TARİHİ EV NİHAYET YIKILDI...

TARİHİ EV NİHAYET YIKILDI...

Tarihi Ali Şükrü (Yıldırım) Bey Konağı nihayet yıkıldı. Olması gereken de bu idi. Yıkılması için ille de bir vatandaşımızın altında kalması mı gerekirdi?

Şuayip YAMAN

İlçemiz Yavuz Selim Mahallesi’nde bulunan ve 1936 yılında yapılan İzzet Korman Sokağı’ndaki tarihi Ali Şükrü (Bey) Yıldırım Konağı’nda restorasyon çalışmalarına geçtiğimiz Haziran ayı içerisinde başlanmıştı.

 

 Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu  tarafından alınan, “yıkılmadan yerinde tadilat”  Tarihi Ali Şükrü Bey Konağı, kararı gereğince restorasyon çalışmalarına birkaç hafta önce başlanmıştı.

 

Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu;  yana yatmış, her yönüyle yıpranmış harabeye dönmüş tarihi eve, “yıkılmadan yerinde tadilat” raporu vermiş, Çubuk Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü de kendi çapında hiçbir inceleme ve araştırma yapmadan bu raporla yetinmiş, restorasyon çalışmalarına da hemen başlanmıştı.

 

Oysa tarihi ev tüm güçlendirmelere rağmen. Önden arkaya doğru yatmıştı, Binanın malzemesi ise kerpiç (suyla saman karışımı) ve tahtalardan oluşuyordu.

 

Belediye yetkilileri bu konuda şüphesiz, “Kültür Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü’nün kararını esas aldık” diyeceklerdir. Ama bu tarihi eve dışarıdan bakan herhangi bir insan bile bu kerpiç evin ufak bir harekette yıkılacağını bilirdi. Burada ehil olmaya gerek yok. Üstelik evin çatısının üzeri yer yer açıktı, aylarca da yağmur yağmıştı.

 

Belediye Fen İşleri ve Şehircilik ve İmar Müdürlüğü ekipleri, restorasyon işlemine başlanmadan önce bu tarihi evin durumunu hiç mi incelemedi?

 

Keşke olmasaydı. Ama beklenen oldu. Evdeki hesap çarşıya uymadı. Binada güçlendirmeye rağmen, çatı alınırken göçük meydana geldi (7.07.2015). Şantiye Şefi Yusuf Ünsal (22) göçük altında kaldı ve neyse ki vücuduna aldığı birkaç hasarla hayata döndü. Hala Dışkapı Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tedavi görüyor. Allah iyilik versin...

Belediye yetkililerin amacı ise tarihi evin bir an önce restorasyonun yapılarak, sosyal tesis olarak hizmete girmesi idi. Bunun için yüklüce de bir para (595 bin lira) ayrılmıştı.

İlçenin zorunlu hizmetleri için mazot parası bile bulamayan Belediye bu iş için iyi de para çıkartmıştı. Bu parayla bu tarihi ev üç defa yıkılıp yapılabilirdi. Hemen her çalışmasında tasarruf tedbirlerini ön planda tutan Belediye yetkilileri kim bilir burada da tasarrufu ön planda tutmuş olacak ki (yoksa başka türlü düşünülemez); Tarihi evde tekrar bir inceleme ve araştırmaya gerek duymamış, Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu kararını hemen uygulama safhasına geçmiştir.

Oysa birkaç tarihi ev röleve ve restorasyon projeleri yapılarak yıkılmıştı.

 

Bekirağalar Konağı, rölöve ve restorasyon projesi yapıldıktan sonra yıkılmış ve yeniden yapılmıştır. Şimdilerde Şehir Müzesi! olarak kullanılıyor.

 

Hamdi Ağa (Gedikoğlu) Konağı, röleve ve Restorasyon projesi çizilerek yıkılmış, arsası atıl durumda bekletiliyor.

 

Terzi Musa Ünsal Konağı ise kendiliğinden yıkılmıştı. Allah’tan altında kimse kalmadı. Yol olarak kullanılıyor.

 

 İzzet Korman Konağı da Belediye tarafından istimlak edilmiş ve geçtiğimiz aylarda yıkılmıştı. Onun arsası da atıl durumda bekletiliyor.

 

Peki, İzzet Korman Konağı’ndan daha harabe konumundaki Ali Şükrü (Bey) Yıldırım Konağı neden yıkılmamış ve alelacele restorasyonuna başlanmıştı?

