İSLAM DİNİNDE NAZARIN YERİ NEDİR?

Abdurrahim Somuncu (Emekli Müftü)

                                                           abdurrahimsomuncu@gmail.com


Nazar, bakmak demektir. Bakışlar içten gelen duygulara ve niyetlere göre, şekil alırlar. Bakışlar, kişiden kişiye değişir veya kişi bakacağı yere değişik düşüncelerle, bakar. Bakışların şekilleri, içteki düşüncelere göre değişir ve şekil alırlar. Nazarda bu değişik bakışlardan haset dolu ve istemezlik duygusunu taşıyan kötü niyetin semeresidir. Böylece nazar ortaya çıkar. Kişi karşısındaki veya düşündüğü insan içinde; kin, intikam, haset, duygusunu, yaşatıyorsa, veya bu duygularla yaşıyorsa; işte bu insanın nazarı, bakışı, kötülük düşündüğü kişinin, malının, servetinin, elindeki nimetinin, yok olmasını istediği insanda, menfi ve olumsuz, etkiler meydana getirir. Bir örnek verecek olursak: silahın mermisi namludan çıkar. İnsanın içindeki kötü duyguları da, göze yansır ve gözde görülür. Bunun örneği; silahın mermisi geride, namlusu da, ilerde olur. Gözde namlu mesabesindedir. Nasıl ki; mermi namludan çıkarsa, içteki, kin, intikam ve haset, istemezlik duyguları da, göze yansır ve gözden çıkan mikropları veya ışınları, çekememezlik te, bulunduğu kimseye sirayet eder ve ceryan çarpar gibi çarda kişiyi zarara uğratır.
Bazı hastalıkların mikroplarının başkalarına geçtiği gibi, kem gözle bakılan, gözden çıkan, mikroplarda, başkalarına zarar verebilmekte ve bir okun, saplandığı, gibi, nazarda karşısındakine isabet ederek hastalandırır.
Kem gözle bakan hasetçi insanların, pek çoğunun, kötü nazarları başkalarının mallarına, canlarına zarar Verdikleri, Tarih boyunca, görülmüş bir gerçektir. El. Hamdi yazır (Hak dini Kuran dili) eserinde; “Haset gözüyle bakan, çirkin ruhlular, her hileye başvururlar ve ellerinden gelen her fenalığı göze alırlar. Hasetçi, haset ettiği kimsedeki, varlığın devamında, içini yiye yiye, kendi sinide yıkar, mümin gıpta eder (iyilik ister) münafık ise haset eder.” Denilmektedir.
. Kâfirler, kur"a-n ayetlerini işittikleri zaman, onun, edebi üslubu, belagati, lafzı ve manasının yüksekliğini ve peygamberin ona mazhariyetini (sahip olmasını) son derece kıskanmışlardı. Rivayete göre; “Esed” oğulları içinde, keskin (hasetçi) gözle, bakan birisi Hz. Peygamber (sav) mi zarara uğratmaya çalıştı ise de, Allahın yardımıyla “Rasulullah"a bir zarar verememiştir ve Buhari ve Müslim hadislerinde“nazar isabeti gerçektir” Beyanı yer almaktadır.
Buharide; İbni Abbastan rivayet edilen hadiste ise, İbrahim (asv) evlatları olan İsmail ve İshak”(ams) nazar isabetine karşı şu duayı okurdu: “Eüzü bi kelimatillahittammatı, minkülli şeytanin ve hammeh ve min külli aynin lammeh “(H.Basri Çantay; tefsir cilt3.sahife 1080)
Bugün tekniğin gelişmesi ile asrın mucizesi olarak kabul edilen, biyoenerji ilmi sayesinde bu olay, insanların gözlerinin çok etkili morötesi ve kızılötesi ışınlar yaydığı, bu olayın da, insanlar ve diğer varlıklar üzerinde, büyük ölçüde tahribata neden olduğu, bilginlerce, açıklanmaktadır.

Nazar isabetine karşı, okunacak ayetlerden, kalem süresinin sonunda bulunan 51 ve 52. ayetleri tavsiye edilmektedir. Bu ayetlerin anlamı “ O İnkâr edenler zikri (kur"an-ı ) işittikleri zaman, neredeyse seni gözleriyle devireceklerdi. Hala da (kin ve hasetlerinden:)Hiç şüphe yoktur ki, o delidir derler” buyrulmaktadır. Allah"a emanet olunuz.