• BIST 88.735
  • Altın 229,528
  • Dolar 6,0368
  • Euro 6,8881
  • Ankara : 26 °C
  • İstanbul : 26 °C
  • İzmir : 26 °C
  • Trabzon : 25 °C
  • Antlaya : 0 °C

Şehit Kente Yürümek!

10.02.2008 11:09
Tarık Sezai Karatepe

Tarık Sezai Karatepe

Sarıkamış, heybetiyle misafirlerini karşılıyor, 

“Anadolu"nun tapusu bende!” ültimatomunu yüreklere kazıyordu.

Doksan bin şehidi bağrında saklayan kent, onurlu haykırışıyla yeri göğü inletiyor;

Kafkasya"nın Şamilleri, görevlerini yapmanın haklı gururunu iliklerine kadar hissediyordu.

Şehir, yüreğinde şühedanın akislerini bırakarak gözden kayboluyordu.

“Atıldık, kurşun gibi şehrin alanlarına;  bir Ebubekir gibi, bir Ömer, Hamza gibi!”

 

Yüzyıllardır muhanete geçit vermeyen yeryüzünün en zorlu coğrafyasında;

Grozni, Dağıstan üçgeninde bir kaleydi Ardahan…

İçi  içine sığmamış, “destankent”i dünya gözüyle görmek için sabırsızlanmıştı.

Yenimahalle"den şehir, yorgun bedeniyle “bir kutlu sırrı” paylaşıyordu;

 

ilk işi Halilefendi"ye gitmek oldu;

serhat şehir, Kura Nehri"ne komşu kalesiyle, ne badireler atlatmıştı.

Haçlı"nın,  Yanık Cami"ye doldurup “Uhdud Ashabı”na yapılanı reva gördüğü üç yüz beden, “ebedi saadeti” seçiyordu.

“Cennette bugün, gülleri açmış görürüz de; hala o kızıl hatıra, titrer gözümüzde!”

Bir ömür boyunduruk altında yaşamaktansa, şerefiyle Rahman"a kavuşmayı yeğliyor; izzeti, zillete tercih ediyorlardı.

“Yumuşak başlı isem, kim demiş uysal koyunum; kesilir belki, ama çekmeye gelmez boynum”

 

Otuz Eylül Doksan Üç.. İlk ders…. İlk heyecan… Gücünü ve nefesini kontrol ederek söze girdi:

“Arkadaşlar, edebiyat dersinde birlikteyiz… Edebiyat; edeb kökünden gelir; söz sultanları bunu:

“Eline, diline, beline…” zarif anlatımıyla sembolleştirmişler… 

Edebiyat, Arapça bir kelime; ama “Türkçeleşmiş, Türkçedir!” kaidesiyle tıpkı kitap, defter, kalem… gibi “bizim” dir artık…”

Ticaret"in Rizeli müdürü bir teneffüs sonra çağırdı:

“Hocam, söylediklerin doğru; ama alışık değiller, biraz daha…”

Sizin ne anlattığınız değil, nasıl algılandığıydı eğitim!

Birkaç ay sonra Hakan, mahcup bir eda ile:

“Hocam, senden çok utanıyorum, ilk gün şikayet edenlerden biri bendim, oyuna geldim”

“Olur böyle şeyler, canın sağolsun!

 

Ona dernekte görev verdiler; “Almam!” diyemedi; görev görevdi.

Fedakar gençler, etrafında küme oluyor;

Barış, Yavuz, Güven, İlyas, Mehmet, Derviş, Ayhan, İbrahim, Ufuk, Yaşar, Turgut….

beyin fırtınasında sakin limanlara yelken açıyor, bir ömür sürecek dostluğun temellerini atıyorlardı.

 

Otuz bir aralık akşamının ayrı bir önemi vardı; alternatifsiz olmazdı;

alkolün boca edildiği geceye inat “Mekke"nin Fethinin Yıldönümü”nü kutluyorlar;

şehrin tarihinde ilk kez, Halk Eğitim"i hınca hınç dolduruyorlardı.

 

Cefakar beşli Aziz, Hayrettin, Yılmaz, Zafer, Nusret  hocaların her biri, şehrin kültür hayatında katma değerdi.

Selami hoca, kadife sesi ve aykırı fikirleriyle renk katacak, Recep bakkal misafir için adeta can atacaktı.

Yıllar sonra Zafer hocayı Kızılay"da görmüş, bir süre sonra da acı haberini almıştı;

yetmişli yıllarda, Ardahan"a kalıcı üç eser bırakan Numan amcanın acısı henüz tazeyken…

Oğlu Alpay “hizmet için” varını yoğunu verir, sesini çıkarmazdı.

 

Şehir; Terekeme, Azeri, Kürt, Türkmen  yapısıyla “Bir tarağın dişleri gibi eşit” bireyleri barındırıyor;

“Bizi kimse bölemez; bir vücudun organları gibiyiz; et, tırnaktan ayrılır mı?” şuurunu vahiyle temellendiriyor;

acıda ve kıvançta bütünleşiyor, “düşman çatlatıyor”du.

Dünyada kişi başına en fazla şehit vermiş kent, bununla kalmayıp,

Çanakkale"ye, Galiçya"ya, Yemen"e, Tuna boylarına, Silistre"ye,  Fizan"a…

yola çıkan yiğitlerini “Allah"a ısmarlıyor” “giden gelmiyor”du, “acep ne iş”ti!

 

Şehrin “buz kesen” akşamlarında, anadan babadan ayrı ev tutan,

bir hedef uğruna defter, kalem taşıyan kahramanların kapısını ansızın çalar,

tezek yığılmış dehlizden geçer, naylon çekilmiş pencereden sızan kırk derece soğuğu içine çeker,

isli demlikte çayını yudumlarken bir kuru ekmeği onlarla bölüşürdü;

nice hayat hikayelerini bir solukta dinler,

“Ben doktor, mühendis, öğretmen olacağım…” diyen cefakar bedenlerin gözlerindeki ışığı yakalar,

enerjinin sinerjiye dönüştüğünü görür, hayranlık dolu bakışlarını onlardan ayıramazdı.

“Gitme ey  yolcu, beraber oturup ağlaşalım; elemim bir yüreğin kar"ı değil, paylaşalım!”

 

Pazartesi, iki saatlik köy yolundan karlara bata çıka gelenler, ilk dersi,

kalorifer başında parmaklarının çözülmesini bekleyerek geçirirlerdi.

Hedefe kilitlenmek, başarmanın yarısıydı.

Gurbeti doya doya yaşamak, yüreklerdeki sınırı kaldırmakla;

sevgiye kanat açmak, benliğinden geçmekle mümkün!

Anadolu, bağrında daima bir umut besler;

Suya değil, taşa yazarak; zincirleri kırarak, Yesevi"nin Buhara"dan başlattığı özgürlük yürüyüşü, kıtalar aşmaya devam edecekti.

 

 

