İLÇEMİZDE SALGIN HENÜZ GEÇMİŞ DEĞİL...

Şuayip Yaman Görünen Köy

 

Corona virus nedeni ile zor günler geçiriyoruz. Çoğumuzun hasta bir tanıdığı mutlaka var. Hastalığı ağır geçirenler, kaybedilenler haklı olarak hafif geçirenlerden daha çok dikkat çekiyor, moralimizi bozuyor.

 

Ama moralimizi bozmayalım çünkü bu günler bitecek, geç de olsa hayat bir gün normale dönecek. Panik halinin verdiği zararın virüsten daha fazla zarar vermesine izin vermememiz gerekir. 

 

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Corona virüs (Covid -19) tarama testi sonuçlarını sosyal medya hesabından paylaştı.

 

Koca, Test edilen her 1000 kişiden 2,5’inde test sonucu pozitif çıktı. ifadelerini kullandı. Öte yandan Koca, en çok Corona virüs ölümünün yaşadığı ili de açıkladı.

 

Sağlık Bakanı Koca'nın paylaşımları şöyle:

 

“150 bin kişiyle yapılan Kovid-19 tarama çalışmasında rastgele test edilen her 1000 kişiden 2,5’inde test sonucu pozitif çıktı.

 

SALGIN BOYUNCA toplam vaka sayısı 223.315’tir. Vakaların %46'sı İstanbul'da tespit edilmiştir. COVID-19 kaynaklı vefatlarınsa %50,2’si yine İstanbul’da olmuştur. Hepimizin iyiliği için dikkatli olalım. Hayat riske yenilmesin.

 

Vakaların % 46’sının tespit edildiği İstanbul'da bakanlığımızca yapılan tarama çalışmasında, rastgele test edilen her 1.000 kişiden 2,9’unda test sonucu pozitif çıkmıştır. Bu oran, Türkiye genelinden %13,8 yüksektir. Hepimizin iyiliği için dikkatli olalım. Hayat riske yenilmesin.”

 

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, “Bugüne kadar bilgi kaynağımız Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve Çin’di. Bir kişinin ortalama 2.6 kişiye bulaştırdığını biliyoruz. Baştan 3.5 dendi ama devamında 2.6’ya kadar düşüldü. Biz kendi vakalarımızın analizlerini yapıyoruz. Bizim gördüğümüz, sadece İstanbul için, tarama yaptığımız, filyasyon dediğimiz, bir vakanın kimlere bulaştırdığını analiz ettiğimizde 1 kişinin bulaştırdığı kişi sayısı 16’dır açıklanan gibi 2.6 değildir.

 

Bakan Fahrettin Koca ne diyor, “Test edilen her 1000 kişiden 2,5’inde test sonucu pozitif çıktı.

 

Bu durumda ilçe nüfusunu (90.767) 91 bin kabul edersek: 91.000 : % 0 2,5 = 227,5 kişide Corona testi pozitif çıkacak demektir.

 

Bir kişinin 16 kişiye Corona-virüs bulaştırabileceği tezinden yola çıkarsak: 227,5 X 16= 3.640 kişinin Corona-virüsü taşıyabileceği ortaya çıkar ki; Allah esirgesin bu durum çok tehlikeli bir süreçtir...

 

Bu nedenle Sağlık Bakanlığı ve Bilim Kurulu’nun salgınla mücadele konusunda aldığı önlemlere harfiyen riayet etmeliyiz...

 

SAĞLIK BAKANI KOCA “VİRÜSLE MASKESİZ MÜCADELE EDEMEYİZ”

 

Sağlık Bakanı Koca “Virüsle maskesiz mücadele edemeyiz” demişti.(16 Haziran 2020)

 

Bakanın açıklamasının ardından uzmanlar da maske takmanın Türkiye genelinde zorunlu hale getirilmesi gerektiğine dikkat çekti.

 

Türkiye, koronavirüsle mücadelede büyük bir başarı göstererek kısa sürede pandemiyi kontrol altına alabildi. Vaka sayılarındaki düşüş göz önüne alınarak 1 Haziran’dan itibaren normalleşme adımları atılmaya başlandı.

 

Ancak özellikle seyahat yasağının kalkmasıyla, İstanbul ve Ankara gibi büyükşehirlerde yoğunlaşan pozitif vakalar Anadolu illerine yayılmaya başladı.

 

Diyarbakır, Van, Ardahan, Bursa ve Konya gibi şehirlerde neredeyse sıfıra kadar inen vakalar, son günlerde tırmanışa geçti. Taziye ziyaretleri, nişan ve düğün törenleri bu tırmanışta büyük etken. Ancak en önemli etkenlerin başında maske takmayı ihmal etmek geliyor.

 

SAĞLIK BAKANI KOCA: “TAKIYORMUŞ GİBİ YAPANLAR...”

 

Uzmanlar Corona virüsle mücadelede maske takmanın önemine dikkat çekiyor. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, attığı tweetlerle maskenin önemine müteakip defalar vurgu yaptı.

 

Bakan Koca, Vaka artışlarıyla dikkat çeken şehirlerimiz başta olmak üzere, artış eğilimi olan yerlerde il hıfzıssıhha kurullarımız, valilerimiz başkanlığında riske karşı kararlar almaya devam ediyor.

 

42 ilimizde maske, yaptırımı olan bir sosyal sorumluluk. Virüsle maskesiz mücadele edemeyiz” ifadelerini kullandı. Koca’nın tweet’inin ardından Bitlis ve Yalova’da da maskesiz sokağa çıkmak yasaklandı. Böylece maskesiz sokağa çıkmanın yasak olduğu il sayısı 44’e çıktı.

 

Koca maskeyi çene altına, bileğe, kafaya takarak doğru kullanmayanlar için de bir uyarıda bulundu: “Maske takarak, virüsten korunalım. Maskesiz dolaşanları, maske takıyormuş gibi yapanları uygun dille uyaralım.”

 

İLÇEMİZDE SALGIN TEHLİKESİ HENÜZ GEÇMEDİ...

 

Maskesiz sokağa çıkanlara cezai müeyyide uygulandığı halde hala maskesiz sokağa çıkmakta ısrar edenler var.

 

Zannedersiniz ki Coranavirüs (Covid-19) bu ilçeye hiç uğramamış. İlçedeki yetkili kurumların onlarca ikazına rağmen sokak ve caddelerde hala maske takmayan, fiziksel mesafeye uymayan vatandaşlarla karşılaşmak mümkün...

 

Maske takanların da çoğunluğunun maskelerini burun veya çene altlarına indirdikleri görülüyor. Bunlar da maskeleri aksesuar olarak kullanmaya devam ediyor. (Maskelerini kurallara uygun olarak takanları tenzih ederim)

  

Maskeler sorumsuz ve vurdumduymaz bazı yaratıklar tarafından hala gelişigüzel yerlere atılıyor. Bunları yerden toplamak da bazen muhtarlara düşüyor...

 

Türkiye’de henüz salgın kontrol altında değildir, aksine yeni önlemleri de gerektirecek biçimde yayılmaktadır.

 

Ülkemizde olduğu gibi ilçemizde de salgın henüz geçmedi. Aksine sorumsuz ve vurdumduymaz vatandaşlar yüzünden daha da artıyor.

 

İnsanlar tehlikenin hala farkında değil...

 

Çünkü cezalara rağmen sorumsuz ve vurdumduymaz vatandaşlar; hala maskesiz sokağa çıkmakta ısrar ediyor.

 

Maske takanların ise çoğu maskeyi ya burnunun ya da çenesinin altına indiriyor.

 

Maskeyi kulaklarına takanlar, cebinde ve çantasında taşıyanlara bile rastlamak mümkün.

 

Parklarda, bahçelerde ve kahvehanelerde dip dibe oturuyorlar.

 

Bu sorumsuz ve duyarsızlara hangi dilden konuşmak lazım?

 

MASKE TAKMAYANLARIN SAVUNMALARI İSE PES DEDİRTTİRİYOR...

 

Maske takma kuralına dikkat etmeyen vatandaşlar, genelde havanın çok sıcak olduğunu ve bunaldıklarını belirterek kendilerini savunuyorlar.

 

Maske takmayanlara sorulduğunda vatandaşlardan;

 

“Bana bir şey olmaz.”

“Maske taktığımda bunalıyorum.”

“Sana ne, sen kendine bak.” Gibi cevaplar alıyorsunuz.

 

İlçe Umumi Hıfzıssıhha Kurulu, corona virüs tedbirleri kapsamında aldığı kararlara bir yenisini daha ekleyerek maske kullanımını ilçe genelinde zorunlu hale getirdi.

 

Alınan kararla ilçe genelinde tüm açık alanlarda zorunlu hale gelen maske kullanımı kararı, birçok vatandaş tarafından hiç sayıldı.

 

Kentte yoğunluğun en çok yaşandığı Atatürk Caddesi ve Ankara Bulvarı’nda ise birçok vatandaşın maske takmadığını, çenesinin veya burnunun altına indirdiğini ve hatta kulağına taktığını görmek mümkün. Maskeyi çantasından ve cebinden çıkaranlar bile var.

 

Havalarının ısınması ile birlikte maske kullanımının azaldığı kentimizde, bazı vatandaşlarda ancak görevlileri görünce maskelerini takıyorlar. Bunun dışında maskeleri hala aksesuar olarak taşıyorlar...

 

Bir vatandaş “Ben astım hastasıyım, o yüzden yarım taktım, o kadar da yeter”

 

Maskesini burnunu örtecek şekilde takmayan bir vatandaş, nefes alamadığını belirterek, Ben virüsten kendimce korunuyorum ama başkalarını bilemem. Herkes rahat. Vakalar artıyor.

Fiziki mesafe kurallarına dikkat etmek lazım.

 

Ama böyle olacak değil, dikkat edince bu inşallah bitecek. Maskemizi takıyoruz. Maskemizi takmadan olmaz. İnsanların çoğu takmıyor.

 

Dikkat etmiyorlar ama bu hastalık bulaşıcı hastalık. Ben yarım taktım, o kadar da yeter. Astım hastasıyım, nefes alamıyoruz, mecburiyetten o kadar takıyoruz. Ona da şükür” diyerek kendini savundu.

 

Peki, anladık tamam da, bu belki de bir istisna olabilir, ama herkes astım hastası değil ki...

 

Konuyla ilgili olarak daha önceki yazılarımda da ifade ettiğim gibi bu iş eğitim ve kültür meselesi.

 

Sağlık Bakanı ve Bilim Kurulu tarafından Ankara’da son iki hafta içerisinde koronavirüs rakamlarında gözlenen ciddi artışın pandemi yorgunluğuna bağlı olarak yaşandığı ifade ediliyor.

 

Pandemi tedbirlerinin uzun sürmesi insanları gevşemeye yöneltiyor. Tehlikeyi umursamaz hale gelenler, “bana bir şey olmaz” diyenler var. Sıfıra doğru istikrarlı bir tablo yakalamadan gevşememek, içinde bulunduğumuz pandemi yorgunluğuna yenik düşmemek gerekiyor.

 

Bu durum ilçemizde de farklı değil..

 

İlçe halkı hala tehlikenin farkında değil. Bu işin şakası yok...

 

İlçemizde de hala  “bana bir şey olmaz” diyenler çoğunlukta. Onlara bir şey olmaz ama yakınlarına çok şeyler olabilir...

 

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın, her konuşmasında “maske, mesafe, kişisel temizlik” dedikçe birileri hala köyün delisi gibi tersini yapıyor. Kurallara karşı çıkmaya devam ediyor.

 

Kural tanımayanlar sevdiklerini öldürmekten korkmayanlar olmalı.

 

Çünkü corona virüs pandemisi başladığı günden bu güne dinlediğim neredeyse bütün bilim adamlarımızın ortak kanaati virüs aile, yakın akraba ve arkadaşlar arasında hızla yayılıyor. Ve genel sağlık durumu iyi olanlar corona virüsü hafif semptomlarla (belirti) atlatıyor. Olan çoğunlukla kronik hastalığı olanlara yaşlılarımıza oluyor.

Bu kural tanımazların çoğu genç. Bunların haletiruhiyesi “bize bir şey olmaz” hali. Tamam onlara bir şey olmaz da onların yakınlarına, ailesine ne olur acaba?

 

Birçok il gibi Ankara için de geç olsa da “maske kullanma zorunluluğu” getirildi. Birkaç gün içinde de maske takma oranında büyük bir artış oldu. Ama ilçemizde değişen bir şey yok. Yine zorunluluktan önce maske takanlar maske takıyor.

 

Bizim insanımız emir-komutaya alışmış. Kendiliğimizden bir şey yapmayız. İlle de birileri bize bir “emir” kipi ile hitap edecek.

 

Kural tanımazlığı yaşam biçimi yapmış, “anarşizm” felsefesini benimsemiş bir avuç marjinal, maske kullanımını reddedecek.

 

Onları da izole (yalnız bırakmak) ve tolere etmek (hoş görmek) bize düşecek.

 

“Korona filan yok. Salgın yok. Bu tamamen birilerinin uydurması” diyenlerin yanı sıra “bana bir şey olmaz diyenler... Ama sevdiklerinize bir şeyler oluyor.

 

Ne olur gelin;

  • İnsana saygı, kendine saygı, karşıdakine saygı için maske takalım.
  • Fiziksel mesafeye (en az 1 metre) riayet edelim.
  • Hijyen kurallarına riayet edelim.
  • Kalabalıklardan uzak duralım...

 

Coronasız günler temennisiyle...