Erdem Yazaroğlu

Erdem Yazaroğlu

BİR YUDUM FERASET-2

BEDDUA MESELESİ

Peygamberimizin Allah’a Havale Ettiği Zalimler:

1-“Peygamberimiz (s.a.v), Kâbe’nin yanında namaz kılarken, Ebû Cehil bazı arkadaşlarıyla orada oturuyordu. Bir gün evvel bir dişi deve kesilmişti.

Ebû Cehil yanındakilere:

-Hanginiz gidip falancaların dün kestiği dişi devenin etenesini alarak, secde ettiği zaman Muhammed’in sırtına koyar, dedi. Oradakilerin en azgını (Ukbe b. Ebî Muayt) koşarak onu getirdi ve Peygamberimiz (s.a.v) secdeye vardığında omuzları arasına koydu. Adamlar gülüştüler ve gülmekten eğilmeye başladılar. Ben ise dikilmiş bakıyordum. Eğer bir gücüm olsaydı Hz. Peygamber’in (s.a.v) sırtından o pisliği fırlatır atardım. Peygamber (s.a.s) secdeden başını kaldırmıyordu. Nihayet birisi gidip Fatıma’ya haber verdi. Fatıma gelerek onu sırtından attı. Sonra da o adamlara dönüp onlara çıkıştı.

Peygamber (s.a.s), namazını bitirince sesini yükselterek Kureyşlilere beddua etti. Allah Rasûlü, beddua ve hayır dua ettiği zaman üç defa tekrar ederdi. Peygamber’in (s.a.v) bedduasından korktukları için Kureyşlilerin gülmeleri kesilmişti. Peygamberimiz (s.a.v) daha sonra (isim sayarak):

 -“Allah’ım!

Ebû Cehil’i sana havale ederim,

Utbe b. Rabîa’yı,

Şeybe b. Rabîa’yı,

Velid b. Ukbe’yi,

Ümeyye b. Halef’i ve

Ukbe b. Ebû Muayt’ı sana havale ederim.” dedi.

Yedinci bir kişi daha saydı ama onu hatırlamıyorum. Muhammed’i hak ile gönderen Allah’a (c.c) yemin ederim ki Hz. Peygamber’in (s.a.s), isimlerini saydığı kimselerin Bedir Savaşı’nda hep yerlere serildiğini gördüm. Sonra bu cesetler çukura, Bedir çukuruna sürüklendiler.” 1

2-Peygamber Efendimiz (s.a.v) Biri Mauna’da sahabeyi katledenler için beddua etmiştir:

-“Allah’ım! Mudar kabilelerini kahreyle.

Allah’ım! Onların yıllarını Yusuf Peygamberin kıtlık yılları gibi çetin yap, başlarına dar getir.

Allah’ım! Lihyanoğullarını, Adal, Kare, Zi’b, Rı’l, Zekvan ve Usayya kabilelerini sana havale ediyorum. Zira onlar Allah’a ve Resulüne karşı geldiler.” diye beddua etmiş ve buna beş vakit namazlarında bir ay müddetle devam etmişti. Cemaatin de arkasında “âmîn” dediği Rasûlullah (s.a.s)’in bu duası kabul olmuştur. 2

3- Muhallim İbni Cessâme’dir ki, Âmir İbni Azbat’ı gadr ile katletmişti. Halbuki Âmir’i, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, onu cihad ve harp için kumandan edip bir bölükle göndermişti. Muhallim de beraberdi. Bu gadrin haberi Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâma yetiştiği vakit hiddet etmiş, اَللّٰهُمَّ لاَ تَغْفِرْ لِمُحَلِّمِ diye beddua buyurmuş (Allah’ım Muhallim’i affetme!) Yedi gün sonra o Muhallim öldü. Kabre koydular, kabir dışarıya attı. Kaç defa koydularsa yer kabul etmedi. Sonra mecbur oldular; iki taş ortasında muhkemce bir duvar yapılmış, o surette yeraltında setredilmiş.3

4- Peygamber Efendimiz (s.a.v); kendisine çok ağır hakaretler eden, kendisine saldıran, gömleğini yırtan ve kızını boşayan Utbeye:

-Allah’ım ona bir itini musallat et diye beddua etmiştir. Beddua gerçekleşmiş utbe bir aslan tarafından parçalanmıştır. 4

5) Peygamber Efendimiz (s.a.v); Hendek harbinde (öğlen, ikindin ve akşam) namazın kılınmasını engelleyen müşriklere beddua etmiştir:

-“Onlar nasıl, güneş batıncaya kadar uğraştırıp, bizi, namazımızdan alıkoydularsa, Allah da onların evlerine, karınlarına ve kabirlerine ateş doldursun.” Daha sonra, o günün öğle, ikindi ve akşam namazlarını Ashabıyla birlikte kaza etti. 5

6- Perviz denilen Fars Padişahı, nâme-i Nebeviyeyi yırtmış. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâma haber geldi. Şöyle beddua etti: اَللّٰهُمَّ مَزِّقْهُ 

-“Yâ Rab! Nasıl mektubumu paraladı; Sen de onu ve onun mülkünü parça parça et.”6

İşte şu bedduanın tesiriyledir ki, o Kisrâ Perviz’in oğlu Şirviye, hançerle onu paraladı. 7

Sa’d İbni Ebî Vakkas da saltanatını parça parça etti. Sâsâniye devletinin hiçbir yerde şevketi kalmadı. Fakat Kayser ve sair melikler, nâme-i nebeviyeye hürmet ettikleri için, mahvolmadılar.

7- Mudariyye isminde Arabistan’ın büyük bir kabilesi, Hazreti Peygamber’i (a.s.m) yalanladıkları için, onlara kıtlık için beddua etti. Yağmur kesildi, kıtlık başladı. Sonra Mudariyye kavminden olan Kureyş kabilesi, Allah Resulü’ne (a.s.m) ricada bulundular. Dua etti, yağmur geldi, kıtlık kalktı. Bu hadise tevatür derecesinde meşhurdur. 8

8- Yahudi şerir şair Ka’b İbnü’l-Eşref hakkında Cenab-ı Hakka şöyle dua etmiştir:

-“Ya Rabbi! Beni Ka'b ibnü'l Eşref ve onun hicvinden kurtar!” Bu şerir şair, süt kardeşi Ebû Nâile b. Selâme ve arkadaşları tarafından öldürülmüştür. 9

9- Uhud Gazvesi’nde Utbe b. Ebî Vakkâs, attığı bir taşla Peygamberimizin mübarek dişlerini kırmış ve alt dudağını yaralamıştı. Abdullah b. Şihâb, alnını yaralarken Abdullah b. Kamie de bir kılıç darbesiyle yanağının elmacığını yaralamıştı. Übeyy b. Halef gibi Kureyş’in azgınları o gün Peygamber’i öldürmek üzere anlaşmışlardı. Resulullah, Sa’d b. Ebî Vakkâs’ın kardeşi olan Utbe b. Ebi Vakkâs’a kısa ama anlamlı şu bedduayı etmiştir:

-“Yılına erişmeyesin!” Gerçekten de Utbe, aynı yıl içerisinde ölmüştür. 10

10-Resulullah’ın Uhud’da Şehitlerin Defni Sonrası Yaptığı Dua:

 “…Allah’ım! Seni yalanlayan ve doğru yoldan alıkoyan ehli kitabın kâfirlerine azap et! Allah’ım! Onlara azabını ve musibetini indir! (Âmin)” 11

11- Resûl-i Ekrem Efendimiz (s.a.v) Bedir harbinde ve Huneyn harbinde mübârek eline bir avuç toprak ve küçük taşları alarak müşriklerin yüzlerine, ‘Yüzleri kararasıcalar!’ diyerek attı. Her bir kâfirin yüzüne ve gözüne toprak ve taş doldu. Kâfirler hücumda iken gözleri ile meşgul oldular ve kaçtılar.” 12

Cenâb-ı Hak bu hâdiseyi şu ayetiyle doğrular ve toprak atanın Allah olduğunu beyan buyurur: “Attığın zaman atan sen değildin. Allah atmıştı.” 13

12- Peygamber Efendimiz (s.a.v) Bedir harbi sonrası zalim Ebu Cehil’in akıbetinin araştırılmasını istemiştir. Abdullah bin Mesud onun kafasını keserek peygamberimize getirince şükür namazı kılmıştır. Ebu cehil için: “O bu ümmetin firavunuydu” buyurmuşlardır. 14

Peygamber Efendimiz (s.a.v) verdiğimiz örneklerden de anlaşılacağı üzere, yeri geldiğinde din düşmanlarına ve zalimlere beddua etmiştir. Zalim Ebu Cehil’in öldürülmesine de sevinmiş ve şükür namazı kılmıştır.

Kâfirlerin, Peygamber Efendimizin (s.a.v) hiç sevmedikleri bir yönünün Sahibü’s-Seyf (kılıç sahibi bir Peygamber) olması ne kadar dikkat çekicidir!

Elbette kâfirler, tevhidi hiç sevmezler. Çünkü, tevhidi sistemde putlara yer yoktur.

 Elbette kâfirler, cihadı da hiç sevmezler. Çünkü, cihad onların sayılarını azaltmakta, batıl fikirlerini çökertmektedir.

KAYNAKÇA:

1-(Buhârî, Cizye, 21).

2-(Buhari, Cihad 17, Tabakât. 2:53).

3-(İbni Mâce, Fiten: 1, no. 3930; Kadı Iyâz, eş-Şifâ, 1:329; Ali el-Kari, Şerhu’ş-Şifâ, 1:665; Hafâcî, Şerhu’ş-Şifâ, 3:142; İbni Hişâm, Sîretü’n-Nebî, 4:247; İbni Kesîr, el-Bidâye Ve’n-Nihâye, 4:224-226).

4-(Kadı Iyâz, eş-Şifâ, 1:329; Ali el-Kari, Şerhu’ş-Şifâ, 1:664).

5-(Tabakât, 2:68; Tirmizî, 1:337) (Buhari, Müslim, Ebu Davut, Nesei, Tirmizi, İbn-i Mâce).

6-(Buharî, İlim: 7; Cihad: 101; Mağâzî: 82; Kadı Iyâz, eş-Şifâ, 1:328; es-Sâ’âtî, el-Fethü’r-Rabbânî, 22:159).

7-(İbni Hişâm, es-Sîratü’n- Nebeviyye, 1:71; Taberî, Târîhu’l-Ümme ve’l-Mülûk, 2:135; İbni Kesîr, el Bidâye, 10:369).

8-(Buharî, Tefsir:.., 30: 28:3, 44:3, 4; Daavât: 58, İstiska: 13; Kadı Iyâz, eş-Şifâ, 1:328; Ali el-Kari, Şerhu’ş-Şifâ, 1:663; Beyhakî, Delâilü’n- Nübüvve: 2:324).

9-(İbn Sa’d, II, 33).

10-(Zebîdî, X, 200).

11- (Vâkidî, Kitabü’l-Meğazi, thk., Marsden Jons, Beyrut 1984, I, 314-315).

12- (Müslim, Cihad, 81)

13- (Enfal Suresi, 17).

14-(496. Tabakât, 4/13; Taberî, 2/288) (İbni Kesir, el-Bidaye 4/130-132).

 

Bu yazı toplam 2495 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
24 Yorum
SON YAZILAR