"Oku"

YUSUF BOSTAN

 “Ikra’bismi rabbikellezî halak” “Yaratan Rabbinin adıyla oku” diye Allah Zülcelal Hazretleri Alak süresi birinci ayetinde buyurmaktadır.  Kur'an-ı Azimuşşan Allah'ın Kadimi, Kelamı'dır. İnsanoğlu Kur’anın yeryüzüne indirilişinden bu yana tüm gerçekleri öğrenmek için zaman yarışına girdi. Zira Kur’anı Azümüşşan yeryüzünün nimetlerinden istifade eden insanlar için meşaledir, aydınlıktır, muhabbettir, rahmettir, huzurdur, yol göstericidir. Semadan indirilen kitapların sonuncusudur. Kur’an dan önce gelen kitapların değiştirmedikleri ne bir satırı ne de bir harfi kaldı, hepsini değiştirdiler. Rahmet Peygamberi Efendimiz (s.a.v.) hayatı boyunca hiçbir mucizesi olmasaydı sadece Kur’anı bizlere nakletmesinde ki mucizesi yeterde artardı bile.

Günümüzde anne ve babalar  “Çocuklarımıza ne okutalım?” diye soruyorlar. “Çocuklarınıza Kur’an ı öğretin” Zira Kur’an öğrenen çocuklar daha zeki,  ileri görüşlü, ruh yapısı sağlam, maneviyatı güçlü, anne ve babaya itaatkar, vatanını seven, hakkı ve hukuku gözeten, İslam’a hizmet için yarışan, insan olmanın şerefini, gururunu taşıyan birer bireyler oluyorlar. Bu büyüklerin tavsiyesidir

Kur’an­­ okumak her şeyden önce insanın ruh yapısındaki maneviyatını güzelliklerle donatır.  Kur’an okumanız sizin için bir bereket ve arınmadır. Kur’an okumak kalbinizi açar ve nice sırlı alemlere doğru yolculuğa çıkarıp maneviyatınızı artırır. Etrafınızda daha çok sevilir ve sayılırsınız. Kur'an sadece insan için değil kainattaki tüm mahlukat için şifadır, berekettir. İsra süresi 82. ayeti kerimesinde "Ve nunezzilu minel kur’âni mâ huve şifâun ve rahmetun lil mu’minîne ve lâ yezîduz zâlimîne illâ hasârâ" diye geçmektedir. Meali ise " Biz Kur’an’dan, Müminler için şifa ve rahmet olacak şeyler indiriyoruz. Zalimlerin ise Kur’an, ancak zararını artırır" diye Allah Azze ve Celle Hazretleri bizlere bildiriyor. Bulunduğunuz ortamda  İmamlık için bile Efendimiz (s.a.v) Hadisi şerifinde şöyle buyurur; “Daha fazla Kur'an bilen kişi İmamlığa geçsin, Hepsi aynıysa daha önce Kur'an'ı öğrenen kişi İmamlığa geçsin” diyor.

Kur’an'ı Arapçasından okumak elbette daha iyidir. Ama Arapçayı bilemeyenler ise Türkçe anlamını okuyabilir. Lakin bir an önce Arapça harfleriyle öğrenmeniz gereklidir. Ve bunu öğrenince de, her gün en az bir sayfa okumak lazımdır ki ruhumuz şifa, huzur, muhabbet bulsun. Doğruyu yanlışı öğrenmenin gururunu yaşayalım. Kur’an öyle bir mucizevi bir kitap dır ki okudukça kolaylaşır, zihniniz de aynı zamanda açılır. Zira günde iki defa okumak sünneti seniyyedir. İkinci bir olayda sesli okunduğunda Allahın bir mucizesi gerçekleşir ve ağızdan çıkan yanlış harfide kulak düzeltir.

 En güzel okunacak kitap Kur’an dır, dedik ve yolumuzu diğer kitaplara doğru çevirdik. Kitap okumak nasıl bir duygudur? Diye, sorarsak ancak kitap okumasını sevenler bilir bu duyguyu. Zira kitap okumak, kitabı yazan yazarla birebir sohbet etmek demektir. Bazen soracağınız bir sorunun cevabını okuduğunuz bir kitapta bulabilirsiniz.  Bazen hayatınızda yaşadığınız önemli bir olayın başkaları tarafından da yaşandığını ve bu olaydan nasıl ders çıkartılabileceğini bir anda okuduğumuz kitapta görebiliriz. Etrafınızdaki sizin kadar maneviyatlı ve güzel insanlara dikkat ederseniz evlerinin bir köşesinde rafta bulunan bir iki kitap tan öğrendikleri illa çok şeyler vardır.

En çok kitap okuma rekoru bu yüzyılda Avrupalılardadır. Geçmiş yüzyıllarda Müslümanlardaydı bu rekor. Abbasiler, Selçuklular ve Osmanlıların meşhur kütüphaneleri Avrupalılarda yoktu. Lakin günümüzde Avrupa’ya baktığımızda hemen hemen Avrupalıların hepsi İyi eğitimli ve sürekli kitap okuyan insanlardır. Ne buluyorlarsa okuyorlar. Sürekli bir araştırma içindeler.  Ömrünüzde duymadığınız dinleri dahi bizlere nakledebiliyorlar. Lakin üzüldüğümüz konu şu; Müslümanlıkla yani İslam diniyle ilgili hiçbir şey bilmiyorlar. Bilmedikleri gibi İslam’a yapmadıkları hakaret de kalmıyor. Sonradan Müslüman olan insanlar İslam dininin o kutsal güzelliklerini gördüklerinde bu dine akla hayale gelmeyecek bir çok hizmetlerde bulunuyorlar. Ömürleri İslam’a saygısızlıkla geçen insanlar tövbe edip Müslüman olduğu zaman da Allah Zülcelal Hazretleri geçmişine bakmayıp anında kulunu isimlerinin yüzü suyu hürmetine affediyor.

Bulunduğumuz asır sürat yüzyılıdır. Dikkat ederseniz her şey çok hızlı ilerliyor. Geçmiş yıllarda günlerce gidilen bir yol, şimdi iki üç saate inebiliyor. Yüz senede yaşadığımız bir çok olayı bile günümüzde bir yılda yaşıyoruz. Zaman geçmeden, ömrümüz tamamlanmadan vaktin kıymetini bilip ehli iman üzerine bu dünyada hizmet etmeyi, vakti zamanı geldiğinde arkamıza bakmadan ayrılmayı Allah Azze ve Celle Hazretleri bizlere nasip etsin inşallah.

Ne diyelim, gayret bizden yardım Yüceler Yücesinden.