• BIST 94.571
  • Altın 209,059
  • Dolar 5,3365
  • Euro 6,1092
  • Ankara : 10 °C
  • İstanbul : 12 °C
  • İzmir : 16 °C
  • Trabzon : 14 °C
  • Antlaya : 0 °C

İLÇEDE SULAR İÇİLMİYOR...

20.06.2014 09:06
GÖRÜNEN KÖY...   Şuayip Yaman

GÖRÜNEN KÖY... Şuayip Yaman

GÖRÜNEN KÖY...                                           Şuayip YAMAN

Not: Yazılarım sadece Çubuk Haber'e özeldir.Alıntılanması durumunda yasal yollara başvuracağımın bilinmesini isterim...

 

İlçemizdeki şebeke suları içilmiyor. Adeta küf kokan sulara şimdiye kadar ne ASKİ tarafından ve ne de belediye tarafından herhangi bir önlem alınmadı. Halkın sağlığı ile oynanıyor. Yetkililer ve etkililer sorumsuz ve vurdumduymazlığa devam ediyor.

 

                                               İçme Suyu Küf Kokuyor ...

 

Şebeke suyu (İçme Suyu) içilmiyor. Sular, küf (rutubet) kokuyor.

 

Asbest boruların geçtiğimiz dönemlerde Belediye yetkilileri tarafından değiştirildiği iddia edilse de, tamamen değişmediği görülüyor. Çünkü sular küf kokuyor. İlçemizdeki asbest boruların süratle değiştirilmesi gerekir.

 

Asbest, akciğerlerde ve akciğer zarlarında en önemli kanser etkenlerinden birisidir. Ayrıca vücudun diğer sistemlerinde değişik zararlara da yol açabilmektedir. Övünerek ve böbürlenerek,  “Asbest boruların yüzde 80’ini değiştirdik” demek geçerli bir savunma değil, ayrıca çözüm de değil..

 

İlçede yeni değiştirilen plastik borularda dışarıdan sızıntı var mı? Bu konuda gerekli testler yapıldı mı? Zaman zaman bu tür testler yapılıyor mu?

 

Şebeke sularını nakletmek için evlerdeki girişe kadar gelen P 100’ler, evlerin girişinde demir borulara eklenir. Bu bağlantıların (demir boruların) galvanize olması veya poliüretan beyaz borular olmasına dikkat etmek gerekir.  Çünkü insan sağlığı çok önemli !..

 

Ayrıca sular konusunda arıtmanın da önemli fonksiyonları vardır. ‘Arıtma Suyu’ yüzde 100 içilebilirliktir. Ama bu suyun evdeki musluktan aktığı zaman da aynı özelliğe sahip olması gerekir. Yoksa hiçbir özelliği kalmaz.

 

Yetkililer, kentteki şebeke suyu, arıtma tesisi, su analiz çalışması yapılması gerekir diyorlar.

İlçemizdeki suyun her gün analiz edilmesi gerekir.

 

Arıtma tesisine giren ve çıkan suyun da her gün analizinin yapılması gerekir. Şehre Avrupa standartlarında su verilmeli. Ama bu işlem kim ve nasıl yapacak?

 

Artık Metropol İlçe olduk. Güya Çankaya ile eşdeğeriz. Çankaya’da ne varsa Çubuk’ta da o olması lazım. Çankaya’da sular içiliyor. Ama Çubuk’ta içilmiyor. Üstelik içmediğimiz suya yüzde 50 “Atık Su” parası veriyoruz.

 

Bu nedenle ilçenin her noktasından en azından hafta da bir su analizleri alınmalı.

 

Şebeke suyunda hiçbir sıkıntı yok ise, bina tesisatında veyahut bina depolarında sıkıntı olabilir. Şehrin her noktasına şebeke suyu veriliyor mu?

 

İlçenin suyu dünya standartlarında bir su mudur? İçerisinde bulunduğu mineraller açısından diğer kaynak sularından çok daha kaliteli olması gerekmez mi?

 

Doktorlar özellikle çocuklar ve yaşlılar için kalsiyum oranı yüksek olan şebeke suyunun içilmesini tavsiye ediyorlar. İlçedeki suyun kalitesi nedir?

 

Suyun analizinin yetkililer tarafından yapılarak her gün internet sitelerinde yayınlanması gerekir?

 

Suda Neden Koku Var?

 

Birtakım kentlerde yetkililer, şebeke suyunda oluşan kokunun nedenini şöyle açıklıyorlar ;

“Şebeke eski olduğu için şebekede oluşabilecek mikrobik şeylere karşı klor katıyoruz. Önce ozonla dezenfekte ediyoruz, arkasından da ozon şebekeye kadar gitmiyor. Ozon suda oluşabilecek mikrobik bir şeyi bertaraf etmesi için 22 dakika kalıyor. Sağlık Bakanlığı’nın bu konuda genelgesi var.

