FAKİRİN EKMEĞİNE ZAM...

Şuayip Yaman Görünen Köy

                  

 

Çubuklular Müjde... Nihayet beklenen oldu ve ilçemizde 250 gr. ekmek 75 kuruştan 1 TL.’ ye yükseldi. Böylece bir kilo ekmek 4 lira oldu, zamla birlikte Çubuklu vatandaşın sofrasından bir ekmek daha eksildi.

 

Ankara Büyükşehir’in Halk Ekmeğinin fiyatı ise 60 kuruştan 75 kuruşa çıktı. Halk ekmek daha kaliteli ve daha ucuz.

 

Makarna ise ortalama 1 lira 70 kuruş, Bizim vatandaşımız 2 kilo makarna fiyatına 1 kilo ekmek yiyor.

 

Bu durumda bizim akillerimiz “vatandaş, ekmek değil makarna yesin” mi diyecekler..

 

Dünyada buğday fiyatları düşüyor.  Un fiyatları düşüyor.

 

Bir zamanlar ilçemiz tahıl ambarı idi.

 

Petrol fiyatı düştüğü için buğdayı taşıma maliyeti, elektrik fiyatı da düştüğü için buna paralel olarak değirmenlerde buğdayı öğütme maliyetinin de düşmesi gerekir.  Buna rağmen ilçemizde ekmeğe zam yapılıyor.  Çubuk Bakkallar ve Bayiler Odası yetkilileri de bu zammı normal görüp üstelik de savunuyor. Kimi düşünüyor ;üyelerini mi, yoksa halkı mı düşünüyor? Pes doğrusu...

 

Her ne kadar açlık ve yoksulluk sınırının ücretlerin oldukça üzerinde seyrettiği Türkiye’de vatandaşlar karnını doyurabilmek için ucuz olan ekmeğe yöneliyor.

 

Peş peşe gelen ekonomik krizlerle birlikte fakirleşen Türk halkı, kişi başına yılda ortalama 112 kilogram ekmek tüketiyor. Avrupa ülkelerinde beslenme alışkanlığının omurgasını et, balık ve sebze gibi yiyecekler oluştururken, Türkler ise karınlarını ekmekle doyuruyor.

Çünkü makarna, mantı ve hatta pilavı bile ekmekle yiyen bir milletiz.

 

Türkiye’de alım gücü düştükçe ekmek başta olmak üzere unlu mamullerin tüketimi giderek artıyor. Halkımız, normalde alması gereken gıdaları alamadığı için ekmek tüketimine yöneliyor ve günlük enerjisinin neredeyse yarısını buradan karşılıyor. Bu nedenle ekmeği besin olarak zenginleştirme ve çeşitlendirme projeleri geliştirilmeli, vitamin ve protein katkılı ekmekler üretilmeli... Ama ekmeğe yapılan zamlar bu üretimi olumsuz yönde etkiliyor. Vatandaş ucuz ekmek peşinde koşuyor.

 

Zamların ve pahalılığın halkı giderek çıkmaza sürüklediğini belirten vatandaşlar, “Eskiden dara düştüğümüz zaman soğan ekmek yer geçinir gideriz derdik ancak son yapılan zamların ardından geçinmek için artık soğan ekmek bile yiyemeyeceğiz” diyerek şikâyetlerini dile getiriyor.

 

Bunda Metropol İlçe olmamız da bir etken olabilir mi? Olur. Çünkü düne kadar (23 Temmuz 2004) 1362 km2. yüz ölçüme sahip, Çubuk bir Tarım ilçesi idi. Akil adamlarımız Ankara’nın Polatlı’dan sonra ikinci tahıl ambarı olan koskoca Çubuk İlçesi’ni Metropol İlçe yaptılar. Gerekçe ise ilçeye yatırımlar oluk oluk akacaktı. Aksine zamlar ve vergiler oluk oluk akıyor.

Söylememe gerek yok, sizler İlçeye neler aktığını görüyorsunuz.

 

Metropol olduktan sonra ilçe “Konut Bölgesi” ilan edildi. İlçenin tarım vasfı, hayvancılık vasfı ve turizm vasfı hızla kayboluyor. Çubuklular neyle geçinecek? Orasına siz karar verin artık... Gün gelecek her şeyi satın alacağız. Bu günler çok yakında...

 

Başımıza gelecekleri bildiğim için bundan birkaç yıl önce (2011) yazdığım “Çubuk Çankırı’ya Bağlanmalı” başlıklı yazımda olacakları bir bir anlatmıştım. Bunların hepsi oldu.

