Âhir zamanda Ehl-i Beyt’ten gelecek olan Mehdî Aleyhisselâm’ın zuhuru, adaletle hükmetmesi ve İslâm’ın hakikatlerini yeniden hâkim kılacağı meselesi; İslâm akaidinde, muhaddislerin tahlillerinde ve Ehl-i Sünnet’te genişçe işlenmiş köklü bir konudur. Bu yazıda; şahsî yorumlara ve mesnetsiz kanaatlere yer vermeden, yalnızca sahih hadisleri, sünnet külliyâtını ve muteber İslâm âlimlerinin izahatını bir araya getirmekteyiz.
1. Hadis Külliyâtında Mehdî Aleyhisselâm’ın Zikri
Mehdî Aleyhisselâm hakkındaki rivayetler, tek bir tarikle sınırlı kalmayıp pek çok sahabe zinciri vasıtasıyla nakledilmiş ve hadis usûlünde mütevatir mertebesine yakın bir yaygınlık kazanmıştır.
a. Sahîh-i Buhârî ve Sahîh-i Müslim’deki İşaretler ve Rivayetler
Buhârî ve Müslim’de doğrudan “Mehdî” ismi lafzî olarak her ne kadar geçmese de, âhir zamanda gelecek olan adil imam ve önderlik vasfı sarih ibarelerle bildirilmiştir:
• Ebû Hüreyre Radıyallahu Anh’ın Rivayeti:
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
“İmamınız kendinizden olduğu ve Meryem oğlu Îsâ aranıza indiği zaman hâliniz nice olur?”
(Sahîh-i Buhârî, 3449; Sahîh-i Müslim, 155)
İmam Nevevî ve diğer şârihler, bu hadiste zikredilen ve Îsâ Aleyhisselâm indiğinde arkasında namaz kılacağı, ümmete imamlık yapacak olan zatın Mehdî Aleyhisselâm olduğunu şerhlerinde zikretmişlerdir.
• Câbir b. Abdullah Radıyallahu Anh’ın Rivayeti:
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:
“Ümmetimin son zamanlarında öyle bir halife olacaktır ki, malı saymadan avuç avuç dağıtacaktır.”
(Sahîh-i Müslim, 2913)
Hadis şârihleri, bu vasıfların âhir zamanda zuhur edecek olan Mehdî’ye ait olduğunu ittifakla belirtmişlerdir.
b. Sünen-i Ebî Dâvûd ve Sünen-i Tirmizî’deki Sarih Rivayetler
• Abdullah b. Mes‘ûd Radıyallahu Anh’ın Rivayeti:
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
“Dünyanın kalmasına sadece bir gün kalmış olsa bile, Allah Teâlâ o günü uzatarak benden (veya Ehl-i Beyt’imden) ismi benim ismime, babasının ismi babamın ismine uyan bir zatı gönderecektir. O, yeryüzü zulümle dolu olduğu gibi onu adaletle dolduracaktır.”
(Sünen-i Ebî Dâvûd, 4282; Sünen-i Tirmizî, 2230)
İmam Tirmizî, bu hadisi rivayet ettikten sonra bunun “hasen ve sahih” olduğunu beyan etmiştir.
• Ümmü Seleme Radıyallahu Anhâ’nın Rivayeti:
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işittim:
“Mehdî, Ehl-i Beyt’imden, Fâtıma’nın neslindendir.”
(Sünen-i Ebî Dâvûd, 4284; İbn Mâce, 4086)
c. Sünen-i İbn Mâce ve Müsned-i İmam Ahmed’deki Rivayetler
• Hz. Ali Radıyallahu Anh’ın Rivayeti:
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
“Mehdî bizdendir, Ehl-i Beyt’tendir. Allah onu bir gecede (veya kısa bir zamanda, ilâhî bir lütufla) ıslah eder.”
