Gecikmenin Hikmeti

Murat Kaymakcı

 

Gözlerimi kapatıp o nurlu asra, Mekke’nin kızgın çöl rüzgârlarının estiği o mübarek günlere uzanıyorum. Bir an, sanki o tozlu yollarda yürüyorum... Kıtlığın olduğu, yokluktan bellerin büküldüğü o zor günlerde, süt çocuk bulmak ümidiyle Mekke’ye doğru yola çıkan Halime Annemizi düşünüyorum. İçindeki heyecanı, o çaresizliği ve umudu adeta yüreğimde hissediyorum.

Biliyorum ki Halime Annemizin bindiği deve yavaştı; belki kervandakilerin en zayıfı, en dermansızıydı. O yavaşlık yüzünden kervandan geri kaldı, şehre diğerlerinden daha geç girdi. Oysa o gün Mekke’ye varan diğer sütanneler, hemen en zengin, en varlıklı ailelerin kapılarını çalmış, bebekleri çoktan kucaklamışlardı. Halime Annemize ise geriye, elleri boş dönmemek adına teselliyle kucakladığı o biricik yetim kaldı: Hz. Muhammed Aleyhisselam...

O an nereden bilebilirdi ki o en güzel, nurlu yetimin (aleyhisselam), âlemlere rahmet, kâinata güneş olarak gönderilen son elçi olduğunu? O devenin yavaşlığı, o gecikme; kâinatın en büyük saadetini, o mübarek yetimi Halime Annemizin şefkatli bağrına emanet etmek için yazılmış ilahi bir kaderin ta kendisiydi.

Bugün kendi hayatımıza dönüp bakıyorum da... Bizler de ne çok acele ediyoruz, değil mi? İstediğimiz kapılar hemen açılsın, dualarımız anında kabul olsun, nasibimiz hiç gecikmeden önümüze serilsin istiyoruz. Hayatın o koşturmacası içinde işlerimiz ya da istediklerimiz geride kaldığında, tıpkı devesi yavaş kalan biri gibi hayıflanıyor, içten içe isyan etmesek bile hüzünleniyoruz. “Neden herkes önde de biz geride kaldık?” diye soruyoruz.

Oysa bilmiyoruz ki bazen acele ettiğimiz şeyler bizim imtihanımız, geciktiklerimiz ise ruhumuzun en büyük dermanı, nasibimizin en hayırlısıdır. Halime Annemiz o gün o gecikmenin hikmetini hemen anlayamamıştı. Çünkü biz kullar, sadece anı yaşarız; manzarayı ancak tepeye tırmandığımızda, zamanın tortusu döküldüğünde fark ederiz.

Şimdi kalbimizi bu hakikate boyayarak fısıldıyorum: Allah’ın zamanlaması kusursuzdur, mükemmeldir. O, ne erken getirir ne de geç bırakır. Her şey, sevginin ve kaderin en adil terazisinde, tam vaktinde yeşerir. Biz yeter ki o yavaşlığın arkasındaki ilahi lütfa teslim olabilelim.

Ey Rabbimiz! Hayat yolculuğumuzda irademizi senin rızana teslim ediyoruz. Bizleri acele edip hüsrana uğrayanlardan değil, gecikmelerin ardındaki o muazzam hikmeti görüp sabredenlerden eyle. Nasibimizi, yüreğimizdeki o derin aşkı ve huzuru en hayırlı vakitte karşımıza çıkar. Âmin.