 

O yıllarda beni acımasızca eleştirenler inşallah şimdi mutluluktan uçuyorlardır. Çubuk “Metropol İlçe” olduktan sonra ne kazandı, neler kaybetti? Hiçbir şey kazanmadı ama çok şey kaybetti. Şimdi o sözleri yine tekrarlıyorum; Çubuk ilçesi ya eski konumuna dönmeli yani köyden mahalle olan 77 mahalle tekrar ‘Köy Statüsü’ne dönmeli ya da en kısa zamanda  “ÇUBUK ÇANKIRI’YA BAĞLANMALI” ... 

 

“Buğday Fazlası var” iken, ekmeğe zam niye?

 

İlçede ekmeğe yüzde 33 zam yapıldı. Asgari ücrete, işçiye, memura ve emekliye zam yapmak için kırk dereden su getirenler, kırk takla atanlar ekmeğe düşünmeden nasıl zam yapıyorlar? Buğday üretimi de fazla iken ekmeğe neden zam yapılıyor.

 

Geçtiğimiz günlerde Türkiye Fırıncılar Odası Genel Merkezi tarafından yapılan açıklamada

44 Milyon buğday üretildiğini ve 22 ton buğday fazlası olduğu bildirildi.

 

22 milyon ton buğday fazlası olduğu bir ülkede yaşıyoruz. Neden ekmeğe zam yapılıyor?

Asgari ücret zammından dolayı mı bu zam yapılıyor? 1 Kasım sonrasında her şeye zam yapılır oldu. Dar gelirli insanların en önemli gıda maddesine neden zam yapıldığına dair yetkililerden net bir açıklama da yok.

 

Yani “koyun can derdinde, kasap et derdinde”

 

Dar gelirli vatandaşların en önemli gıda maddesi olan ekmeğe neden zam yapma gereği duyuluyor? Yetkililer derhal net bir açıklama yapmalı...

 

Bakan Çelik “Zam Yalan” demişti.

 

Hatırlarsanız; Ekmeğe zam yapılacağına yönelik haberlere, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik tepki göstermiş ve 6 Aralık gecesi katıldığı bir TV programında “yalan” demişti.

 

Çelik yaptığı bir açıklamada, “ekmeğe zam geleceği” iddialarının gerçeği yansıtmadığını belirtmiş ve “Böyle bir şey söz konusu değil” demişti.

 

Çelik, ekmeğe zam iddialarına ilişkin bir soru üzerine de, ‘’Altını çiziyorum ekmeğe zam yok’’ demişti.

 

Ekmekte bir de kalite ve lezzet olsa...

 

Ekmekte kalite ve lezzet yok...

 

O kadar zamma rağmen ilçemizde birkaç fırın haricinde ekmekte kalite ve lezzet yok.  

Ekmeğin, insanların beslenmesinde en önemli gıda maddesi olduğu kuşkusuzdur. Ancak ilçemizde genel olarak ekmeğin önemine eşdeğer vasıflarda ve hatasız bir şekilde üretildiğini ifade etmek güçtür.

Aksine, piyasadaki ekmeklerin hammaddeden, üretim teknolojisinden ve teknik bilgi yetersizliğinden kaynaklanan birçok hataları bulunmaktadır. Bunda buğdayın üretim aşamasından depolama, öğütme ve fırın aşamasına kadar olan tüm olumsuzlukların da payı bulunmaktadır.

Hatalar nereden kaynaklanırsa kaynaklansın, bir buğday ülkesi olan ve halkın ana besin kaynağı ekmek olan ülkemizde, hatasız veya en az hata ile ekmek üretiminin gerçekleştirilebilmesi şarttır. Bunun için de her şeyden önce ekmek hatalarına hangi faktörlerin neden olduğunun iyi bilinmesi gerekmektedir.

 Yukarıdaki nedenlerle ekmek fırınlarının özellikle de ekmek yapımında kullanılan un çeşitlerinin sürekli denetlenmesi gerekir.

Kalabalık aileler bu gidişle eskiye dönecek. Bir çuval un alıp ekmeğini evinde, yufka ve bazlama yapacak. Köy somunu bile yapacak. Hatta fazlasını da satıp eve bir maddi katkı sağlayacak. Hani derler ya “kötü komşu insanı ev sahibi yapar”. Durum onu gösteriyor. Eskiden her evde “Tandır evleri” vardı. Burada bazlama, gözleme, yufka, şepit yapılırdı. Bu gidişle her şey eskiye rücu (eskiye dönme) edecek gibi görünüyor.

Ekonomik olarak da yufka daha avantajlı. Kalabalık aileler kendi ekmeğini yapmazsa, ekmek almakta büyük bir sıkıntı yaşar. Bu yüzden ev ekmeği hem sağlıklı hem de ekonomik olarak daha avantajlı şeklinde konuşanlar var. Fırıncılar, vatandaşın fırın ekmeği yerine evde kendilerinin ekmek yapmasının alışkanlıktan daha çok ekonomik sıkıntıya bağlıyor.


Muhtarlar tepki göstermeli...

 

250 gram ekmek 75 kuruştan satılırken şimdi 1 liradan satılmaya başlandı. Bu zammı kim yaptı, hangi gerekçe ile yaptı, şu an bilmiyoruz. Ancak yapılan zam haksız ve hukuksuzdur. Fakir ve dar gelirli halkımızın tek gıda maddesi halinde olan ekmek üzerinde yine çirkin oyunlar dönüyor. Oluşan zam oranı kabarıktır. Haksızdır. İlgili ve yetkilileri tüketicilerimiz adına göreve davet ediyorum, zammın geri çekilmesi gerekir.

Ekmeğe yapılan zam kabul edilemez. Yüzde 33' lık zammı anlayabilmek mümkün değil. Hangi maaşa, kimin gelirine yüzde 33 zam yapılmıştır ki, fakirin yiyeceği ekmeğe bu kadar zam yapılabilmektedir. Ekmeğe yapılan zam dolayısıyla esnafa da yansıyacak. Una zam yapılacak, doğalgaza zam yapılacak. Vergiler artırılacak. Vatandaş ekmeğe yapılan bu zamdan esnafı sorumlu tutacak ancak buz dağının arkasını görmeyecek. Suçlu yine esnaf olacak.

Muhtarlar, vatandaş için devlete ulaşabileceği ilk kapıdır. Muhtar, mahallenin yöneticisi ve temsilcisi gibi olduğundan Çubuk’ta ekmeğe yapılan zammı eleştirerek diğer konularda olduğu gibi vatandaşın sesi olduğunu bir kere daha göstermeli..

 

Vurun Abalıya...

 

İlçenin gerçek fakirleri, genel olarak asgari ücretle ve ağır ekonomik şartlar altında çalışırken, ayın sonunu nasıl getiririm diye inim inim inlerken:

 

İlçenin diğer bir kesimi vardır ki; Bunlar “Sadaka Kültürü” ile geçinirler. Bunlar ilçenin genel siyasetini belirler, yattıkları yerden hayatlarını idame ettirirler. Bunlar zamlardan etkilenmez, onlar için. “ekmek elden su göl’dendir. Çünkü onlar arkalarını bir yerlere dayamışlardır. Hatta ekmek zammından bile etkilenmezler. Çünkü bunlara her gün Büyükşehir Belediyesi Halk Ekmek Fabrikası elemanları tarafından bedava ekmek dağıtılır.

 

İlçenin genel siyasetini “sadaka kültürü” ile geçinenler belirlediği için, ilçeye dişe dokunur bir hizmet gelmez. Büyükşehir Çubuk’a neyi uygun görürse o hizmet olarak gelir. Bu kesim ise yapılan asli görevlere “şak şak” yapar. Diğer kesimin hiçbir fonksiyonu ve yaptırım gücü kalmaz.

Diğer zamlar da kapıda...

Dünyada petrol fiyatları düşüyor.

 

Doğalgaz fiyatları düşüyor.

 

Kömür fiyatları düşüyor.

 

Bunlara bağlı olarak bütün dünyada bütün elektrik fiyatları da düşüyor. Nedense sadece Türkiye’de elektrik fiyatları yüksek oranda zamlanıyor.

 

Ekmeğe yapılan zamla ülkemiz benzin, elektrik ve su da olduğu gibi dünyanın en pahalı  ekmeğini satan ülkelerden biri haline gelmiştir.

 

Önümüzdeki günlerde bunlara bağlı ürünlerde de zamlar kaçınılmaz olacaktır.

 

Her şeyi hazır alırsanız olacağı budur.

 

Atalarımız ne demiş, “hazıra han dayanmaz, o da vaktinde bulunmaz.”

 

 Üretim yapamazsanız. Her şeyi parayla alırsınız. Ona da para bulunmaz...

 

Bir zamanlar tarım, hayvancılık ve turizm kenti idik. Şimdilerde ne kenti olduk? Bekleyip göreceğiz.

 

İlçeyi bu hale getirenler ve onların her türlü hareketine alkış tutanlar utansın...