AŞKIN SIRRINI MI ARARSIN?

Murat Kaymakcı

Bugünlerde “aşk” kelimesini o kadar kolay ve çabuk harcıyoruz ki… Ekranlarda, sokaklarda, günlük sohbetlerde her şeyin adına kolayca sevgi deyip geçiyoruz. Ama en ufak bir sıkıntıda, küçük bir anlaşmazlıkta bitiveren bu duygular gerçekten aşk olabilir mi? Çıkara dayanan, günübirlik heveslerle başlayıp hemen sönüp giden sevgilerin peşinde ömür tüketip duruyoruz. Oysa kalbe dokunmayan, fedakârlık istemeyen, çilesi çekilmeyen bir duyguya aşk demek ne kadar doğru?

Bizler sevmeyi de vefayı da unuttuk. Sevgiyi maddede, görünüşte veya anlık heyecanlarda ararken ruhumuzu doyuran o samimi bağlardan uzaklaştık. Peki, asıl sevgi nedir? Bir insan, bir başkasını hiçbir dünyalık menfaat gözetmeden nasıl böylesine büyük bir adanmışlıkla sevebilir?

Oysa gerçek aşk; Hazreti Bilâl’in (radıyallahu anh), ezan okurken “Muhammed” (aleyhissalâtü vesselâm) ismini andığı o mukaddes an, hasretin ve vuslat özleminin acısıyla sesinin titreyip tükendiği o dermansız andı.

Peygamber Efendimiz (aleyhissalâtü vesselâm) dünyadan irtihal ettikten sonra Hazreti Bilâl (radıyallahu anh) için Medine adeta dar gelmeye başlamıştı. Bastığı her sokakta, baktığı her köşe başında O’nun (aleyhissalâtü vesselâm) hatırası vardı. Bu ayrılık acısı yüreğini öyle bir yaktı ki artık Mescid-i Nebevî’de ezan okuyamaz hâle geldi.

Çünkü ne zaman minareye çıksa, ne zaman “Eşhedü enne Muhammeden Resûlullah” demeye niyetlense gözlerinden yaşlar boşanır, boğazı düğümlenirdi. “Muhammed” (aleyhissalâtü vesselâm) ismini her söylediğinde hıçkırıklara boğulur, kelimeler dudaklarında yarım kalırdı. O mübarek ismi söylerken kalbinin sızısına dayanamaz, sesi kesiliverirdi. İşte gerçek sevgi; sevdiğinin yokluğuna yüreğin dayanamaması, O’nun (aleyhissalâtü vesselâm) adının geçtiği yerde dünyayı unutabilmekti.

Bugün sahte sevgilerin ve geçici heveslerin içinde kaybolan bizler için Hazreti Bilâl’in (radıyallahu anh) bu hâli çok büyük bir derstir. Eğer gönlümüzde hakiki bir sevgiye yer açmak istiyorsak önce neyi ve kimi seveceğimizi iyi bilmeliyiz.

Yüce Rabbim, bizlerin kalbine de Hazreti Bilâl’in (radıyallahu anh) Peygamber Efendimiz’e (aleyhissalâtü vesselâm) duyduğu o lekesiz, karşılıksız ve derin sevgiden bir katre nasip eylesin. Bizleri dünyalık sahte sevgilerin peşinde ziyan olmaktan muhafaza buyursun; ahirette de Efendimiz’in (aleyhissalâtü vesselâm) sancağı altında, O’na (aleyhissalâtü vesselâm) gönülden bağlı olanlarla birlikte haşrolmayı nasip etsin.

Âmin.