Bu yazı toplam 1193 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
mehmet kılıçkara
15 Şubat 2008 Cuma 21:17
hocam siz çok arıyoruz
hocam dün barış bana sizin ardahanla ilgili yazınızıın olduğunu söyledi evde bilgisayar yok kafeden yazıyorum bizleri onca yıl sonra hatırlamanız çok güzel ilyas şimdi öğretmen oldu. bende birkaç yıl imamlık yaptım kadro verilmedi ondan dolayı istanbula geldim çslışıyorum gezer terlik fabrikasında hocambaşka ne yazayım bilmiyorum sizleri unutmadım fakat hayat malum allah sizden sizin gibilerden razı olsun. selamünaleyküm
BİLGİSAYARCI HAKAN
12 Şubat 2008 Salı 10:40
ALLAH YOLUNUZU AÇIK ETSİN
SAYIN HOCAM YAZILARINIZI BEGENDİM, HARKÜLADE OLMUŞ DAHA ÇOK ÇUBUGUN İÇİNDE BULUNDUGU DURUMLARIDA ALSANIZ DAHA İYİ OLUR İNŞALAH SİZ İNSANLARA İYİ ÖRNEK OLURSUNUZ. İNSANLARIN YOL GÖSTEREN VE ONLARIN HALLERİNİ AÇIKLAYAN YAZILARLA ONLARIN KALBİNİ FET EDEBİLİRSİNİZ İNŞALLAH YAZILARINIZI BENDE SİTEMDE YAYINLARIM BURDAN ALIP. YANI ANLATMAK İSTEDİGİM İNSANLARN DİLE GETİREMEDİKLERİNİ SİZ DİLE GETİRSENİZ SİZİ İNSANLAR DAHA İYİ ANLAR VE SİZİN YAZILARINIZI DAHA İYİ OKUYACAKLARDIR DİYE DÜŞÜNÜYORUM. ÖGRENCİLERİNİZ SİZDEN GERÇEKTEN MEMNUN SİZİ ÇOK SEVİYORLAR VE AYRICA ÇUBUK'UN ÖGRENİM DURUMLARINI DA KALEME ALIRSANIZ ÇUBUGUN EGİTİM SEVİYESİNİ VE VELİLERİN ÇOCUKLARINA ÖZ GÜVENLERİNİ ARTIRABİLİRİZ DİYE DÜŞÜNÜYORUM, İNŞALLAH HAYATINIZI ANLATTIKTAN SONRA SİZİNLE BERABER ÇANAKKALE VE ÇANAKKALDE İŞEHİT OLAN ÇUBUK ASKERLERİ HAKKINDA ARAŞTIRMA YAPIP ONLAR BİRKEZ DAHA ÇUBUK'A SEVGİYLE HATIRLATMA YAPARIZ DİYE DÜŞÜNÜYORUM. YANİ BURDA ANLATMAK İSTEDİGİM GİNE MESALA ÇUBUKTA MESLEK LİSELERİNDE BÖLÜMLERİ ÇOGALMAK
DAHA ÇOK ETKİNLİK YAPMAK GİBİ VESAYRE İŞLERİ ÇUBUKTA DAHA ÇOK YAYGINLAŞTIRABİLİRİZ.ÇANAKKALE GÜNLERİNDE ŞEHİT AİLELERİNİ SLAYLAR YAPIP ONLARIN ACILARINI BİRKEZ DAHA PAYLAŞABİLİRİZ İNŞALAH SZİNDE KAFANIZA YATARSA BÖYLE GÜNLERDE İNSANLARIN SEVGİSİNİ BİRKEZ DAHA KAZANIRIZ. MESALA MİLLİ EGİTİMLE KONUŞUP ÖGRENCİLEE BİRGÜN HALK EGİTİM SALONUNDA TİYARRO YAPTIRABİLİRSİNİZ ÇUBUK BELEDİYE SALONUNDA İSANLARI BİLGİLENDİRE BİLİRSİNİZ ÇANAKKALE HAKKINDA FİLİMLER SEYRETTİREBİLİR VE İNSANLARA BU MEMLEKET NASIL KURTARILDI VE RAHAT DÖŞEKLERİNDE RAHAT YATMALARININ SEBEBENİN BEDELİNİN ÇANAKKALDE KANLA ÖDENDİGİ İÇİN OLDUGUNU İNSANLARA DUYURABİLİR VE ÖGRENCİLERLE VE VELİLERLE ÇANAKKALE YE GEZİLER DÜZENLEYEBİLİRSİNİZ BİLDİGİNİZ GİBİ İNSANLAR ARTIK GEÇMİ,ŞİLERİNİ UNUTUYOR BİZ ONLARA BU VATAN NASIL ALINDIGINI ANLATABİLİRİZ. HER METRE KARESİNDE ŞEHİTLERİMİZİN KANININ OLDUGUNU VE BÖLÜNMEZ BİRLİLİGİMİZİ ONLARA HATIRLATA BİLİRİZ. SİZE SEVGİLERİMİ SAYGILARIMI SUNARIM BAŞARILARINIZIN DEVAMINI DİLERİM

BİLGİSAYARCI HAKAN
Kadim Dost
12 Şubat 2008 Salı 10:06
Bir Ardahanımız Vardı
Mesleğe başladığım ilk günlerde sizin gibi bir samimi dost ve dava arkadaşı ile karşılaşmak,o coğrafyanın zor koşullarını en güzel hatıralara mekan kıldı. Sizin hatıralarınızda yer almaksa benim için büyük bir onur oldu. Dostluğumuzun ebedi saadette de daim ve kaim olması duasıyla. S.A.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Cubuk Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 9110397 / cubukhaber06@hotmail.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim