• BIST 88.735
  • Altın 229,442
  • Dolar 6,0368
  • Euro 6,8881
  • Ankara : 29 °C
  • İstanbul : 33 °C
  • İzmir : 31 °C
  • Trabzon : 27 °C
  • Antlaya : 0 °C

Telgrafın Tellerini Kurşunlamalı

24.01.2008 10:00
Tarık Sezai Karatepe

Tarık Sezai Karatepe

 
“Her eylem yeniden diriltir beni
Nehirler düşlerim göl kenarında
Doğ ey güneş! Erit taştan adamı
Ve kurut, taşları diken elleri…”

Üzerinden dört yıl geçti;
kültür emperyalizminin Kayseri Stadı"nda kırk cana malolacağı kimin aklına gelirdi!
Sivas"a gelen cenazeler, şehrin her köşesinde derin acılara sebep olmuş,
yeşil tabutlar yan yana dizilmiş,
ağıtlar arasında defnedilmişti.
Doksanlı yıllara dek sürecek kırgınlığın tohumları atılmış,
Selçuklu payitahtı iki şehir “top yüzünden” birbirine sırtını dönmüştü.
“Topu çıkaranın ocağı batsın!” anaların biricik bedduasıydı.
Kimi zaman da, çocukları sokaktan kurtarmak için, “Hazreti Hüseyin efendimizin kafasını kesip oynamışlar, top ordan kaldı!” derlerdi;
ama topun kendine mahsus bir cazibesi vardı.

Her evde bir hayat gizliydi; duvarlar yumruklanır, bir hiç uğruna toprağa verilen bedenler, “üç gulhü bir elhem”le yadedilirdi.
Yapanlar Allah"a havale edilir, mahkeme mahkeme dolaşmak lüzumsuz görülürdü.

Şehir, yaralarını sarıyordu.

Babasının Almanya"ya gidişi birkaç hıçkırık, yüksek perdeden ağlaşmalar, yürek dağlayan ayrılık acısıyla, işte gerçek oluyordu;
gurbete yabancı değillerdi, ama bu sefer ki farklıydı;
ne de olsa sınırların ötesine geçecekti.
Ana, kız, iki oğlan; birbirine tutunuyor, daha bir “aile” oluyorlardı.

İlk mektup, ilk heyecandı;
köylüleri ile birlikte kalıyormuş; bir dilim ekmeği bölüşüyormuş; iyiymiş, rahatmış;
beni merak etmeyin, diyormuş.

Okul vakti gelmiş; önlük, çanta telaşı başlamıştı; ilk defa çarşıya çıkmışlar, Kunduracılar Çarşısı"nın eski yerindeki mağazadan önlük almışlardı;
o, henüz okula gitmiyordu; ama ağlamasın diye, ona da ayakkabı alınmıştı.

Kunduracılar, terziler, sakatatçılar, işhanları, berberler… hepsi iç içeydi.
Mustafa emminin Sınan Berberi, Yıldızeli ve Elbeyli köylülerinin uğrak yeriydi;
kömür semaverindeki çayın altı hiç sönmezdi.
Cenknamelerden alıntılar yapılır; “derin hoca”lar, cemaati bulmuşken mevzu açarlar; Bedreddin Efendi"nin dükkana uğraması, bütün bir sokakta hayatı durdururdu.
Müşteriler ise, yer bulamadıkları için çoğu kez dönüp giderlerdi.

Köy, adeta şehre taşınmıştı;
elli yaşında bir adam, elli köydeki, tüm elli yaşında adamları tanırdı.
Elbeyli"nin “üst başı Kavlak, alt başı Yanalak”tı.

