GELENEKSEL ÇOCUK OYUNLARI VE MODERNLEŞME

SEVİM AYDOS

Halk kültürünün önemli dallarından biri olan çocuk oyunları “Belli kuralları olan, iyi vakit geçirmeye yarayan eğlence.”  olarak açıklanabilir. Çocukların yaşamında ve gelişiminde önemli bir yere sahip olan çocuk oyunları; çocuğun iç dünyası, edinimleriyle birlikte yaşanılan çağın ve içinde yaşanılan kültürün izlerini de taşımaktadır.

Atalarımız, oyunun çocuk için önemini “Abdal düğünden, çocuk oyundan usanmaz.”, “Oynamayan tay at olmaz.” gibi sözlerle dile getirmişlerdir.  Alman eğitimci F. W. Froebel de “Çocuk oyunları, hayatın çekirdeği gibidir, bütün insanlar orada gelişir, orada meydana çıkar.” şeklinde fikir belirtmiştir. Çocuk için yemek-içmek, nefes almak kadar elzem olan oyunlar, çocuğu eğlendirmenin yanı sıra sosyalleşmesine imkân sağlar ve onları geleceğe hazırlar. Aynı zamanda çocuğun, ruhsal, bedensel, zihinsel, kültürel gelişimlerine de yardımcı olur ve çocuğa öz güven kazandırır.

 Geçmişi çok eskilere kadar gidebilen “Geleneksel Çocuk Oyunları” konusunda Türk kültürü zengin bir hazineye sahiptir. Türk dünyasında ve ülkemizde,  çocuklar tarafından günümüze taşınmış pek çok oyun bilinmektedir.  Adı, kuralları, oyun tekerlemeleri ve oyun nesneleri yöreye göre değişebilen geleneksel çocuk oyunları bir bütün olarak ele alındığında başlı başına bir ritüel niteliğindedir. Oyunlar, çocuğun oyuna çağrılmasından evlere dağılmasına kadar geleneğin belirlediği kurallar çerçevesinde sürer gider. Çocukların bulundukları mekâna, mevsime, günün saatine, arkadaş sayısına, yaş gruplarına göre oynayacağı oyunlar farklıdır.

Oyun çocuklar için çok ciddi bir iştir, kuralları kesindir değişmez.  Oyunlarda eşitlik söz konusudur, adam kayırma yoktur. Kurallara uymayan, oyunbozan çocuklar  “çürük elma” olarak nitelendirilerek oyundan atılır ve bir sonraki oyuna alınmazlar. Bu riski göze alamayan çocuk kolay kolay kural dışına çıkamaz, böylece toplumsal kurallara da uymayı  öğrenir. Çocuk oyunda; işbirliği, sorumluluk alma, başkasının hakkına saygılı olma, yardımlaşma gibi kavramlarla birlikte yenmenin güzelliğini, yenilginin üzüntüsünü yaşayarak öğrenir.  

Günümüzde dünyadaki gelişmeler, modernleşme, kentleşme gibi olguları gündeme getirmiş, çocuklar da bu gelişmelerden nasibini almıştır. Okul-dershane- test kitapları arasında sıkışan çocuklara sokakta oynanamaya zaman kalmamıştır. Aynı zamanda oyun mekânlarının azalması, sokakta çocukları tehdit eden tehlikeler nedeniyle de aileler çocuklarını sokağa çıkaramaz olmuşlardır. Bugün ülkemiz ve dünya geneline bakıldığında oyunlar açık alanlardan kapalı alanlara doğru bir kayma olduğunu göstermekte aynı zamanda oyunların toplu olmaktan çıkarak bireyselleşme yolunda ilerlediği ve modernleştiği görülmektedir.

 Teknolojik gelişmelerin hayatımıza kazandırdığı ve çağın gereklerinden olan bilgisayar, televizyon, cep telefonu gibi araçlar çocukların dünyasında da önemli bir yere sahiptir. Günümüz çocukları bilgisayarı derslerinin yanı sıra daha çok sanal oyunlar oynamak için kullanmakta ne yazık ki pek çok aile çocuklarını bu konuda denetleyememektedirler. İki-üç yaşında başlayan bilgisayar ve telefon kullanımı yaş ilerledikçe artmakta, pek çok çocuk ve ergende bağımlılık yaratarak ciddi sağlık sorunlarına neden olabilmektedir. İnternet ve oyun bağımlılığı çocuklarda; göz bozukluğu, zihinsel yorgunluk, obezite gibi rahatsızlıklara neden olduğu gibi okul başarısında düşme, aileden ve toplumdan kopma, saldırgan ve uyumsuz davranışlar sergileme gibi sosyal ve ruhsal sorunlara neden olabilmektedir.

Bundan 30-40 yıl öncesine baktığımızda bizim çocukluğumuzda oynanan  “İstop”, “Dokuztaş”, “Hımbıl”, “Birdirbir”, “Yakan Top”, “Çelik- Çomak”, “Uzun Eşek”, “Bağlı”, “Dalya”, “Ali Dayı Saatin Kaç?”, “İti-Biti”, “Pes”,“Kömen-Komen”, “Kabaklar pişti mi?”, “El el epenek”, “El üstünde kimin eli var?” gibi oyunların adlarını özellikle kentsel alanda yaşayan çocuklarımızın pek çoğu duymamıştır bile. Dönemin oyun araçları çakıl taşı, değnek, tahta parçaları, çivi, çam kozalağı, ayı(topaç) gazoz kapağı,  öküz kılından yapılmış top gibi nesnelerdi. Fazla oyuncağımız yoktu, misket, naylon top bile bazı çocuklar için lükstü, ama çocuklar mutluydu.

Günümüzde çocuk oyunlarını yaşatmak amacıyla belediyeler ve bazı kurumlar tarafından yapılan  “Geleneksel Çocuk Oyunları Şenlikleri” konunun önemini kavramak, geleneği yaşatmak ve yaymak açısından önemli gelişmelerdir. İlçemizde  bu yıl “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı”  etkinlikleri kapsamında Çubuk Belediyesi tarafından yapılan şenlik de güzel bir başlangıçtır.

 Günümüzde bazı bilim dallarının konusu olan “Geleneksel Çocuk Oyunları”  ile ilgili yapılan araştırma ve projelerin devlet, yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşları tarafından desteklenerek uygulamaya konulması gerekmektedir. Günümüz şartlarına uygun hale getirilen oyunların okul öncesinden başlanarak ilköğretim müfredatına alınmasının çocuklarımızın sağlığı ve kültürel değerlerimizin yaşatılması açısından yararlı olacağına inanıyorum.

Sağlıklı ve mutlu nesiller yetişmesi dileklerimle…