 

Suyun içinde 0.2 miligram litre klor olması gerekiyor. Ondan dolayı klor kokusu var. Apartman deposu temiz değilse ve havasızsa bu nedenle de koku olabilir. Bina tesisatı eskiyse bu nedenden ötürü de koku olabilir. Beyaz akmasının sebebi de, tazyikten dolayıdır. Beyaz asılda hava kabarcığıdır “ diyorlar.

 

Yine birtakım kentlerde belediyeler 20 metreküplük bir su deposunu 20 liraya temizliyorlarmış. Hatta bu iş için özel ekip oluşturmuşlar. Bizim belediyemiz de böyle bir uygulama neden yok? “Kuzey’in Parlayan Yıldızı” böyle mi olur?

 

İlçemizdeki apartman depoları temizleniyor mu?

 

İlçedeki suyun hikâyesi araştırılabilir. Ama kim, hangi babayiğit ve ne ile yapacak? Belediye hemen hemen her sorunu Büyükşehir’e havale ediyor. Bunu da ASKİ’ye havale eder ve bekler taki bir başka seçime kadar da bekler. Ne derler, “ağlamayan çocuğa meme vermezler”.

 

Musluktan Akan Sular İçilebilir Olmak Zorunda...


Musluktan akan su içilebilir olmak zorundadır. Musluk suyunun kirliliğini kader sayarak seçenek arama şansı yoktur. Kimi toplum bireyleri içme suyu olarak şişe sularının tüketimini ya da bireysel arıtma aygıtlarını seçenek olarak düşünmektedir.

 

 Musluktan akan su, içme suyu standartlarını sağlamıyorsa kişiler ne yaparlarsa yapsınlar toplum sağlığı tehlike altındadır. Su kaynaklı büyük felaketlerle her zaman karşılaşma riski bulunmaktadır.

 

Musluktan akan suyun içilebilirliği, ülke sağlık düzeyi ve çevre sağlığı alt yapısıyla ilgili önemli bir gösterge olarak alınır. Toplum sağlığı sorunu olarak taşıdığı büyük önemin yanı sıra ekonomik açıdan da önemlidir. Böyle bir durumda ülkemizin altyapı standardı çok daha geri ülkelerinkiyle özdeş kabul edilir.

 

İlçemizde Turistik Bir İlçedir !..

 

Ama bu vasıf, sorumsuz ve vurdumduymaz siyasiler tarafından bertaraf edilmiştir.

 

Güzel ilçemiz tabii ki turistik bir ilçe.. Hem de bırakın Türkiye’yi dünya çapında doğal güzelliklere sahip eşi benzeri olmayan bir ilçe. Ama yetkililer tarafından her konuda olduğu gibi bu vasfı da atıl durumda bırakılmıştır.

 

Bu nedenle de ilçemize turistler sadece festival dönemlerinde geliyor. Genel olarak da doğal kaynak suyu tüketiyorlar. Şebeke suyu kullansalar ve bir de hasta olsalar dünyaya rezil oluruz.

 

Ama çok Saygıdeğer Çubuk halkı şebeke suyu içmeye devam ediyor. İçmekle kalmıyor, bu suyla yemek yapıyor, bulaşık yıkıyor, banyo yapıyor ve hatta ne kadar caizse abdest alıyor. Bunlara rağmen hiçbir şey olmuyor. Allah koruyor herhalde.. Yoksa başka ne olabilir ki...

 

Oysa bir zamanlar her cadde ve sokakta şarıl şarıl akan çeşmeler vardı. Ve insanlar şarıl şarıl akan bu çeşmelerin musluklarından buz gibi sular içerlerdi. Şimdilerde bunlar hayal oldu.

 

Bunlar doğadan gelen tabii kaynak suları idi. Üstüne üstlük tadı güzel, insanın içtikçe içesi gelirdi. Bu suları içen hiçbir kimse de hastalanmazdı.

 

Şimdi ise içtiğimiz şebeke suları sağlıklı değil. Bazen çamur akıyor, bazen kırmızı akıyor, bazen küf kokuyor. Hani bir de arıtılmasalar halimiz nice olur? Allah esirgesin...

 

Büyük kentlerin su standardının düşüklüğüyle ilgili sorunlar, ülkemize gelen turistlere kendi sağlık kuruluşlarınca tehlike uyarısı yapılması sonucunu verecektir. Nitekim bazı turistik kuruluşlarda şişe suyu satışını artırmak için yapılan “musluktan akan su içilmez” uyarıları da aynı sonucu vermeye başlamıştır. Evsel arıtım aygıtları biyolojik kirlilikle ilgili güvence sağlamaz. Bütün kirleticileri arıtarak içme suyu güvencesi sağlayacak bireysel ya da konuta özel bir arıtım cihazı yoktur. Ancak arıtım araçları bataryası kurulması gerekir ki bunların bakım ve idamesi bireylerin olanaklarının dışındadır. Bazı ağır metallerin arıtımında etkin olan ters ozmos sistemleri gibi bazı sistemler mikrop kirliliğinde etkili değildir ve su maliyeti yüksektir. Arıttığı suyun litresi başına 2-3 litre su harcamaktadır.
 

Sonuç:


* İlçemizdeki arıtım sistemleri ham su kaynaklarının özelliklerine uygun kapasiteye kavuşturulmalıdır.


•  Su kirliliğindeki ani değişiklikleri belirleyecek etkin ham su ve şebeke izleme sistemleri kurulmalıdır.
 

• Halk sağlığı sorunlarının belirlenmesini ve değerlendirilmesini sağlayacak epidemiyolojik izleme ve araştırmalara ağırlık verilmeli, kaynak ayrılmalıdır. 
 

• Toplumda alerjik hastalıklar, astım izlenmeli, vakalardaki alevlenme dönemleri belirlenmelidir. Özellikle polen mevsimi dışındaki artışlar çok büyük önem taşır.
 

• Toplum, kolorektal kanserlerin erken tanısı konusunda eğitilmeli, gerekli altyapı sağlanmalıdır. 
 

• Kirletici yükü aşırı artacak olan arıtım balçığının giderilmesi ile ilgili teknik ve mevzuat düzenlemeleri yapılmalıdır. Ülkemizde arıtım balçığının giderilmesi ile ilgili politika belirlenmelidir.
 

• Bireysel arıtım cihazları satanlarca toplumun istismarı önlenmelidir. Toplum bireyleri, bireysel çözüme yönelmek yerine, sorumluları musluk suyu niteliğini artırmaya zorlamalıdır. 

Yukarıdaki nedenlerle içtiğimiz sular gün geçtikçe kokusunu, rengini, içilebilirliğini yitirmektedir. Bu nedenle insan hayatının olmazsa olmazı olan suyun araştırılması büyük bir önem arz etmektedir. İlçemizde de böyle bir araştırmanın yapılması insani bir görev olmalıdır.

 

* İçme suyu şebekesinde bulunan ve hala kanserojen ihtiva eden asbest borular ivedi olarak değiştirilmeli, İçme suyu yeniden tahlil edilerek, içilecek konuma getirilmeli, su arıtma tesislerinde çalışanlar uzmanlardan seçilmelidir.

 

* İlçemizde halkın daha kaliteli, daha sağlıklı ve temiz su içmesi için yapılan  ‘Yağmur Damlası Arıtılmış Su Çeşme’leri var. Bu çeşmelerin ilki eski Başkan Adem Tuğluca döneminde yapılmıştı. Şimdilerde birkaç mahallede var. Bu çeşmelerin özellikleri de şimdilerde kaybolmuş gibi.. Çünkü bu çeşmelerdeki suların arıtılmasında kullanılan: ayda bir atılan ‘tuz’ ve yılda bir atılan ‘kemik Kömürü’nün kullanılmadığı bir gerçek.. Yaptığım bir araştırmaya ve aldığım bilgilere göre bu maddeler atılmıyor. Çünkü bu sularda hala koku ve kireç var. Oysa bu çeşmelere atılan tuz ve kemik kömürü suyun kokusunu ve kirecini alan maddelerdir.

 

İlçede vatandaşlar genel olarak “Şebeke Suyu “ , “küf” koktuğu için “Doğal Kaynak Suyu” kullanmak zorunda... Ama bu su da pahalıya mal oluyor. Çünkü bu su ile banyo yapamaz, bulaşık yıkayamaz, yemek yapamaz, abdest alamaz.

 

‘Su Hayat’tır. Yaşamın olmazsa olmazıdır. İnsanoğlu ekmeksiz yaşar. Ama susuz yaşayamaz.

 

Bütün canlılara hayat veren su, hava (oksijen)  ve güneş olduğunu biliyoruz. Bunlardan unutulmamalıdır ki susuz hayat olmaz. Sususz birkaç gün bile yaşayamayız. Vücuttaki fizyolojik olayların yürütülmesinde suya ihtiyaç vardır.

 

Susuz bir yaşam düşünülebilir mi?

 

İçmek, yemek pişirmek, yıkamak ve daha bir dizi başka şey için gereksim duyduğumuz su, bize doğanın bir armağanıdır.

 

Belediye Başkanımız aynı zamanda bir doktordur. Su konusunda çok hassas olması gerekir. İnşallah ilçemizdeki şebeke suyunun içilebilirliğini sağlamak için çalışmaları başlatır ve gerekli önlemleri alır.  

Bu yazı toplam 2309 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
a c
28 Eylül 2014 Pazar 10:05
10:05
Şuayip bey siz bir haberci deyil de ana.mualefet bir siyasetçi kimligine daha yakın duruyorsunuz su konusuna gelindiginde barajda su yok dibi mırık koku da bu yüzden küfle alakası yok kavşakkaya dan çubuk barajına yapılan hızlı bir çalışma var neden bunu haber yapmıyorsun çünkü bu ilçe altın dan olsa sana yine yaranamaz çünkü senin işin mualefet
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Çubuk Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 9110397 / cubukhaber06@hotmail.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim