KAN AKMAYA DEVAM ETSİNMİ?

ŞEVKET TANDOĞAN

 

 

 

 

 

 

 

Ülkemizde seksenli yıllarda başlayan bölücü terör belâsı, otuz küsur yıldır süren ve çok büyük bedeller ödenen ciddî mücâdeleye rağmen, bir türlü önlenememiş ve daha da büyüyerek süregelmiştir. 

            Daha çok kırsal dağlık sarp bölgelerde yerleşen ve vur-kaç yöntemiyle hareket ederek iç ve dış şer güçlerce de beslenen bu tip gerilla terörü; dünyanın hiçbir yerinde düzenli ordularca silah gücüyle tamamen yok edilememiştir. 

            Binlerce şehit ve gazimizin canına mal olan, yürekler yakan, sayısız millî servetin heba olmasına yol açan bu belânın böyle sürüp gitmesine hiç kimsenin gönlü razı olamaz. Sadece terörden beslenen ve acıları siyasi emellerine alet eden istismarcılar, diğer bir ifadeyle kan tüccarları terörün bitmesini istemezler. 

            Son birkaç yıldır başlatılan “Millî birlik ve kardeşlik” projesi kapsamında, farklı etnik ve inanç gruplarının rahatlamasına vesile olan, demokrasi ve hürriyetler alanındaki güzel gelişmeler meyvesini vermeye başlamıştır. Pkk.nın eylemsizlik kararı ve yurdu terk etme hazırlığı bunun sonucudur. 

            Yetkililerce yürütülen görüşmeler akâmate uğramadan müspet sonuca ulaşırsa, tarihî bir başarı elde edilmiş ve aydınlık günlere doğru güzel adımlar atılmış olacaktır. İslam potasında eriyerek ümmet olma şuuruna ermiş tüm etnik gruplar, bu büyük kardeşlik ve birlik yürüyüşüne elbette ki alkış tutarlar. 

            Hepimiz tarihen biliyoruz ki; Balkanlarda, Arabistan’da ve Kafkaslarda sinsice başlatılan etnik ayrılık ve isyan hareketleri Osmanlı Devletinin yıkılmasına yol açmış, buna tepki olarak Türkçülük hareketleri gelişmiş, ama en sonunda cihanı saran 1.Dünya savaşıyla herkes büyük acılar yaşamıştır. 

            Sanki tarihten hiç ders alınmamış gibi, bugün hâlâ fitne ve ayrımcılığın sürmesini isteyenleri görüyoruz: Bunlar barış ve çözüm sürecine ateş püskürüyorlar. Milletçe barış, kaynaşma, çözüm ve huzur çalışmalarını desteklemek hatta alkışlamak varken, bu öfke ve küfür dilinin maksadını anlamakta doğrusu ben zorlanıyorum. 

            Millet ve vatan sevgilerini tartışmak bile istemedim bu muhalif kesimin ne istediğini ve bu konudaki çözüm projelerinin ne olduğunu doğrusu bilemiyorum. Acaba kan akmaya devam etsin mi? Evet bu yazımın başlığı böyle bir sorudur. Ne istiyorsunuz? Kardeş kanı akmaya devam etsin mi? Yoksa artık bu yarayı sarıp sarmalamak gerekmiyor mu? 

            Kan ve intikam da’vâları sürüp gitsin mi? Fitne fesat sürsün mü? Yoksa bir mutlu sona erişmek için çalışmak, hatta bunun için gerekirse baldıran zehiri dahî içmeye hazır olmak, desteklemek, eteğimizdeki taşları dökmek icap etmez mi? 

            İstiklal şâirimiz merhum Mehmet Akif Ersoy; 6 Mart 1913 tarihinde tam 100 sene önce bakınız nasıl feryat etmiş:

 

     Seni tahrik eden üç beş alığın ma’rifeti! 

     Ya neden beklemiyordun bu rezîl âkıbeti? 

           Hani, milliyyetin İslâm idi…Kavmiyyet ne! 

           Sarılıp sımsıkı dursaydın a milliyetine. 

     “Arnavutluk” ne demek? Var mı şerîatte yeri? 

      Kâfir olur, başka değil, kavmini sürmek ileri! 

           Arabın TürkeLazın Çerkeseyâhud Kürde; 

           Acemin Çinliye rüchanı mı varmış? Nerde! 

      Müslümanlık’ta “anâsır” mı olurmuş? Ne gezer! 

      Fikr-i kavmiyeti tel’in ediyor Peygamber. 

           En büyük düşmanıdır ruh-i Nebî tefrikanın; 

           Adı batsın onu İslâm’a sokan kaltabanın! 

       Şu senin âkibetin bin bu kadar yıl evvel, 

       Sana söylenmiş iken doğru mudur şimdi cedel? 

                   * * *     * * *     * * * 

            Artık ey Millet-i merhume sabah oldu uyan! 

            Sana az geldi ezanlar, diye ötsün mü bu çan? 

        Ne Araplık, ne de Türklük kalacak aç gözünü! 

        Dinle Peygamber-i Zîşan’ın İlâhî sözünü. 

            Türk Arabsız yaşamaz, kim ki “yaşar” der, delidir! 

            Arabın, Türk ise hem sağ gözü hem sağ elidir. 

         Veriniz baş başa; zira sonu hüsran-ı mübîn 

         Ne hilâfet kalıyor ortada billahi, ne din! 

            “Medeniyet” size çoktan beridir diş biliyor; 

             Evvela parçalamak, sonra da yutmak diliyor. 

          Görmüyor gittiği yanlış yolu, zannım, çoğunuz… 

          Size rehberlik eden haydudu artık kovunuz! 

             Bunu benden duyunuz, ben ki, evet, Arnavudum 

             Başka bir şey diyemem… İşte perîşan yurdum!... 

                           (Safahat Ank.B.Ş.Bel. yayını S.247)