü, bölge halkına; Devletin bu bölgeyi geri bıraktığı, okuma yazma oranının düşük olduğu ve halkın cahil kalmasının devletin istediği yönünde propaganda yapar. Oysa kendisi bölge halkının cahil kalmasını, bu insanları ancak bu şekilde kandırabileceğini bilir. Bunun en önemli kanıtı ise bölge halkını eğitmek üzere gelen savunmasız öğretmenleri katletmesi ve okulları yakmasıdır.

Gözü dönmüş bu vahşet çetesi köy ve mezra baskınlarında korumasız insanları hedef gözetmeksizin öldürebilmekte ve utanmadan iç ve dış kamuoyunda “insan hakları uğruna savaş verdiklerini” savunabilmektedirler. Peki, kundaktaki bebeklerin, hamile kadınların, silahsız gençlerin, yaşlıların yaşama hakkını elinden almayı, “Kürtçe bilmiyor” gerekçesi ile bu insanları haince kurşunlayıp öldürmek insan hakları ile nasıl bağdaşır?

Oysa devletimiz, dağda ele geçirdiği teröriste bile insan haklarına ve hukuk devleti anlayışına uygun biçimde davranmaktadır.

Güneydoğu"da, baskı ve şiddet yoluyla korku yaratmaya çalışan PKK Terör Örgütü dini inançlara saygılı olduğu aldatmacası ile halkın desteğini kazanmayı ve “Din Düşmanı” kisvesini maskelemeyi amaçlamaktadır.

Oysa eşkıya grubu, din adamlarını sırf örgütün propagandasını yapmadıkları, örgüte hizmet etmedikleri için vahşice öldürmektedir. Bu terör örgütü, halkın dini inançlarına saygılı olsalar, din adamlarını öldürebilirler mi?

Devletimiz, Güneydoğu"nun hızlı kalkınması için ihtiyaç duyulan yatırımları bir yandan devlet eliyle yaparken, diğer taraftan da çeşitli teşvik tedbirleri ile özel sektörün bölgeye yatırım yapmasını sağlamaya çalışmaktadır. Ancak, kendi varlığının devamını bölgenin geri kalmasında gören PKK Terör Örgütü, bu yoldaki çalışmaları engellemek için çalışmaktadır.

PKK Terör Örgütü, bir yandan bölge halkının sözde özgürlük ve refahı için savaştığı aldatmacası ile propaganda yaparken, diğer yandan bölgeye yatırım yapılmasını, işsizliğin ortadan kaldırılmasını engellemek için alçakça eylemler yapmaktadır. Türkiye de köken farkı gözetilmeden herkese bütün devleti görevleri ve kademeleri açıktır. Kökeni ne olursa olsun, herkes en küçük memurdan cumhurbaşkanına kadar devletin her kademesinde görev alabilir. Bu yol herkes için açıktır. Hangi kökenden gelirse gelsin, bütün vatandaşlarımızın; seçme seçilme hakları vardır. Bütün vatandaşlar, eşit siyasi haklara sahiptir. Kanun önünde eşittirler, istedikleri okullara girebilirler, istedikleri mesleği seçebilirler. Dillerini konuşma ve isim koyma gibi kültürel içerikli konularda hiçbir kısıtlama yoktur.

Doğu ve Güneydoğu"dan; general, profesör, elçi, bakan, başbakan, başarılı iş adamı olanların sayısı çok fazladır. Cumhuriyet tarihi boyunca her kabinede Kürt kökenli birkaç bakan bulunmuştur. Bu hükümette de mevcuttur.

Türkiye"de Kürt sorunu değil, bölge şartlarından ileri gelen “Doğu ve Güneydoğu Anadolu Sorunu” vardır. Devletimiz bölgeye gereken önemi vermektedir. Devletimiz zaman zaman çeşitli nedenlerle Orta Doğu"dan göç eden özellikle Irak"tan ülkemize gelen Kürt kökenli insanlara bile ekonomik ve sosyal amaçlı yardımlar yapmıştır ve yapmaya da devam etmektedir.

Türkiye"de az gelişmiş yöreler sadece Doğu ve Güney Doğu ile sınırlı değildir. Arazi ve iklim şartları ile; Karadeniz Bölgesi, Doğu, Orta ve Batı Anadolu Bölgesi ile Trakya"da da az gelişmiş bölgeler mevcuttur. Devlet Doğu ve Güneydoğu öncelikli olmak üzere, bütün yurdu aynı sıcaklıkta kucaklamaya, mevcut kaynakların azamisini kullanarak gelişmişlik farkını gidermeye çalışmalıdır.

Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi"nde yaşayan vatandaşlarımızın öncelikli ve acil istekleri; Huzurun sağlanması ve işsizliktir. Bölgenin huzurunu, bölücü PKK terör örgütü bozmaktadır. Devletin bölgeye yeni yatırımlar yaparak, işsizliği ortadan kaldıracak tedbirleri almasına PKK terör örgütü engel olmaktadır.

Halen PKK terör örgütüne bilerek veya bilmeyerek yardımcı olanlar, yarın PKK belası temizlendiğinde bulundukları köyde veya kentte hangi yüzle dolaşacaklardır? İnsan terörist babası olarak değil, teröriste karşı verilen mücadelede Şehit olan kahraman evladın babası olarak alnı açık, başı dik bir insan olmanın şerefini ve gururunu taşımalıdır.

Burada memleketini seven her vatandaşa tarihi bir görev düşmektedir. Herkes; Korku, baskı, şiddet ve yılgınlığa kapılmadan, bu cinayet ve terör örgütüne karşı çıkmak ve onların isteklerine, tehditlerine boyun eğmemek zorunda olmalıdır. Bu konuda geri atılacak bir adım bu cinayet örgütüne cesaret verir. Oysa tarihi boyunca her türlü zulme, işgale, kıyıma, saldırıya karşı çıkarak bağımsızlığını kazanmış bir ulusun bireyleri, ulusal sınırları koruma ve kollamada gösterdikleri kararlılık ve cesareti bugün de yarın da gösterecek inançta ve kararlılıktadır.

Binlerce yıl çeşitli kavimlerin istilasına uğramış, çeşitli medeniyetler yaşamış, değişik dil, din ve kökenden gelen insanlarca yurt edinilmiş bir ülkede insanlar arasında ayırım yapmak mümkün değildir. Bu insanlar asırlardır bir arada yaşamış ve birbirleri ile öyle kaynaşmışlardır ki, etle-tırnak gibidirler, onları ayırmak imkansızdır.

Milli Mücadele yıllarında; Türkü, Kürdü, Lazı, Çerkezi, Arnavutu, Boşnağı, Alevisi, Sünnisi, omuz omuza vererek birlikte ülkenin “Tam Bağımsızlığı ve Egemenliği” için, yedi düvel düşmanla kanlarının son damlasına kadar savaşmışlar dünya tarihinde görülmemiş bir kahramanlık örneği vererek yurdumuzu düşmandan temizlemişlerdir.

Atatürk bu görüşten hareketle Cumhuriyetin kuruluş yıllarında Türk halkından söz ederken; “NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE” ifadesi, ile bu toprakları yurt edinmiş bütün insanları kucaklayan bir millet kavramını belirtmek istemiştir.