Erdem Yazaroğlu

Erdem Yazaroğlu

OKUMAYA ÜŞENİYORUM DİYENLER!

Ey kitap okumaya üşeniyorum diyen kardeşlerim!

Binbir emek, alın teri ve göz nuruyla ve gözyaşları içinde yazılan eserleri okumaya üşenen kardeşlerim!

İsterseniz bu eserlerin yazılış hikâyesini okuyalım… O zaman okuma azminize belki bir nebze katkı yapabilirsiniz.

Bu imani eserler, ağır kış gecelerinin, dondurucu soğuklarında yazılmıştır.

Yazan kâtipler bulabilirse, bir battaniyeye sarılarak bu eserleri yazmışlardır. Soğuktan üşüyen parmaklarını, donmasın diye küllenmiş bir mangalda ısıtıp, sabahlara kadar ay ışığında veya kısık kandil ışığında yazmışlardır.

Çünkü imani eserleri yazmak suçtu!                                                        

Yakalananlar kafasına dipçiği yer, en ağır işkencelerden geçer ve hapislerde süründürülürdü. Şimdi bizler; sıcacık kaloriferli dairelerimizde, buğulu camların arkasında, sıcak geçen kış gecelerinde, bu eserleri okumaya üşeniyoruz, öyle mi?

Ne zaman üşenirseniz, satırlar arasında üşüyen parmakların iniltilerini duyunuz ve satırların mürekkebi içinde gözyaşlarını görünüz. Ecdat destan yazmış, torun okumaya üşeniyor öyle mi?

Lütfen hâlimize ağlayalım!

Oku! Okumak Allah’u Tealânın ilk emridir, oku!

Oku! Okumamak Allah’ın emrine isyandır, oku!

Oku! Okumayanın canına okuyorlar bugün, oku!

Oku! Kitap okumayı bazı hâkimlerimiz ceza olarak veriyorlar. Hâlimize ağlayalım!

Oku! Kitap bizde ihtiyaçlar sıralamasında 233 sıradaymış. Hâlimize ağlayalım!

Oku! Kalemin kâğıttan tutuşturduğu yangın, Kibritin kâğıttan tutuşturduğu yangından daha büyük ve daha hızlıdır. Oku!

Oku! Kâinat kitabını ve kendini bir kitap gibi oku, hem de doğru oku! Yoksa bu mucize kitabın Sahibi canına okur ey can!

Oku! Cehalet, insanın en büyük düşmanıdır ve cehalet ancak ilimle izale edilir, oku!

Oku! Âlim geçinen, kilise üretimi diplomalı cahilleri ve diplomalı hainleri ayırt etmek için oku!

Oku! Dini-dar olanlarla, Dindar olanları ayırt etmek için oku!

Oku! Başkasının malumu, kendisinin meçhulü olan zavallılardan olmamak için oku!

Oku! Manen ve maddeten terakki etmek için oku!

Oku!“İnsan hazırlıksız gelen bir orduya belki karşı durabilir. Ama hazırlıksız yakalandığı bir fikre karşı duramaz.” Oku!

Oku!“Minel mehdi, İlel lahdi” Beşikten mezara kadar oku!

Oku! İsmi imam,Kalbi Yunan,Fatihe düşman, Truva Atlarını tanımak için oku!

Oku! Fikir üretemeyen milletler,Fikir üretenlerin kuklası olurlar. Oku!

Oku! Cehalet sefaleti, sefalette sefahati doğurur. Oku!

Oku! İlim köpeğe bile statü atlatıyor, oku! Av köpeği eğitimli olduğu için onun tutup getirdiği et yenirken, Hemcinslerinin tutup getirdiği yenmez. Oku!

Oku! Düşünmeden okumak ve okumadan düşünmek felaket getirir. Oku!

Oku! “Yeryüzünün öğretmeni olmak için, Gökyüzünün öğrencisi olmak gerekir.” Oku!

Oku! “Okumak iki ruh arasında âşıkane bir mülâkattır.” Oku!

Oku! “Seninle birlikte yatıp kalkan ve sadece senin hoşlandığın şeyleri konuşan, sır sahibinden daha fazla sır saklayan, emanet sahibinden fazla da emaneti muhafaza eden başka bir uysal dost var mıdır? Onun kadar iyiliksever bir komşu, insaflı bir dost, itaatli bir arkadaş, mütevazı bir hâldaş, bıktırıp usandırmayan, kötülük yapmaya imkân vermeyen ve kavgadan uzak tutan birisini tanımıyorum.”

Oku! “Kimi başında taçla doğar, kimi elinde kılıçla... Ben kalemle doğmuşum. İnsanlar kıyıcıydılar, kitaplara kaçtım. Kelimelerle munisleştirmek istedim düşman bir dünyayı.”

Oku! Sadece okulda okuyan cahil kalır! Kravatlı haydutları, efendi suratlı eşkiyaları, güler yüzlü hainleri tanımak için oku!

Oku! Ama aklını da kullanarak oku. Okur-yazar olmak çoğu zaman kişiyi ümmilikten kurtarmıyor. Okuduklarını sentezlemeden, analiz etmeden, sürekli ezber bilgi yığarak kanaatleriniz şekilleniyorsa, sizde okur -yazar bir ümmi olabilirsiniz.

Oku!“Allah aklını kullanmayanların üzerine pisliği boca eder.” Oku! (Yunus Suresi, 100).

Oku! “İlimsiz mücadele kör dövüşüdür. Kendinizi yumruklarsınız.”

Oku! Yalanlamak ve reddetmek için okuma! İnanmak ve her şeyi kabullenmek için de okuma! Konuşmak ve nutuk çekmek için de okuma! Tartmak, kıyaslamak ve düşünmek için oku!

Oku! “Pırlantadan alınmayan vergi, kitaptan alınıyordu. Çünkü pırlanta alandan değil, kitap okuyandan korkuyorlardı!” (Emile Zola).

Oku! Ateist Lenin günde 18 saat okur ve çalışırmış. Komünist Karl Max’ın kitaplarını Sibirya soğuklarında uyumadan okurmuş. Uykusunun gelmemesi için sandalye kullanmadan masa başında ayakta çalışırmış.

Bir hiç uğruna bir Allah düşmanı bu kadar fedakârlık yaparak okuyorsa, bizler ne kadar okumalıyız?

Oku! Hem Peygamberimize (s.a.v) iman eden, Hem de Peygamberimizin (s.a.v) ve muhterem annelerimizin amansız düşmanı, çağımızın  Ka’b b Eşref’lerini gönül sarayında ağırlayan  bir Megaahmak! olabilirsin.

Megaahmak olmamak için oku! Oku! Cenab-ı Hak’ın “…Oku…” emriyle sözüm ona alay eden (Haşa ve Kella!) Kur’an düşmanlarını tanımak için Oku!

Yoksa; Fetih, Fatih ve Fatiha düşmanlarına, Fatiha okuyan bir Megaahmak! olabilirsin. Dikkatle oku!

Oku! “Kitap okumadan tekâmül etmek isteyene şaşarım!” (Abdullah İbni Mübarek).

ÂLİM VE CAHİL

Cahil, âlimi tanımaz, çünkü o hiç âlim olmadı. Âlim, cahili tanır, çünkü o eskiden cahildi.

Cahilin yaşlısı yaşlandıkça hiç olur. Âlimin yaşlısı yaşlandıkça koç olur.

Âlim her yaşta tazedir. Cahil her yaşta bayattır.

Sükût, cahilin örtüsüdür, Âlimin süsüdür. Cahil konuştuğu zaman, sükûtunun cehlinden olduğu anlaşılır. Âlim konuştuğu zaman, sükûtunun hikmetinden olduğu anlaşılır.

Cahil ağzına geleni hemen söyler.Âlimin sözü dokuz boğumdur; düşüne, düşüne söyler.

Cahiller sesini yükseltir.Alimler sözünü yükseltir.

Cahil kişiliğe saldırır.Âlim mevzuyu konuşur.

Cahiller kişileri konuşur.Âlimler fikirleri konuşur.

“Cahilin ölümünden hoşluk, âlimin ölümünden boşluk doğar.”

“Âlimin ölümü, âlemin ölümü gibidir.”

Âlimler geldiklerinde, cahiller gittiklerinde mutluluk saçarlar.

Cahiller necaset böceği gibidir,Kıpırdadıkça ortama pis koku yayarlar.

Âlimler misk-ü amber gibidir,Nereye gitse mis gibi koku yayarlar.

“Âlimin bir kelâmı la’l-u mercan incidir,Cahilin her kelâmı günde bin can incitir.”

“Al abdesti kıl namazı etme şek,İki cahilden hayırlıdır bir eşek,Eşeğe yükletirlerse pek çok kitap,Cahile ne söz kâr eder, ne hitap.”

“Cahillerle tartışmak, Isırgan otuyla taharetlenmek gibidir.”

“Cahillerin yanında bir kitap gibi sessiz ol.”

Cahille sohbet iyi değildir bilene,Cahil ne söylerse gelir diline.

Dünyada en zor şey bir cahile bilmediğini anlatmaktır.

 “Eğer caiz olsaydı şöyle dua ederdim:Allah’ım beni cahil kulunla cennete koyacağına,Âlim kulunla cehennemde yanmaya razıyım.”Hz. Ali (r.a)

Bir gün Hz. İsa’nın (a.s) nefes nefese koştuğunu görenler durup sordular: Ey ölüleri dirilten, abraşları iyileştiren, hastalara şifa veren Mesih! Böyle nefes nefese kalmış nereye koşuyorsun, kimden kaçıyorsun? Hz. İsa (a.s): Cahillerden kaçıyorum.

