HASTALAR TEDAVİ VE TEŞHİS SÜRECİNE YETERİNCE KATILIYOR MU?

Sağlık Köşesi

 

 

 

Prof. Dr. Dilaver TENGİLİMOĞLU( Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi)

Uzm. Özlem Füsun SEVİM (Medicana Hastanesi Kalite Direktörü)

 

Hasta güvenliği, son yıllarda sağlık hizmetlerinin kalitesinin geliştirilmesi kapsamında ele alınan güncel ve önemli konulardan birisidir. Hasta güvenliği, Ulusal Hasta Güvenliği Kurumu ( National Patient Safety Faundation – NPSF)  tarafından “Sağlık bakımı sırasında oluşabilecek yaralanma ve istenmeyen olaylardan kaçınma, bu tür olayları önleme ve düzeltme amacıyla sağlık kurumlarında izlenen süreçler” olarak tanımlanmaktadır.

Yakın geçmişe kadar hekimler, hastalarının düşüncelerini, hislerini, korkularını ve endişelerini hiç dikkate almadan, hastaları hakkında tek yanlı tedavi kararları almaktaydı. Hastalarda çoğu kez hastalıkları hakkında detaylı bilgiler alamadan tedavi sürecine katılır, ilaç kullanır ve ameliyat olurdu. Hastaneler gibi yüksek riskli süreçlere sahip bir sektörde, hastanın tedavi ve bakım sürecine katılması, duyarlı olması, kendi sağlığı hakkında, kullanacağı ilaçlar ve geçireceği ameliyatlar hakkında sorular sorabilmesi, hekimi ile ortak kararlar alabilmesi, oluşabilecek istenmeyen olayları ve tıbbi hataları azaltacaktır. Sağlığın bugünkü tanımında hasta anahtar bir oyuncudur. Hastanın temel haklarından biride karar alma sürecine katılma hakkıdır. Son birkaç yıl içerisinde hasta katılımı giderek artan bir şekilde sağlık süreçlerinin yeniden tasarlanmasında önemli bir bileşen olarak kabul edilmiştir.

 Joint Commission tarafından, 2009 yılından itibaren hasta güvenliği uygulamalarına dahil edilen, hastanın tedavi süreçlerine aktif olarak katılımı yönündeki uygulamalar, speak up programı adı altında toplanmıştır. Bu programın en büyük faydası, hasta ve yakınlarının tedavi süreçlerinde daha çok soru  sormalarını ve daha dikkatli olmalarını sağlamaktır. Speak up programı, hastaların bilinçli olmasını, tedavi ve bakıma yardımcı olmasını hedeflemektedir. Speak up  İngilizce kelimelerin baş harflerinden oluşan bir programın kısaltılmış halidir. Bu programın bileşenleri şunlardır:

Konuşun: (Speak Up)

Eğer bir sorununuz varsa bunu mutlaka sesli olarak dile getirin. Anlamadığınız şeyleri mutlaka sorun. Beden size ait ve bilme hakkınız var.

Dikkat edin: (Pay Attention)

Aldığınız bakım hizmetine odaklanın. Her zaman doğru tedavi ve doğru ilaçları doğru sağlık bakım personelinden aldığınızdan emin olun.

Kendinizi Eğitin: (Educate Yourself)

Rahatsızlığınız hakkında eğitim alın. Medikal testlerinizi ve tedavi planınızı öğrenin.

Sorun: (Ask)

Güvenilir arkadaşlarınıza veya aile fertlerine sorular sorun.

Bilin: (Know)

Hangi ilacı alacağınızı ve neden aldığınızı bilin. Unutmayınız ki medikal hataların çoğunu ilaç hataları oluşturur.

Kullanın: (Use)

Yattığınız kliniği veya hastaneyi kontrol edin. Kalitesini sorgulamaya çalışın. Bu konuda kurumun bir gayretinin olup olmadığına bakın.

Katılın: (Participate)

Bütün tedavi kararlarına katılım gösterin. Sağlık bakım ekibinin odağında siz olun.

 

 

            Sağlık hizmetleri yönetimi alanında yapmış olduğu ulusal ve uluslar arası çalışmaları ile bilinen Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof.Dr.Dilaver Tengilimoğlu  danışmanlığında   Medicana Hastanesi Kalite Direktörü Uzm. Özlem Füsun SEVİM  tarafından yapılan tez çalışmasında, hasta güvenliği çerçevesinde, hastaneye tedavi amaçlı gelen hastaların, kendi tedavi ve bakım süreçlerinin ne kadarına katılabildikleri, ne kadar bilinçli davrandıkları incelenmiştir. Ankara’daki özel bir hastanede yatarak tedavi hizmeti almak için başvuran 400 hasta ile yüz yüze anket tekniği kullanılarak gerçekleştirilen çalışmada elde edilen önemli sonuçlar aşağıda verilmiştir:

 

·   Lisansüstü öğrenimini tamamlamış katılımcıların %37,3’ü ağrı kesicilerin yan etkilerini biliyor musunuz? sorusunaevet biliyorum” cevabını verirken bu oran orta öğretimde  % 17,5 ‘e düşmektedir

·   Katılımcıların %65,6’sı doktorun sempatik davranışlı olması sonucunda utanmadan soru sorduklarını ifade etmişlerdir.

·   “Hasta haklarını ve sorumluluklarını biliyor musunuz?” sorusuna, ilköğretim mezunu katılımcıların %72,0’si “hayır bilmiyorum”, üniversite ve lisansüstü katılımcıların %88,0’i “kısmen biliyorum” yanıtlarını vermişlerdir.

·   Ankete katılanlara hastalığınız ile ilgili ameliyat kararı verildiğinde ikinci bir hekime danışırmışsınız?  sorusuna % 40 'ı tek bir doktorun fikri ile yetinmediklerini bir başka doktordan fikir aldıklarını belirtmişlerdir. Ayrıca diğer seçenekler yüzdelik dilim açısından incelendiğinde, üniversite mezunu katılımcıların %27,8’i “doktor hakkında bilgi toplarım” cevabını verirken, orta öğretim mezunu katılımcıların %19’u “ameliyatın aciliyetini sorarım” yanıtlarını vermişlerdir.

  • İlaç reçetesini okuyamadığınızda, doktorunuza tekrar sorarmısınız? Sorusuna, 36- 55 yaş arası katılımcılar %78.3 oranında, “Evet, tekrar sorarım” yanıtını vermişlerdir. Özellikle ilaç kullanımı ile ilgili konularda hasta katılımının yüksek olduğu düşünülmektedir.

 

  • Doktorların mesleki terminolojinin ağır bastığı bir dille ile konuştuklarında, hastaların %73,3’ü doktorun söylediklerini anlamadıklarında bile utandıkları iccçin tekrar soru sormadıklarını belirtmişlerdir.
  • Sağlık personellerinin ellerini yıkayıp yıkamadıklarına dikkat etme oranının, 15-25 yaş arası grubunda %28,0 iken  bu oran  26-35 yaş arası katılımcılarda  %.50,0‘ye çıktığı görülmektedir.

.

  •  “Bilgilendirilmiş onam formunun ne olduğunu biliyormusunuz?” sorusuna, Kadın katılımcıların %34,4’ü “kısmen biliyorum” yanıtını verirken,  erkek katılımcıları %39,6’sının “hayır bilmiyorum” yanıtını verdikleri görülmüştür.

 

  • Hastalara “Eczaneden aldıkları ilaçları isim, doz, son kullanma tarihi yönünden kontrol edip etmedikleri” sorulduğunda, 26-35 yaş arası grubun %49,5 oranda “Evet kontrol ederim” yanıtını vermiş olması dikkat çekicidir.

 

 

  • Hastaların enfeksiyonlara karşı ne kadar duyarlı olduklarını belirlemek için el hijyeni ile ilgili sorulan sorulara verdikleri cevaplar incelendiğinde, kadın katılımcıların %44,0 oranında erkek katılımcılara göre el hijyeni konusunda daha dikkatli oldukları görülmüştür.

           

 

            Yukarıdaki sonuçlardan hareketle çalışma sonucunda hastaların tedavi sürecine katılımının artırılması ve Speak Up programının başarılı bir şekilde uygulanması için aşağıdaki öneriler geliştirilmiştir.

           

  1. Toplumda eğitim düzeyinin artması ile toplum yaşantısının her aşamasında kişilerin seçiciliği artmaya başlamıştır. Aynı şekilde sağlık kurumlarının tercih edilmesinde de bu seçicilik dikkat çekicidir.

 

  1. Hastalar, sağlık hizmeti almak istedikleri kurumları araştırarak gitmektedirler. Bu durumda sağlık kurumlarının; temiz, hijyenik bir ortam sağlamaları, güler yüzlü ve güven verici bir hizmet sunmaları, çalıştırdıkları sağlık profesyonellerinin hizmet verdikleri branş dallarında yetkin olmalarına dikkat etmeleri, çalışanlarının hastalara şefkat ve sabırla yaklaşmalarını sağlamaları, hasta güvenliğini bir kurum kültürü olarak benimsemelerini, sundukları sağlık hizmetlerini akredite olmasalar bile belirli standartlarda sunması sağlanmalıdır.

 

  1. Sağlık profesyonelleri, hastalar ve aileleri ile konuşurken, sempatik davranmaları, empati kurabilmeleri, sakin ve sabırlı olmaları, onların endişelerini ve korkularını anlayarak, tıbbi terimleri kullanmadan anlayabilecekleri bir dil ile rahatsızlıkları hakkında bilgiler verebilmelidirler.

 

  1. Hastaların, fazla soru sormalarına sinirlenmemeleri, hastaları hakkında tedavi planı yaparken onların bu sürecin bir parçası olduklarını hissettirmeleri ve katılımlarını destekleyici davranışlar sergilemeleri önerilmektedir.

 

  1. Hastaların kulaktan dolma, eksik ve yanlış bilgilerle doktora gitmeden ilaç kullanması önlenmelidir. Bu konuda sağlık kurumları ve eczaneler, hastaları bilgilendirici afişler kullanabilir.

 

  1. Cerrahi işlem yapılacak her hastaya aydınlatılmış onam formunun ne olduğu anlatılmalı ve hastanın bu formu okuyarak imzalaması sağlanmalıdır.