Bilderberg, Dünya Polis Devletine ilk adım...

Tarık Sezai Karatepe

Bilderberg, Dünya Polis Devletine ilk adım...

1954...

Yalta Konferansı'nın üzerinden on yil bile geçmemişti. Dünyanın dogusunu SSCB’ye, batısını ABD’ye, merkezini de İngiltere’ye bırakan küresel plan tıkır tıkır işliyordu.
 
Simdi sırada Dünya Polis Devleti vardı.
 
Tek kutuplu evrenin temellerini atmak için Haçlı Seferleri, Tapınak Şövalyeleri ve lluminate ile yürütülen operasyon, son noktaya gelmişti. 2. Dünya Savaşı, ardında, yıkılmış kentler, yoksul halklar bırakmıştı.
 
Yine de iş sansa bırakılmamalı, ayağa kalkanın tepesine vurulmalıydı. Düşman üretmekle işe başlandı. Bu düşman zahiren SSCB, ama gerçekte ise aklı başında herkesti.
 
Bunun için SSCB’ye Varşova Paktı kurduruldu.
 
Motto hazırdı:
 
Serbest piyasa kapitalizmini dünyaya hakim kılmak.
 
Thatcher, Clinton, Obama, Blair... dönem dönem kullandıkları seyislerdi. Sivil toplum izlenmeli, sendikalar zayıflatılmalı; küreselleşme fikrini allayıp pullayıp cazibe merkezi haline getirmeli. Yesil Kartlarla beyin göçüne yol açmalı, burslar verilmeli, kale içten ele geçirilmeliydi.
 
Küresel ısınma bahanesiyle tarım ve hayvancılık kotaları konulmalı, dünya ekim alanlari tek merkezden belirlenmeli; Kuş Gribi, Deli Dana, Kırım Kongo Kanamalı Kene furyasıyla küçükbaş, büyükbaş hayvanlar itlaf edilmeli, tarım alanları terk edilmeli; Yapay Et cazip hale getirilmeliydi.
 
Buna rağmen bağımsız çiftçiler direnirse, karsılarında mevzuatı bulmaları işten bile değildi.
 
İlaç şirketleri, ne öldüren ne iyileştiren bir denklem üzerinde yoğunlaşmıştı bile. Hasta sakın ha ölmesin, sürünsün! Ölüyü soyamayız!
 
Rothschild ve Rockefeller aileleri ise, iki asırdır bütün planların atbaşı uygulayıcıları, koçbaşı zorbacılarıydı.
 
Ülkeler sosyal deney haline gelmeli, covid masalı ile korku imparatorluğu kurulmalıydı. Gelir adaletsizliği artmalı, ırkçılık hortlamalı idi.
 
Ruanda’ya çökmek içinHutuların Tutsilere saldırması ve 4 ayda 1 milyon Tutsi’nin katledilmesi gerekiyordu. Elebaşı Fransa / Belçika, taşeron ise Çin’di.
 
Sürekli devletler tehlikeli idi. İstikrarsızlık özendirilmeli, zinde güçler bir gece yarısı gelmeliydi. 1960 darbesinde Cemal Gürsel’in 3 yardımcısının da gayri müslim olması başka nasıl izah edilebilirdi?
 
Elle tutulabilir ve muhatabı olan paraya karşı dijital para yaygınlaşmalı, çarşı pazar kalkmalı, üretim durmalı, sömürü çarkı genişletilmeliydi. Merkez Bankalarına çoktan ayar verilmisti bile.
 
“Lgbt / cinsel yönelim” adıyla sempatik hale gelmeli, gökkuşağı renkli şemsiyeler uluorta dağıtılmalıydı. Aile kurmayan, çocuk doğurmayan nesepsiz, cibilliyetsiz bir akım, yerel ve genel yönetimlerce desteklenmeliydi.
 
Cinsiyet değiştirme ameliyatları ücretsiz ve devlet güvencesinde olmalıydı.
 
Öyle ya, geçen zamana yazıktı. Birbirleriyle onca savaşmış güçler birleşmeli, tek devlet olmalıydılar. AET, AB, NATO.. aslında Avrupa Birleşik Devletleri ve Avrupa Ordusu için kurulmuştu. Hedefe giden yolda her şey mubahtı. Karapara aklanabilir, uyuşturucu merkezin inisiyatifinde olabilirdi.
 
Brezilya’yı  eroin batağına saplayip Rio’nun tepesine İsa heykeli dikmek tam bir Latin kurnazlığı idi. Celladına aşık olmak tam da buydu.
 
Güçlüler dokunulmazlık zırhına bürünmüştü. Onlar asla hakim karsısına çıkmaz, hapse girmezdi. Adiniz Kissinger ise Endonezya, Sili ve Kamboçya’da darbe yapabilir, ama asla Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesinde yargılanmazdınız.
 
Bilderberg’e öyle elinizi kolunuzu sallayarak giremezdiniz. 5'li çeteye antipati beslemiş olabilirsiniz. Bu sizin için hiç de iyi olmaz. Ticari ve siyasi geleceğiniz kararır.
 
MI6, CIA, MOSSAD, KGB... elverişli kişi ve gruplara terör örgütü kurdurur, hizaya getirirdi.
 
Çavuşesku, Saddam, Kaddafi... ömür boyu hizmet ettikleri yapının dışına mı çıktı? Önce itibarsızlaştırılır, sonra yok edilirdi. Teoder Herzel’in Siyon Protokolleri, Bilderberg'in başucu kitabıydı.
 
Peki bütün bu planlara kim dur diyecek?
 
Tabi ki Müslümanın feraseti!