Cahil kendinin düşmanıdır. Bir başkasına nasıl faydası olabilir?

Cahilin dindarlığı hissi dindarlıktır, yani dini-darlıktır.Cahilin dindarlığı arttıkça, yobazlığı da artarCahil, dini-darlığı, dindarlık zanneder.

Alimin dindarlığı, ilmi dindarlıktır. Alimin dindarlığı arttıkça, takvası artar. Alimin dindarlığı arttıkça, fazilet üretir.

Cahilin tiksindiren bir dindarlığı vardır. Âlimin imrendiren bir dindarlığı vardır.

Cahillere;Bilmediğini bilmeyen cahillere,Bilgi sahibi olmadan kanaat sahibi olan cahillere, güzel söz ikram etmek, bir öküzün boynuna kıymetli mücevherlerle dolu bir gerdanlığı takmak gibidir.

Cahillerin kalpleri dudaklarında,Âlimlerinki kalplerindedir.

Cahil hakkı görünce teslim olmaz, haksızlıkta inat eder. Âlim hakkı görünce haksızlığı bırakır, hakka teslim olur.

Soru soran insan beş dakika cahil görünür, Sonra ömür boyu sorduğu konunun âlimi olur.

Sormayan insan beş dakika âlim görünür, Sonra ömür boyu sorduğu konunun cahili olur.Gecikme bedeli de cabası!

Cahil ayıbını hüner zanneder.Âlim en küçük ayıbından titrer!Cahil insan her sözünde kendini aklar.Alim insan her sözünde kendini yoklar.                 

Yürekleri Dilhûn Eden Bir Manzara!..

 Prf. Mehmet Görmez’den bir hatıra:

Sayın Başkan Çin’de bazı incelemelerde bulunuyor. Bir Kur’an Kursunu ziyaret ediyor. Kursta tahmini olarak 30-40 civarında öğrenci var. Sınıfın ortasında kocaman bir masa ve üzerinde büyük boy bir Kur’an-ı Kerim var.

Öğrenciler sıraya girmiş ve yavaş, yavaş Kur’an-ı Kerim’in bulunduğu masanın etrafında dönüyorlar. Sıra kendisine gelen öğrenci ezber yaptığı sahifeye kısa bir süre bakıyor, sonra ilerliyor… Bu şekilde akşama kadar döne, döne hafızlık yapmaya çalışıyorlar.

Mübarek Kur’an-ı Kerim, çok el değmesinden dolayı sahifeleri eskimiş ve harfleri nerdeyse okunmaz hale gelmiş! Çünkü, ellerinde başka Kur’an yok. Çünkü, çin hükümeti izin vermiyor. Buna rağmen bu şartlarda 30-40 öğrenci tek Kur’an’dan hafızlık yapmaya çalışıyorlar…

Kitap okumaya üşenen kardeşlerimizin kulakları çınlasın!

Cehalet Her Zaman Köleliği Getirir.

Kristof Kolomb, gemilerin zorunlu tamiratı için Jamaika'ya uğrar. Oradaki yerliler tamirata yardımcı olur, gemi tayfasına yiyecek içecek verir. Ancak aradan aylar geçmesine rağmen tamirat bitmez. Üstelik gemi tayfası, yerlilerin yiyeceklerini yağmalamaya başlamıştır...

Bu duruma kızan yerliler, yardımı ve yiyeceği keser. Çaresiz durumdaki Kolomb, o dönemlerde gemilerde bulunan ve yıldız pozisyonlarını da içeren takvimi karıştırırken, ertesi gün Ay tutulması olduğunu öğrenir. Aklına parlak bir fikir gelir ve hemen yerlilerin şefine gider...

Şefe, Tanrı ile haberleştiğini ve Tanrı'nın yardımın kesilmesine çok kızdığını, bu kızgınlığını da Ay'ı kan kırmızıya çevirerek göstereceğini söyler.

Ertesi gün akşam Ay tutulması başlar ve Ay'ın rengi tutulmadan dolayı kızıla döner. Kolomb'un oğlu, o anı günlüğüne şöyle yazmış:

"İnleme ve feryatlarla birlikte, her yerden gemilere doğru geldiler, yiyecek ve içecekler getirdiler, Tanrı'ya onları affetmesini söylemesi için amirale yalvardılar"

Kolomb kum saatine bakar, 48 dakika süren tutulma bitmek üzeredir. Onlara Tanrı'nın kendilerini affettiğini ve Ay'ı birazdan normal rengine çevireceğini söyler...

Tutulma biter, Tanrı tarafından affedilen yerliler de mutludur, evrenin işleyişini bilen Kolomb da..

"Cehalet her zaman köleliği getirir" diye yazar seyir defterine…

Haziran 1503

Bu yazı toplam 1513 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
18 Yorum