Evde telaş vardı.
Abisi iki"yi okuyacak, ablası okumayı söktüğü için bir"den üç"e geçecekti.
Erkenden kalkmışlar; ana, oğlunu, ablasına emanet edip, bir de sıkı sıkı tembihleyerek yolcu etmişti. O, anasıyla yapayalnızdı; meraklı komşular ”hoş geldin”e gelirler, “bacı” oluverirlerdi. Her şey içten, amatörce idi;

Yeraltı Camisi"nin karşısındaki fırına ekşi hamur götürülür; dumanı üstünde pide çıkar, “fırın hakkı” verilirdi. Bu satırların yazarı, Yıldırım Beyazıt Mahallesi"nde benzer duyguları yeniden yaşadı; ama içinde tarifi imkansız bir burukluk bırakarak..

Babasından gelen mektuplar, yalnızlığı bir nebze olsun gideriyor; defalarca okunuyor; içinden çıkan renkli kartlar duvar diplerine diziliyor; aile, küçük dünyalarında huzuru birbirinin yüzünde arıyordu.
Mektup gecikti mi yas havası kaplar, kimsenin ağzını bıçak açmazdı. Mektup, uzakları yakın eden canlı bir varlıktı..

Aile çok geçmeden bir sokak öteye taşınacak, kalıcı dostluklar bu sokakta kurulacaktı.

74"ün Temmuz"u..
Çanakkale"den sonra ilk zafer, Batı"ya “Yıkılmadım, ayaktayım!” mesajı!
Bu topraklar, yeniden dünyanın gündemine giriyor; mazlum halklar, Kıbrıs"ın fethini dört gözle bekliyordu.
Karaoğlan, harekatı niye yarım bırakmıştı?
Yoksa, yıllar önce yazdığı,
“Sen rakıyı hatırlarsın, o boğazı hatırlar / işte o zaman anlarsın, Yunanlıyla kardeş olduğunu”
dizelerinin tesirinde mi kalmıştı?

“Şimdi okullu olduk, sınıfları doldurduk; sevinçliyiz hepimiz, yaşasın okulumuz…”
 

Bu yazı toplam 1160 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
AdEM YÜCEL
04 Şubat 2008 Pazartesi 15:32
ÇUBUK LİSESİ
Hocam yazınız çok güzel olmuş dahada iyilerine ulaşacagınızdan çok eminiz.Başarılarınızın devamını dileriz hocam ellerinize sağlık çok güzel olmuş.:)
Barış Subaşı
27 Ocak 2008 Pazar 06:33
ANADOLUNUN YENİ FATİHİ SİVASSPOR
SELAMÜNALEYKÜM
OKURKEN SİVASSPOR'UN ŞAMPİYONLUĞA OYNAMASI AKLIMA GELDİ. KÜLTÜR EMPERYALİZMİN ÇIKARDIĞI FUTBOLUN VEDE ADI NESİN YÜZÜNDEN SİVAS ADINI DUYURDU. ADI NESİN UTANÇ TABLOSU GÖRÜNTÜSÜ VERSEDE SİVASSPOR BAŞARISI İLE ANADOLUNUN TAKIMI TARAFLI TARAFSIZ HERKESİN SEMPATİĞİNİ TOPLAMAYA DEVAM EDİYOR. ŞİMDİ HERKES SİVASSPOR'LU OLDU. HOCAM NE DERSİNİZ YILLAR SONRA ŞAMPİYONLUK İSTANBUL DIŞINA ÇIKIP SİVAS'A GELİR Mİ? KİM BİLİR BU YIL ŞAMPİYON SİZSİNİZ.
MUSA
26 Ocak 2008 Cumartesi 14:31
ANADOLU İNSANI
SAYIN TARIK BEY İNANIN YAZINIZI OKUYUNCA BİRAN YAZIDA KENDİMİ BULDUM VE DUYGULANDIM SAF ANADOLUNUN TEMİZ İNSANLARININ HAYALLERİ YAZINIZIN DEVAMINI SABIRSIZLIKLA BEKLİYORUM SELAMLAR
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Cubuk Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 9110397 / cubukhaber06@hotmail.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim