• BIST 88.735
  • Altın 229,528
  • Dolar 6,0368
  • Euro 6,8881
  • Ankara : 26 °C
  • İstanbul : 26 °C
  • İzmir : 26 °C
  • Trabzon : 25 °C
  • Antlaya : 0 °C

Görünen Köy Ne ister ?

20.01.2008 22:31
Tarık Sezai Karatepe

Tarık Sezai Karatepe


 
69, taze umutlarla başladı;

Karaoğlan nabız yokluyor, Çoban Sülü merkez sağa oynuyor, Türkeş “kamu görevi” görüyor, Erbakan üç milletvekiline yetecek oy alıp, Konya"dan bağımsız seçiliyordu.

Pilli radyodan “aces” dinleniyor, duvar diplerine dizilen ihtiyarlar, değme profesörlere taş çıkartacak laflar ediyor; başkentten eser rüzgar, köyde safları belirliyordu;
parti programlarına kimse iltifat etmiyor, dik başlı demeçler revaç buluyordu.

Postacı, köylünün dert ortağı, sırdaşı idi; kim, ne haber bekliyor; o bilirdi.
Elini iki yana salladı mı “haber yok!”, hafiften gülümsedi mi “müjdemi isterim!” demekti. Muhtarın posta kutusu boş kalır, mektup elden ele dolaşırdı;

okuması olmayanlar, ilkokul beşe gideni çevirir, zarflar parçalanarak açılır, umut ve endişe arasında okunurdu;
Mahsuni Şerif, “Amerika gatil, gatil”i söylüyor; ana, oğlunu gözlüyordu.

Vergilendirilmiş kazanç, yahudi bankalarına dış borç faizi olacak kadar “kutsal”dı;
görünen köy ise kılavuz istemiyor; yol, su, elektrik istiyordu.

Gurbetçiler, geç kalkan minibüse doluşup köylerinin yolunu tutar, heyecan doruğa çıkardı; köy uzaktan ne candan görünür, kavak ağacının esintisi başka bir aleme götürürdü.

Babaların gelişi çocuklar için oyuncak, eşler için beşibiryerde, analar için gururdu.
Cüzdan arasına sıkışmış “sarı kız” resmi, ailenin ağzının tadını kaçırır, “Oturum için!” dese de kimseyi tatmin etmez,
nihayet bir sene sonra “sarı kız” köye “davetsiz misafir” olurdu.

Parti bayrakları, köy temsilcileri tarafından “tanıdık” kahvelere dağıtılır;
altıok, kırat, üç hilal, göğe yükselmiş şehadet parmağı… sevenlerince farklı anlamlar yüklenerek duvarlara, oda köşelerine;
hele bir de gurbetçi, başkanla “foturaf” çektirmişse çerçeve yapılıp, Kur"an"ın daha yüksekte olmasına dikkat edilerek uygun bir yere asılırdı.

Köy temsilcisi olmak, hayatı boyunca horlanan anadolu köylüsü için, adam yerine konulmaktı. Neredeyse muhtarla aynı statüdeydi.

Kimi aileler, son tarlayı da satıp şehre göçmüş, “evin adamı” “devlet işi”ne girmişti bile.

Ağabeyi ilkokula başlamış, çantasına “İstanbul suyu” bile doldurmuştu.

Babası, Haymana"da ırgat, Istanbul"da inşaatçı, Adana"da pamuk işçisi, Mersin"de narenciye bahçesinde, zaten bildiği işi yapıp para biriktiren, daha otuzuna değmemiş, yağız bir anadolu delikanlısıydı;
hayatında haram yememiş, kimsenin beş kuruşuna el sürmemişti;
gurbetten önce katıldığı nakşi zikrinde, kömür semaverinden içtiği çayın özlemini duyuyor; gelen gidenden aldığı haberler, kızının ve iki oğlunun büyüdüğünü, büyük oğlunun okula bile başladığını müjdeliyordu.

70"in kışında kafaya koymuştu;
ailesini şehre göçürecek, kendi de Almanya"ya gidecekti.

Tarlaların bir kısmı ucuz pahalı elden çıkacak; dükkandaki mallar, “gelişine” fiyatla konu komşuya verilecek; şehirdeki akraba; bahçeli, iki göz ev tutacaktı.

Şu dünyaya dair hatırladığı ilk şey; üç yaşındayken, köy meydanında, bir taşın üstüne çıkarılıp, koluna vurulan aşıydı;

artık anlamlar dünyasında bir yeri vardı;

71, bahara inat, kimilerinin “üzerine vazife olmayan” işlere kalkışmasıyla başladı;

Muhtıra verildi, partiler kapatıldı; yeni bir Menderes vak"ası yaşanacağına dair endişeler artmaya başladı;

demokrasi, “izin verildiği kadardı.”

Bir yaz akşamı, kamyonetin üzerinde yorganlar açılmış;
anası, yavruları üşümesin diye üzerlerini sıkı sıkı örtmüş;
yorgunluktan, eve girilir girilmez hepsi birden uyumuş, eşyaları yerleştirme işi ertesi güne kalmıştı.

Şehir, sabaha uyanmış; atölyenin kampanası biri yedi"de, diğeri yedi on beş"te, iki sefer çalmıştı.

Şehrin saati, fabrikaya ayarlı idi.

71"in yazı çetin geçecekti…


Bu yazı toplam 4774 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Abdullah Ekici
16 Mayıs 2008 Cuma 18:37
Sevgili Tarık hocam
Sayın hocam öncelikle bizi bu konuda bilgilendiginiz icin size tesekkür ediyorum. Sizin yazınız cok guzel olmus bundan sonraki hayatınızda size basarılar diliyorum Allah size hayirli olani nasip etsin.
Muhittin kuzu
08 Şubat 2008 Cuma 10:42
kalem
Güzel kardeşim Kalemine sağlık
meryem
24 Ocak 2008 Perşembe 10:01
bilge
hocam güzel bi yazı olmus basarınızın devamını dilerim süpersiniz tarık sezai karatepe
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Cubuk Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 9110397 / cubukhaber06@hotmail.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim