Alplerin Çocuğu, “Çoğu Gitti, Azı Kaldı!”

Tarık Sezai Karatepe

 

 

Aymazlığın bu kadarına da pes doğrusu!

Nihayet el bebek gül bebek oyuncağına kavuştu; anlı şanlı adamlar, boylu poslu iktidar sahipleri… Civan gibi muhalefet, çakı gibi sivil toplum(!)

“Duyduk duymadık demeyin. Soğan ekmek yemeyin. Alplerin Çocuğu minareyi yasaklamış! Yaptığı ahmakçaymış! Boyundan büyük işlere kalkmış!

Zavallının tekiymiş! Dünya buna seyirciymiş!

Medeniyetin göbeğinde olur muymuş, anlamsız referandum! Hoşgörüsüzlüğün bu kadarı da fazlaymış!”

Sicili bozuk Altı Ok, basiretsiz Üç Hilal, ferasetsiz Yenilikçi…  Pelesenk ettiler dillerine:

“Nasıl olur, kabul edilemez!”

……………………….

Dön de aynaya bak! Yasağın lügatini yazmış ülkesin! Karnen 0’larla dolu.

Sen öğrettin dünyaya, anlamlı oylamayı(!) Lehinde serbest, aleyhinde konuşmak yasak, Seksen İki Anayasası, açık rey gizli tasnifle, referanduma götürüldü.

Avrupa senden öğrendi, kamusal alanı(!)

Sen öğrettin, postlu dostlu darbeyi, gardiyan devleti… Yeraltı’nı, Eldiven’i, Yakamoz’u, Ayışığı’nı, Sarıkız’ı… Sen öğrettin, tükürdüğünü yalamayı…

Sen öğrettin, yüksek yargı eliyle milyonlara bayramı zehir etmeyi… Katsayıyı, bölücülüğü, imtiyazlı sınıfı…

Hakkın yok, kızmaya!

Hiç olmazsa referanduma götürmüş, halkını ilgilendireni. Elli Yedi, Kırk Üç’ten büyükmüş; ne var bunda!

Ya sen! Bırak oylamayı, gündemine alabildin mi Yaradan’ın Emri’ni! Vahiy’le Gelen Mutluluğu, ertelemedin mi, yıllarca?

Sanki dinin sahibiymişsin gibi, din adına ikna odası açmadın mı? Sen değil misin, hem tesettür avcılığına bürünüp, hem de fitre zekat zarfı dağıtan?

Sudan bahanelerle yeryüzünün en büyük gençlik teşkilatını kapatan sen, ‘Tesettür istedi!’ diye partilere kilit vuran sen!

Vahyin öğrenilmesini yaşa bağlayan sen, YAŞ’ı kutsayıp la yüs’el kılan yine sen!

Şemdinli Savcısı’nı savunmasız, yargısız, duruşmasız… infaz eden sen! Vicdan yoksunu kararı HSYK’ya bırakıp, ‘Ne yapalım bağımsız kurul(!)’ tevilini, kanun yapan sen!

‘Tak!’ diye emredenin ‘Şak!’ diye yapanı, hükümet sözcüsü bugün. ‘İyi çocuklar…’ karartırken geleceği, Sarıkaya özür bekler, Bakan ise komut…!

Her dönemin adamını safına çekmiş yine. ‘Denge denge…’ diyerek yerinde saydı özgürlük. Anlamamış belli ki, Menderes’i içten yıkanı! Özal’ın kuyusunu kazan Rizeli Oğlan’ı…

Dumanlı havayı severmiş, bugünün mekteplisi. Alaylıdan icazetli, altın vuruşu bekler, besbelli.

………………………..

Misyonu olmayanın vizyonu olmaz. Evini temizlemeden sokağını süpüren adam, sormaz mı yanı başındakine:

“Arkadaş! Sen siyasete atılırken, vardı tüm sorunlar. Civan gibi yiğitler, toprakla koyun koyuna bugün. Neyi başardın da yanaştın bana?

İnsan haklarında sözün, bu topraklarda özün mü var? Yoksa, Yeniden Milli Mücadele’den kalma öcün mü…?

Ya sen! Mevlana’nın Ülkesi’nde üniversite otobüslerini kız-erkek ayırdı diye, Konya Reisi’nin anasından emdiğini getirmedin mi burnundan?

Açın bakalım, kara kaplı defteri! Yirmi yıllık bakan, muhteşem ikilisiniz! Çok bilen çok yanılır. Geri durun ki, huzura ersin ülke!

Sizinle olmuyor. Büyük Anadolu’nun önündeki takozlarsınız siz.

…………………………

İşte böyle şecereniz. Şimdi yasaklarla bezediğiniz ülkeyi, özgürlüğün beşiği diye tanıtıp, ‘Vurun abalıya!’ diyeceksiniz, İsviçre’ye!

Bölüm bölüm bölüp Anadolu’yu, ‘Biz bu işe razı değiliz!’ diyeceksiniz, öyle mi?

İnanmıyor dünya size!

Sofya’dan kalkarken Hasret Treni,

‘Soyadınızı değiştirdik, diye düşüyorsunuz yollara! Oysa, yasakların daniskası var, ülkenizde! Bir gün dönersiniz yine!’ alayıyla uğurlanan tren, son kampana çalarken Kapıkule’den girmişti.

O zaman yine bakan’dınız. Bakıyordunuz sadece. Bugün de seyircisiniz, Yaradan’ın Emri’ne! ‘Üniversitelerde, üniversitelerde….!’ diye diye akıl baliğ olmuş insanın haklarını unuttunuz.

Baksanıza! Minareyi yasaklayan, karışmıyor tesettüre. Minaresi yasaklananın sakalı kesilir, adeta. Örtüsünden ayrılanın ise başı gider sanki, vücudundan!

………………………..

Bir iyilik yapın Anadolu’ya!

‘Beceremedik, çekiliyoruz!’ deyin. ‘Utanç kalesi kurduk! Sinop, Diyarbakır, Metris… İşkencenin kitabını yazdı, zamanımızda.

Yaraya merhem olamadık. Öğrenci kovalayan pırpırlıya teslim ettik, okulları. Sosyal patlama çoktan çıkmış, denizlerden kesik başlar fışkırıyor, anbean.

Ahlak rafa kalktı, devrimizde. RTÜK, günü kurtarma derdinde. Bir adamı aklayalım, derken… ekranlar damızlık oğlanlarla doldu, dünden!

‘Kabil’i vursun!’ diye muharip güç istiyor Coni. Çıkamadık karşısına, At Hırsızı Kovboy’un.

 “Demek sen, kardeşlerimi boğmaya adam istiyorsun benden. Yetmedi mi, akıttığın kan, döktürdüğün gözyaşı!

Ya çek, kiralık katillerini Peşaver’den, ya da Roma’nın fethini tamamlarız Ege’den!” diyemedin. Bunun içindir ki suçlu gibi mahcup çıkıyorsunuz, her salı karşımıza!

Bu halinizle derde deva olamazsınız. Derdin kaynağısınız çünkü, ülkemde.

Sen yanlışından dön, İsviçre’nin tövbesi kolay!

Gün olur; Endülüs, Osmanlı’ya kavuşur Alplerde! Orduları görünür Fatih’in, Roma’da! O vakit ne yasak kalır, ne de zorba bir güç!

Yeter ki, yeni lidere kucak açsın Anadolu!