BİR NESLE DOKUNUŞ

Şakir Arıkan

“İnsan yetiştirmek”  en soylu görevdir. Bütün dinlerde, bütün ideolojilerde  insan yetiştirmek bu şekilde görülmüştür. 

Ve insan biçimlenmesi, dimağların nakşedilmesi, zihnin  çevreye duyarlı kodlarla donatılması.. İşte bunlar için belki en son evre, ergenlik dönemidir.

Davranışların alışkanlığa dönüştüğü dönem. Bir insan hayatına girmeye başlayan olguların, düşünsel biçimlerin tanımlanıp bir ömür boyu kullanıma gireceği dönem. İngilizce “teenage” denilen, delikanlılık, genç kızlık dönemidir bu.

Gençler bu dönemde, ya kendini çevreye kaptırıp gider, ya da hayatına kalıcı bir yön vermek için çevre analizini yapmaya başlar. Yapmışsa yeniden durup düşünür.

Çevre analizi yapmak, sorgulamak ile başlar. Sorgulamak ancak ve ancak düşünmek ile olur. Filozofların piri Sokrates  “Sorgulanmayan yaşam, yaşanmaya değer değildir” der.

Kendini çevreye kaptırıp gidenler de mutlaka bir hayat yaşar; yer-içer, sever-sevilir ama Sokrates’e göre,  yaşanmaya değmez bir hayattır bu.

Hayatı tanıyıp, çevre analizini hakkı ile yapan/yapabilen gençlerin bir toplumun geleceği için kilit bir  rolü vardır.  Toplum bu rolü onlara verebilirse, ulvi yükünüz neyse o, artık bir nesil sonrasına taşınabilir  demektir.

Zamanı ve mekanı kendi değerlerinize göre yetişmiş  bir gençliğe emanet edebilmek misyon işidir. Bu gençliği yetiştirmekse,  esasen bir toplumun  farz-ı kifaye sınıfından birinci vazifesi olmalıdır.

Toplumda herkes bu rolü taşımaz, taşıyamaz. Bu rolü herkese verebilmek sosyolojinin temel kurallarına aykırı olunca; yetenekli, duyarlı, zeki ve akıllı bir  hedef kitle belirlemeniz gerekir.

Bu kitlede  farkındalık oluşturup,  bilgi düzeylerini ve algılarını artırarak,  karşılaştırmalı olarak , çevre analizi yaptırmanız temel amaç olmalı.

İlk İslam toplumunun şekillenmesinin akabinde Yüce Öğretici’nin ilk yapılandırdığı kurumlarının başında Suffa Mektebi gelir. Bu mektebde Rasulullah  öyle gençler yetiştirir ki bu gençler çevreyi, hayatı İslam ile yeniden analiz eder. İslam öğretisini  mekanla, fizikle şekillendirip çağlara yayarlar. Enes Bin Malikler, Ebu Hureyreler burada yetişir.

Bilinç düzeyleri yükseltilmiş bu genç  ashab olmasaydı,  İslam asla elli yıl gibi kısa bir sürede tarihin   kalıcı öznesi olarak, dünya geneline hükümranlığını kuracak şekilde yayılmazdı.

Esasen bugün de yapılması gereken budur. Aliya İzzetbegoviç’in  “İlkel bilinç düzeyinde İslâm'ı uygulamaya koymak imkansızdır” sözü tam da bu durumu ifade etmektedir.

Çubuk’ta aynı değerlere sahip, hayatı aynı değerler ile tanımlayan  kadroların aynı dönemde iş başında olmasının bir şans olduğunu daha önceki yazılarımda ifade etmiştim.

Çubuk’un yetişmiş değerleri olan  bu kadrolar yukarıda anlattığım perspektif ışığında “Çubuk Akademi Projesi”ni 2014 yılında tasarlayıp hayata geçirmeye başladılar.

İki yıldır süren ve her yıl yeni üyelerle icra edilen projede,  lise seviyesinde, idarecilerince seçilmiş öğrenciler, tanınmış düşünür ve yazarların kitaplarını okuyup sonra da  seminer formatında onlarla birlikte oluyorlar.

Bu gençlere ayrıca özel programlar düzenlenip çevre analizi için Çubuk dışına  çıkartılıyor. Bunun dışında, bu gençlerin arkadaşlıklarını  sürdürmeleri ve güçlendirmeleri için farklı etkinlikler yapılıyor.

2015-2016 programında ise  bu gençler ülkemizin yedi saygın düşünür, bilim adamı, siyasetçi, bürokratı ile bir araya geldi. Bu kişilerin eserleri  okunup, incelenip interaktif programlar yapıldı. Ankara’nın kültürel ve yönetsel alanları ziyaret edildi.  En sonunda da Karadeniz’de başlayıp Batum’da biten şahane bir program ile bu gençlere iklimi ile, kültürü ile, insanı ile mekan kavramı verilmeye çalışıldı.

Çubuk Akademisi’nin faaliyetlerinin rahatlıkla takip edildiği facebook, twitter, instigram gibi sosyal medya uygulamalarında  hesapları da var.

Yeterli mi? Asla …

Olması gerekenin sadece %20-30’u yapılsa da  bölge ilçeleri arasında ilk defa Çubuk’ta uygulanan bu projeyi önemsiyor ve değerli buluyorum. Yapılmadığını iddia ettiğim ,imkan olsa yapılacağına emin olduğum %70-80 lik dilime tekabül eden  aktiviteler ise; programın katılımcı artırılarak ortaokul ayağı ile bir + iki yıla çıkartılması, spor, bilim, kültür, sanat ve dil atölyelerinin kurulması vs.   

Bu projeyi hayata geçirdikleri için, projenin idari hamisi   Kaymakam Sn Cemal Şahin’i, finansal  ve kurumsal ilişkiler sahibi Belediye Başkanı  Sn. Tuncay Acehan ve Yardımcısı Şükrü Acıelma’yı,  teknik  sahibi İlçe Milli Eğitim Müdürü Sn. Murat Aslan’ı ve en büyük emek sahibi Proje Koordinatörü İlçe Gençlik ve Spor Müdürü  Sn. Cüneyt Küpeli’yi  ve diğer emektarlarını bir nesle dokunarak Çubuk ve ülkemizin geleceğine değerlerimiz doğrultusunda sahip çıktıkları için, aynı inanç ve düşüncede olan hemşerilerim adına tebrik ve  teşekkür ediyorum.