İSLAM DİNİNDE KADINA ŞİDDETİN YERİ VARMIDIR?

Abdurrahim Somuncu (Emekli Müftü)

 

Kadınlara yapılan şiddet olaylarını görsel ve basılı yayınlardan endişe ile izlemekteyiz.  Eskiden halk arasında yaygın ve son derece, yanlış olan şöyle bir söz vardı “Kızını dövmeyen dizini döver” derlerdi. Kadınlara yapılan şiddet, sadece darp ile olan şiddet değildir. Kadının isteği dışındaki kişilerle, evlendirilmesinin ve sahip olması gereken miras haklarından mahrum edilmelerinin de, birer şiddet olayı olduğu kanaatindeyim.                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                

       Kadınlara şiddet uygulayanların vebali ortadadır. Kadınlara şiddet uygulamanın zulüm olduğu ve günah olduğunu öğretmeyenlerin, hiç vebalı yok mudur? O, şiddeti uygulayanları, dini yönden eğitmeyenlerin, insanın atası maymundur, insan maymundan türemiştir eğitimini verenlerin, daha çok vebalının olduğu kanaatindeyim?                                                            

           Kur’an-ı kerim maide süresi ayet 32 de: “…  Kim bir cana veya yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya karşılık olmaksızın (haksız yere) bir cana kıyarsa bütün insanları öldürmüş gibi olur. Her kim bir canı kurtarırsa bütün insanları kurtarmış gibi olur.”Buyrulmaktadır.                                                                   

           Allah’ın Resulünün yaşantısına baktığımızda, kadına şiddetin yerinin olmadığı görülmektedir. Toplumun çekirdeği ailedir. Aile bozulunca toplumda, bozulmaktadır. Eğitimsiz gençler nefsinin kasırgasına düşmüş, gülistanlık sanılan, dikenli vadilere düşünce, aile yuvaları harap olmaktadır.


        Resulullah efendimiz (s.a.v) aile hayatında, hanımları arasında fark gözetmeden adil davrandığını dini kaynaklardan öğrenmekteyiz. Kur’an-ı kerim Nisa süresi ayet 19 da“…Onlarla (kadınlarla)iyi geçinin” buyrulmaktadır. Buradaki iyi geçinme, sözde, sohbette, beşeri ihtiyaçların karşılanmasında, her işte dengeli ve ölçülü bulunmaya işaret edilmektedir.                   

         Hz. Peygamber efendimiz (s.a.v) hanımlarıyla iyi geçinme yönünde gayret sarf ederlerdi. Bir defasında muhtereme eşlerinden birisi olan Hz. Aişe (r.a) ile yarış yapmışlar, yapılan yarışta, Hz. Aişe (r.a) Resulullah efendimizi geçmişti, ikinci defa yapılan yarışlarında ise, Resulullah efendimiz, Hz. Aişe (r.a)’yi geçmiştir. Hz. Aişe (r.a)’ya soruyorlar. Ya Ayşe; ‘’Rasulullah(s. a.v) eve gelince ne iş yaparlar?’’ Cevaben “ mutfak işlerinde bizlere yardım eder” buyurmuşlar.                                                                                  

            Hz. Peygamber efendimiz (s.a.v)’in kızı, Hz. Fatıma (r.a) Rasulullah’ın evine geldiğinde, ayağa kalkar kendisini şefkat ve merhamet duygusuyla kucaklarlardı.                                                                           

         Kur’an-ı kerim Bakara süresi ayet 187 de ‘’ onlar (kadınlar) sizin için birer elbise, sizde onlar için birer elbisesiniz” buyrulmaktadır. Bu ayette ifade edilen elbise; Kadınların erkeklere, elbise gibi bir birbirinize sarılıp sarmalaşırsınız veya ayıplarınızı örtmekte, soğuk ve sıcakta elbise nasıl insanı koruyorsa, biri diğerini kötülüklerden korumada, elbise mesabesinde olduğu açıklanmaktadır.                                                                           

          Günümüzde evlenenlerden daha çok, boşananların olduğunu görmekteyiz. Kadın boşama, aile yuvasını yıkan en büyük bir depremdir.                                                        

 Bu konuda, Peygamber efendimiz (s.a.v) bir hadislerinde “ Allah Tealanın helâllardan en çok buğz ettiği (hoşlanmadığı)  şey kadın boşamadır” buyurmuşlardır.                                                                                               

        Resulullah efendimiz (s.a.v)’in veda hutbesinde yüz binin üzerindeki ashabına yapmış olduğu hitabesinde: “Ey insanlar! Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları, Allah'ın emaneti olarak aldınız ve onların namusunu kendinize Allah'ın emriyle helal kıldınız. Sizin kadınlar üzerinde hakkınız, kadınların da sizin üzerinizde hakkı vardır. Sizin kadınlar üzerindeki hakkınızı; yatağınızı hiç kimseye çiğnetmemeleri, hoşlanmadığınız kimseleri izniniz olmadıkça evlerinize almamalarıdır. Eğer gelmesine müsaade etmediğiniz bir kimseyi evinize alırlarsa, Allah, size onları yataklarında yalnız bırakmanıza ve daha olmazsa hafifçe dövüp sakındırmanıza izin vermiştir. Kadınların da sizin üzerinizdeki hakları, meşru örf ve âdete göre yiyecek ve giyeceklerini temin etmenizdir.”

          Eşlerin birbirine karşı iyi davranışta bulunmasının gerektiği gibi, ebeveyne de görevler düşmektedir. Ashabı kiramdan Haris (r.a) kızını evlendirirken şu 4 güzel öğütte bulunuyor.                                                      “ 1.Kızım, sen kocana çadır ol ki; O, sana direk olsun.

2. Sen kocana, uzak durma ki O, sana yakın olsun.

3.kocan sana öfkelendiği zaman dilini tut.

4.Kendini her zaman temiz tut” Nasihatinde bulunmuştur.

 Allah’a emanet olunuz…