İDARE-MUDARE-DUBARE

ŞEVKET TANDOĞAN

                
          Fert ve toplum olarak dünya hayatımızı kuşatan ve mutlu yaşamanın ilkelerini teşkil eden İDARE-MUDARE-DUBARE nedir? Bu günlerde bu üç sihirli sözcüğü irdelemek ve doğru bilgileri paylaşmak gerekmektedir. Zira son günlerin ana gündemi, Sayın Davutoğlu’nun ayrılma sebebi ve seçilecek yeni Başbakan’ın kimliği burada gizlidir.
          Öncelikle şunu belirtmeliyim ki; İDARE=vacip, MUDARE=caiz, DUBARE=haramdır. Diğer bir ifadeyle, hepimiz idare ile mükellefiz, gerekirse başkasına mudare edebiliriz, ama kesinlikle dubarecilik yani kandırmaca yapamayız. Konuyu daha net detaylı açmak gerekirse:
          İDARE, yönetme demektir. Yakın çevremizdeki aile fertlerinden tutun, iş ve devlet yönetimine varıncaya kadar, sorumluluğumuz altındaki insanları ve tüm canlıları, onları mutlu ve memnun edecek şekilde güdüp,gözetip,iyi yönetmektir. Yöneticilik ciddî basiret ve dirayet gerektiren bir sanattır. Başlı başına bir hüner ve ma’rifet işidir. Nitekim üniversite ve enstitülerde bu amaçla İDÂRİ BİLİMLER dalında kürsüler kurulmuştur, ama ne kadar âlim olursa olsun herkes iyi idareci olamaz.
          MUDARE, boyun eğmektir. Mâkul bir gerekçe varsa, başkasına uymak ve onun suyuna gitmek suretiyle sonuca ulaşmaktır. Diklenmeden, nefsini kırarak ilkeler çerçevesinde birisine uyum sağlamak ve fedakârlık yapmak hayırlı olabilir. Böyle mudare yöntemiyle köprüler geçilir, engeller aşılır, mutlu sonuca erişilebilir. Hz.Peygamberimiz: (s.a.v.) “ÜMİRTÜ Bİ-MUDARATİ-N NASİ” buyurmuştur.
          DUBARE, aldatmaktır. Çeşitli hile ve riya yöntemleriyle başkalarını kandırmak, yanıltmak ve çarpmaktır. Toplumda çok yaygınlaşan bu dubarecilik, seviyesiz ve çirkin bir ahlaksızlık örneğidir. Haramdır. Namuslu ve haysiyetli insanlar hiçbir şart ve zarurette dubare yoluna gitmezler.
          İşte bu üç sihirli kelimenin anlam perspektifinden son istifa olayına baktığımızda; idare kapasitesi, entelektüel birikimi, ahlâkı ve siyasî vizyonuyla mükemmel bir Başbakan gördüğümüz Sayın Ahmet Davutoğlu’nun, lidere uyum konusunda MUDARE yolunu kullanamadığını görüyoruz. 
          Hiç şüphesiz dünya biliyor, kendisi de gayet iyi biliyor ki, Ak Parti’nin kurucusu ve doğal lideri, Sayın Cumhurbaşkanı R.T.Erdoğan’dır. Üstelik yüzde 52 oranında ezici bir oyla seçilmiş farklı bir başkan olarak aktif çalışmaktadır. Parti teşkilatına hâkim, milletin gönlünde taht kurmuş ve dünyaya meydan okuyan güçlü bir liderden destek alıp uyum içinde çalışarak istifade etmesi ve gerektiğinde ona tabi olup MUDARE ederek hizmete devam etmesi Sayın Davutoğlu için ve ülke için hayırlı olurdu.
          Perde arkasını çok fazla bilmiyoruz. Anlaşılan o ki, güçlü Başbakan havasında, arkadaşları uğruna ve hışımla en önemli makamı elinin tersiyle itmesi ve sertçe parmak sallaması Sayın Davutoğlu’nun zarâfetine gölge düşürmüş, belki de siyasî geleceğini bitirmiştir.
          Önümüzdeki süreçte fiilen Devlet Başkanı ve Ak Partinin doğal lideri olan Sayın Cumhurbaşkanı’na uyumlu ve onu orkestra şefi kabul edecek deneyimli, şahsiyetli bir Başbakan seçileceğini umuyorum. Yani dubare yapmayan iyi bir idareci, gerektiğinde lidere mudareli anlayışlı bir Başbakan ideal olacaktır.