(Sünen-i İbn Mâce, 4085)
Buradaki “ıslah eder” tabiri, onun umumi bir fitne ve karanlık dönemden sonra hikmetle ve ilâhî yardımla vazifeye muvaffak kılınacağını ifade eder.
2. Mehdî Aleyhisselâm’ın Nesebi, Vasıfları ve Vazifesi
İslâm âlimleri ve muhaddisler, gelen rivayetleri süzgecinden geçirerek Mehdî Aleyhisselâm’ın mahiyetini şu esaslarla tahlil etmişlerdir:
• Nesebi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in neslinden, kızı Hz. Fâtıma radıyallahu anhâ’nın evlâtlarından (Ehl-i Beyt’ten) gelecektir.
• İsmi: Adı Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in ismi gibi Muhammed, babasının adı ise Hazret-i Peygamber’in babasının ismi gibi Abdullah olacaktır.
• Vazifesinin Mahiyeti: O, yeni bir peygamber veya yeni bir kitap getirmeyecektir. O, son peygamber Hazret-i Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in şeriatını eksiksiz tatbik edecek, asrın mazlumiyetini ve zulmünü izale ederek yeryüzünü adaletle donatacaktır.
• Îsâ Aleyhisselâm ile Münasebeti: Âhir zamanda Deccal’in fitnesinin tavan yaptığı, Müslümanların sıkıntıya düştüğü bir demde zuhur edecek; Îsâ Aleyhisselâm gökten indiğinde ona imamlık yapacak ve Meryem oğlu Îsâ ile birlikte hak-batıl mücadelesini zafere ulaştıracaktır.
3. İslâm Âlimlerinin ve Akaid İmamlarının Meseleye Yaklaşımı
Mehdî Aleyhisselâm meselesi, İslâm fikir ve kelâm tarihinin hiçbir döneminde ihmal edilmemiş; aksine muteber âlimler tarafından teyit edilmiştir:
• İmam Ebû Ca‘hfer et-Tahâvî ve Erken Dönem İmamlar:
Ehl-i Sünnet’in akaid kaidelerini tespitte öncü olan selef âlimleri, âhir zaman alametleri arasında Mehdî’nin çıkışını hak kabul etmişler; bu hususu reddedenlerin sünnetin zahirine muhalefet ettiğini izah etmişlerdir.
• Allâme İbn Kayyım el-Cevziyye ve İbn Kesîr:
Büyük müfessir ve muhaddis İbn Kesîr, en-Nihâye ve’l-Fiten adlı eserinde Mehdî ile ilgili hadisleri genişçe tahriç etmiş; bu rivayetlerin sahih yollarla geldiğini ve tevatür derecesine yakın bir kuvvet arz ettiğini net bir şekilde ortaya koymuştur. İbn Kayyım el-Cevziyye de el-Menâru’l-Münif adlı eserinde Mehdî hadislerinin uydurma iddialarından münezzeh, sahih ve sâbit olduğunu ilmî delilleriyle ispat etmiştir.
• İmam Sehâvî ve Şevkânî:
Sonraki dönem tahkim âlimlerinden İmam Şevkânî, Mehdî hakkındaki hadislerin tevatür derecesine ulaştığını müstakil bir risale ile kaleme alarak bu hakikatin inkâr edilemeyeceğini vuzuhla beyan etmiştir.
Bütün bu sahih rivayetler ve ilmî tahliller bir arada mütalaa edildiğinde netice şudur:
Âhir zamanda Ehl-i Beyt’ten, Hazret-i Fâtıma’nın neslinden, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in izinde adaletle hükmedecek bir Mehdî’nin geleceği sahih sünnetle sabittir. Bu hakikat, Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat akaidinin sarsılmaz bir cüzüdür.
Bu hususta rehberimiz şahsî vehimler veya inkârcı yaklaşımlar değil; Yüce Allah’ın Kitabı, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in sahih Sünneti ve ümmetin ittifak ettiği ilim erbabının şaşmaz izahatıdır.