İlçemiz Çubuk'un Sorunları

                                                                                    

 

          Yerel seçimler yaklaşıyor. İlçemizde yayınlanan yerel basın yayın organlarına baktığımızda, yerel seçimler ve belediyecilik ile ilgili yazıların sayısında bir artış söz konusu. Kimi haberlerde başkan adaylarından bahsediliyor, kimi haberlerde çubuk belediyesinin sorunları gündeme getiriliyor, veya belediyecilik ile ilgili konular işleniyor. Çubukta yaşayan bir birey olarak bizde gündemde olan konulara kayıtsız kalamayız. Biz de belediye ve yerel seçimler üzerine bir yazı yazalım dedik.

 

          Önümüzdeki Mart ayında yerel seçimler var. Çubuk haklıda kendisine bundan sonraki 5 yıl hizmet edecek, belediyesini yönetecek bir belediye başkanı seçecek. Çubuklu bireyler olarak ilk önce seçeceğimiz bir belediye başkanından neler beklediğimizi tespit etmeliyiz. Çubuklu olarak neler beklediğimiz sorusunu sorunca ilk önce Çubuğumuzun sorunları aklımıza geliyor. Öyle ya önce sorunlarımız çözülsün ki sonra artı yapılacaklara bakalım. 

 

           Genel olarak baktığımızda Çubuğun sorunları  şu başlıklar altında açıklanabilir.

 

                  1-     Su ve Kanalizasyon

 

               Çubuklu 1994 yılına kadar suyunun ve havasının temizliği, etinin, sebze ve meyvesinin tazeliği ile övünürdü. Gerçektende o yıllarda Çubuk suyunu yeraltı suyu çıkarılan kuyulardan sağlardı. Kuyuların suyu menba suyu kadar temiz idi. Ancak nüfusun artışına paralel olarak yeraltı suları yetmez oldu. Bu durumda Çubuk Barajının suyu çözüm olarak düşünüldü. Arıtma tesisi yapıldı. Ancak arıtma tesisinin inşaatı yerel seçimlere yetişmeyince Çubuğa seçim öncesinde barajdan ham su verildi. Tabi seçim öncesi aylardır  sadece belirli günler ve saatlerde akan su yerine 24 saat su vaad edenler vaadini yerine getirmiş oluyordu, ancak gelen su Mart ayında karların erimesiyle barajı dolduran bulanık ve çamurlu su idi.Bulanık ve çamurlu ham suyu şehir şebekesine salanlar Çubuk halkına tarihi bir kötülük etmişlerdi.Çünkü bulanık ve çamurlu su aylarca kullanılmış, su şebekesine ait boruların içi çamurdan çeper bağlamıştı.Daha sonraları sular durulmuş, hatta kısa süre sonra Sayın Süleyman Haksever zamanında, arıtma tesisi inşaatı bitirilip, ilçeye arıtılmış çok kaliteli su verilmesine rağmen, sularımız bir türlü içilebilecek kadar temiz olamamıştır. Çünkü boruların içine yapışan çamur çeperi her su kesilip salındığında, suyumuzu yeniden bulandırıyor ve musluklardan kirli ve pis sular akıyor, durulduğunda bile pis kokusu gitmiyor.Kısaca suyumuzun kirlenme tarihçesi bu. Daha sonra 2003 yılında Belediye Başkanı olan Adem Tuğluca mahalle çeşmeleri yaptırarak Çubuk halkının temiz içme suyu ihtiyacını karşılamaya çalıştı.Bu tarihten sonra ilçe halkımız içecekleri suyu arabaları ile mahalle çeşmelerinden veya civardaki köy çeşmelerinden taşıyarak sağlamaktadırlar. Bu uygulama bazıları için eskiden köy çeşmeleri başında yaşanan günleri hatırlatması bakımından belki çok nostaljik bulunabilir,ancak şimdilerde köylerimizde bile sular evlerdeki musluklardan tertemiz akmaktadır. İlçe halkımızın da köylerdeki bu imkandan yararlanmak istemeleri en tabi haklarıdır. Tabi temizlik ve yemek yaparken, banyo olurken bile koksa da, ara sıra bulanıkta aksa da, sularımızın devamlı akması, su kesintileri olmaması bir teselli sayılabilir ama asla medeni bir şehir yaşamına örnek gösterilemez. Dolayısıyla Çubuklular olarak su sorunumuz diğer yönleri ile birlikte hala devam etmektedir.

 

                Nedir diğer yönleri ? Su sorunumuzun diğer bir yönü de yetersiz olan kanalizasyon şebekemizin içme sularımıza olumsuz katkıları. Burada hemen belirtmeliyim, bir çok Çubuklu hemşerilerim de bilir, malumunuz üzere 1996-1997 yıllarında Çubuk Belediyesinde İşletme Müdürü olarak çalıştım. Su, otobüs, terminal, arıtma tesisleri, kademe, ekmek fırını, soğuk hava deposuna iş ve işlemler tarafımdan yürütülmüştür.Görevde bulunduğum yıllarda edindiğim bilgiler ışığında sizleri aydınlatmaya çalışıyorum. Belediye de hizmetim geçtiği için ve Çubukta yaşayan duyarlı bir vatandaş olarak belediye ile ilgili konulara karşı hep duyarlı oldum, daha sonraki yıllara ait uygulamalara da ilgi duydum, dolayısı ile konuları yakından öğrenme imkanım oldu.      

   

                 İlçemize ait kanalizasyon şebekesi, özellikle de eski şehir merkezine ait kısmı, eskimiş olduğundan ağır tonajlı arabaların geçmesi ile tarihi süreç içinde çeşitli yerlerinden kırılmalar ve çatlamalar olmuştur.Su şebekemizde aynı şekilde asbes borulardan müteşekkil olduğundan aynı kırılmalar ve çatlamalar su şebekemiz içinde söz konusudur. Tabi olarak kanalizasyondan sızan pis sular su şebekesinin çatlak yerinden sularımıza karışabildiği gibi asbesli su borularından sızan temiz sularımızda kanalizasyona karışmakta ve  yer altına boşu boşuna da akabilmektedir. Görevde olduğum yıllarda yaptığım hesaplara göre; arıtma tesisinde ürettiğimiz suyun yarısı yer altı kaçaklarında kaybolup gitmekte, kalanının yarısı da kaçak su kullanımı ve bahçe sulamaları nedeni ile seçmenlerin tepkilerini almamak adına üzerlerine gidilememekte ve tahsil edilememekte idi. Yani üretilen temiz suyun ancak 4/1 nin parası belediye kasasına girebilmekteydi.Dolayısı ile sudan zarar etmekteyiz ve sürekli olarak Büyükşehir belediyesine karşı su borcumuzdan dolayı boynumuz eğri olduğu gibi suyumuz da sağlıksızdır. Üstelik asbes boruların kanserojen madde içermesi de cebası. Allah"tan asbes boruların içi çamurdan çeper bağladı da su ile asbesin teması azaldığından guatır ve kanser etkileri tehlikeli sınırlara ulaşmıyor.

 

                  Görevde kaldığım yıllarda bu sorunlarla mücadele ettim, belirli bir başarıda elde ettik. Yıllarca biriken, hatta bazı abonelerin 20-30 yıl hiç su parası ödemediğini, bazılarının yıllarca hiç abone bile olmadığını, yine bazılarının bahçeden geçen su borusundan kaçak boru çıkartıp yıllarca kaçak bostan ve bahçe suladıklarını gördükçe dudaklarım uçukladı.Şimdiki durumun da çok farklı olduğunu sanmıyorum.Borcu olan tüm abonelere icra ve hacizden bahseden tebligat çıkardık. Ödemeyenlerin su girişlerine kilitler vurduk ve tabi ki tepkiler aldık. Daha önceki yıllarda alınan kaçak tespit makinesi ile yer altı kaçaklarını bulup tamir ettik, ancak çok zaman makine yanıltıyordu veya suyu tamir edeyim derken kanalizasyona, telefon şebekesine zarar veriliyordu.   Ancak bir müdür kadrosu ile netice alınacak konular değildi.Günü birlik planlar, günü kurtarmanın hesabı ile yapılan yatırımlar, sınırlı bütçeler, sınırsız belediye borçları, belediyelere karşı uygulanan siyasi yaptırımlar nedeniyle ilçemiz ne yazık ki bu güne kadar hak ettiği yatırımı alamamıştır. İlçemiz uygun dönemlerde uygun siyasi partiden belediye başkanı seçtiği dönemlerde bile su alt yapısı konusunda yeterli yatırımı alamamıştır. O dönemde, ileriki yıllarda yaz boz uygulamalarının önünü tıkayacak bir su ve kanalizasyon projesi fikir bazında düşünülmüş ancak gerekli bütçe hesap edildiğinde belediye bütçesi ile değil ancak bir hükümet bütçesi ile yapılabileceği sonucuna varılmıştır. Ancak o dönemde havada 28 Şubat soğuğu esmekte idi.

 

                Tabi suyla ilgili sorunlarımız bu kadar ile sınırlı değil. Çubuk Barajımız yapılırken o günkü Aşağı Çavundur halkı ve yetkililerinin talebi üzerine DSİ ile varılan anlaşmaya göre köyün bahçe ve bostanları için belirli tarihlerde belirli miktarda su salınacağına dair hükümler bulunuyordu. Ancak baraj Büyükşehir Belediyesine geçerken bu konunun üzerine yeterince düşülmedi ve konu gürültüye gitti.

        

                 Diğer bir konuda arıtma tesisimiz ile ilgili. Arıtma tesisimiz planlandığında ilçemizin nüfusu 15000-16000 civarında idi ve 100 000 nüfusa göre planlanmıştı. Vanaları uzaktan kumanda ile açılıp kapatılabilen, durultucu havuzlarında 3 dakikada bir sıyırıcıların topladığı çamuru elektronik talimatla atabilen bir arıtma tesisi planlanmıştı. Ancak gerek tasarruf tedbirleri gereği, gerekse imalat aşamasında,  kontrol mühendislerinin müteahhit firmanın talepleri doğrultusunda işi kolaylaştıracak ve maliyetleri düşürecek teklifleri yönünde tasarruf yetkisi kullanmaları nedenleri ile 7-10 dakikada bir yıkama yapabilen, vanaları insan gücü ile çalıştırılan, 3 personelle işletilebilecekken 10 personelle ancak işletilebilen ve kapasitesi ancak 50 000 nüfusun ihtiyacına cevap verebilecek duruma düşürülen bir tesis açılabilmiştir.Durultucu havuzlarının altındaki boruların 8 metre derinliğe, makine dairesinin kot seviyesine gömülmesi gerekirken 3 metre seviyesine gömülüp üstüne durultucu havuzları ve binalarının inşaatının bitirilmesi dönülmez bir yolda, çaresiz bırakmıştır o günün yöneticilerini. Çünkü boruları 8 metreye gömmek için durultucu havuzlarını ve üzerindeki binaları yıkmak gerekiyordu, buda inşaatın uzaması müteahhit" in kaçıp gitmesi, ilçemizin birkaç yıl daha çamurlu su ile baş başa kalması demekti, bu durumu kimse göze alamazdı.Çubuk ilçemiz hızla, tahmin edilenden daha fazla nüfus alarak bu gün nüfusu 66 000"e ulaşmıştır. Barajda su azalmış, dipte daha yoğun arıtmayı gerektiren su seviyelerine düşülmüştür. Yakın gelecekte ilçe nüfusumuzun 100 000 bulması muhtemeldir. Gerçi bu gün kuyulardan arıtılmadan şehir şebekesine katılan su, arıtılan sudan temizde olsa Çubuk ilçemizin daha kapasiteli bir arıtma tesisine ihtiyacı vardır.     

       

            Bütün bu sorunları anlattıktan sonra yeni seçilecek Belediye Başkanımızdan su ve kanalizasyon ile ilgili beklentilerimiz neler olmalıdır.Öncelikle yeni gelen Başkan şehrin su ve kanalizasyon alt yapısını sil baştan, sıfırdan, yeniden planlamalı ve yapmalıdır. Çatlamayacak, sızıntı yapmayacak, arıza durumunda yeri kazma gerektirmeyecek yeni bir proje geliştirmesi lazım. Asfaltı uygun yerinden yarıp 1,5x2 ebatlarında su, kanalizasyon,telefon,elektrik, doğal gaz tesisatını eş zamanlı olarak yer altına alan, uygun yerlerde kapakları olan, devamlı içine girilip çıkılabilen, içinde yürünebilen, küçük çaplı iş makinelerinin çalışmasına imkan veren, su, kanalizasyon, doğalgaz, elektrik, telefon arızalarında elektronik ikaz sinyali verebilen, su kanalizasyon ve doğal gaz kaçaklarında atıkları otomatik hidrofor ve havalandırma kapakları ile atabilen, bir seferlik yapılacak ve şehrin 300 yıllık ihtiyacına cevap verebilecek kombine bir yer altı şebekesine ihtiyaç var. Böyle şey olabilir mi demeyin bu gün Almanya"nın Berlin şehrinin imar planının 600 yıl öncesine ait olduğu söylenmektedir. 600 yıldır cadde, sokak ve hatta evlerin yerlerinin ve planlarının değişmediği ve günün ihtiyaçlarına cevap verebildiği belirtilmektedir. Biz de neden olmasın.

 

            Sizde bilirsiniz yer altına yatırım yapmak bir belediye başkanı için cazip değildir. Çünkü yerler  kazıldığında çamur olur, toz olur, şikayetler olur. Üstelik yapılan yatırım görülmez ve de kıymeti bilinmez, reklam etkisi zayıftır. Ancak ilçe halkı olarak böyle bir yatırıma ihtiyacımız var seçilen belediye başkanı tüm olumsuzluklarına rağmen her türlü riski göze alarak böyle bir yatırımı yapmalıdır. Geniş ufuklu bir belediye başkanı, bu yatırımlar için bir fırsat olabilir.Ancak ilçe halkımız inşallah bu sefer isabetli bir seçim yapar.

 

             Bu yazımda ilçemizin su ve kanalizasyonla ilgili sorunlarını dile getirmeye çalıştım. İnşallah önümüzdeki günlerde ilçemizin diğer sorunlarını aktarmaya ve bu sorunları sizlerle paylaşmaya devam edeceğim.