 

Bina yıkıldığına göre, daha önce bu binanın “yıkılmadan yerinde tadilat’ı ile restorasyonuna kararı verenler veya diğer sorumlular hakkında bir soruşturma ve inceleme başlatıldı mı?

 

Yoksa daha önceleri de olduğu gibi, her felaketten sonra klişeleşmiş sözlerden, “ ölen ölür, kalan sağlar bizim” mi diyeceğiz?

 

 Neyse ki, tarihi Ali Şükrü (Yıldırım) Bey Konağı, 31 Temmuz 2015 Perşembe günü belediye tarafından yıkıldı da Mahalleli ve sağduyulu insanlar derin bir nefes aldı.

 

İnşallah bir daha böyle olaylar yaşanmaz. Çünkü etkililerin ve yetkililerin basiretleri bağlanmış, Allah’a emanet bir toplumuz. 

 

Belediye ilçenin sorunları ile ilgili ciddi hiçbir ikaz ve uyarıyı dikkate almıyor. Hala yandaşlarının zihniyetiyle belediye’yi idare etmeye devam ediyor.

 

Dikkate alması için ilçenin başına ille de bir musibet gelmesini bekliyor. Durum özetle böyle...

 

İnsanoğlu olarak köklü bir çözüm için; Başımıza ille de bir deprem, bir yangın ve bir sel felaketinin mi gelmesi lazım.  Normal zamanlarda neden gerekli önlemleri almayız?

 

Bu olaydan bir ders çıkartılması lazım. Ama bunu da birkaç gün sonra unuturuz. Çünkü genel olarak balık hafızalı bir toplumuz..

 

Deveni önce sağlam kazığa bağla, sonra Allah'a tevekkül et” sözünü duymuşsunuzdur.

 

Aslında bu söz bir hadis-i şeriftir. Yani tedbirini al, takdire razı ol, demektir.

 

Toplum olarak ne zaman akıllanacağız?

 

Hani ne derler, “Cemaat ne derse desin imam bildiğini okur.”

 

Yukarıdaki konuyla ilgili olarak bu sütunlarda;

 

  • Tarihi konaklara ne zaman sahip çıkacaksınız? (14.02.2015)
  • Tarihi ev mi, Çöplük mü, mezar mı Olacaklar? 24.02.2013) şeklinde yorumlar yazdım.

 

Ama kimse dinlemedi. Yetkilerin ve etkililerin bir kulağından girdi, diğer kulağından çıktı. Ta ki, bu göçük olayı başımıza gelene kadar.. Allah daha beterini esirgesin... Amin.

 

Eskiden Dr. Acehan, yazılarımı büyük bir ciddiyetle ve dikkatle takip ederdi. Başkan olduktan sonra işleri de çok olacak ki; ya okumaya fırsat bulamıyor, ya da okumaya tenezzül bile etmiyor..

 

Çünkü akıl daneleri ve danışmanları var. Benim yazılarımı okumaya zamanı yok.

 

Ben sürekli eleştiriyorum. Ama bunlar haklı ve yapıcı eleştiriler.  Yazdığım yazılarda değindiğim konular ise, kendisinin (Başkan’ın)  ve ilçenin menfaatine olan tarafsız ve objektif yazılardır.

 

Üstelik şimdiye kadar yazdığım yazılarda; kimsenin kalemşoru, neferi ve maşası olmadım Allah’ın izniyle bundan sonra da olmayacağım. Hak bildiğim yolda tek başıma yürüyorum. Allah’tan başka kimseden de korkmuyorum.

 

Siyasi bir beklentim yok. Maddi ve manevi bir beklentim de yok.

 

Her partiye (siyasete) eşit mesafedeyim (İlçedeki siyasiler bilirler)...

 

En önemlisi de yazılarımı hiçbir kuruş almadan ve Allah rızası için yazıyorum.

 

Evet, itiraf ediyorum; yazılarım uzun oluyor. İnsanlar anlasınlar diye özellikle uzun yazıyorum. Yazılarım uzun olduğu halde hala anlamayan veya anlamakta güçlük çekenler oldukça fazla... Bazılarının da işine öyle geliyor.

 

Ulusal basına yazsam herhangi bir konuyu bir fotoğraf ve en fazla 3-5 paragrafla anlatabilirim...

tarihi-bina-vert-001.jpg

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.