• BIST 94.571
  • Altın 209,059
  • Dolar 5,3365
  • Euro 6,1092
  • Ankara : 10 °C
  • İstanbul : 12 °C
  • İzmir : 16 °C
  • Trabzon : 14 °C
  • Antlaya : 0 °C

Düne Dair Ne Varsa!

06.10.2008 12:47
Tarık Sezai Karatepe

Tarık Sezai Karatepe

Ne acılar çektirmiştin Adem"in çocuklarına… “Daha dün annemizin…” yaşlarında, 007 Bond"a merak salmış, gizemli işlere ram olmuş; seni fark eden imtiyazlı vatandaş(!), ilk icraatını beklemeye koyulmuştu. Bitirim çocuktun, bakalım işi(!) kimsecikler tüylenmeden bitirecek miydin?

Olmuştu işte! Daha on beşine basmadan on kuruşa tamah etmiş, parça başı işlere “Bana mısın?” dememiştin. Kah, adrese teslim pat patlar atıyor; kah, çapraz sorguda can ciğer dostların arasını açıyordun.

Arada bir, patronun kapısına dayanıp, “Ben, kötü adam mı oldum?” diye sorduğuna soracağına bin pişman oluyor, lakin her seferinde, uzatılan zarfın şişkinliğine hayret ediyordun. Üzümünü yiyip, bağını da soracağın günlere daha çok vardı.

Kendine yakıştırdığın sıfatlar, akıl alır gibi değildi. Hain, sinsi, pis ispiyoncu, gammaz, dönek, tabansız, namert, münafık; çakal, sırtlan, tilki, tarla faresi, köstebek… daha akıllara ziyan neler neler!

Bir gece yarısı, komşunun oğlunu götürürlerken için sızladı; hep olurdu bu, sonra geçerdi. Hemen bir refleks geliştirir, “Bunu hak etti!” derdin.

Neyi hak etmişti?

Şehrin çocukları pazarın yolunu bilmezken lahana yapraklarıyla boğuşan… birbirine yakar top atan tıfıllara inat, kamyondan yere onluk karpuz sallayan… alnının terini ekmeğine katık eden dünkü çocuk, bilinmeze götürülürken yüzüne bakmış, okkalı bir tükürüğe boğmuştu seni.

Yıldızınız hiç barışmamışı. O açık sözlü, sense şifreli; onun damarlarında mertlik, senin hücrelerinde Kabil dolaşıyordu. Kabilecilik, Kabil"den mi mirastı? Adem"in çocuklarına…

Mahallede sevilmezdin, sen görünür görünmez analar yavrularını kaptığı gibi içeri alırlardı. Sende bir hal vardı. Sanki esiri olmuştun, benliğini saran nifakın!

Bir sabah aynaya baktın, yüzünde ayva tüyleri çıkmıştı. Büyüyordun. “Hedef büyütmeliyim!” dedin kendince. Rütbe atladın, artık bireysel değil, grup çalışması yapacak; bir punduna getirecektin. Senin gibi düşünmeyeni avlayıp, avcıya teslim edecektin, sağ salim.

Sen mi yaratmıştın da her ve var ise alemde, tek tipe indiriyordun? İki bin yedi yüz dili, bir o kadar lehçeyi, yüz katı şiveyi… sen mi yaratmıştın?

Siyahı, beyazı, sarıyı… Sen mi yaratmıştın? Kadını, erkeği… Kuzeyliyi, güneyliyi, doğuluyu, batılıyı… kısayı, ortayı, uzunu… Sen mi yaratmıştın? Sana verilmeyen hakkı, kimden alıyordun?

Yaşa bir süre daha, nasılsa anlayacaksın… Hesap"ta üstünlüğün ölçüsü kupkuru aklın mı, yoksa torpilsiz takva mı?

“Bacasız sanayi” diye diye Çörçil"in torunlarına sahilleri peşkeş çeken, Akdamar"da Taşnak"ın bayrağına seyirci kalıp, ruhunu elaleme pespaye eden sen! Dışarıya kedi, içeriye aslan mı kesilmiştin?

“Sen efendi, herkes köle!” öyle mi? Sürmezdi, senin akıl almaz düzenin! Zulümle abad olunmazdı. “Herkes elini taşın altına koysun!”derdin de, her nasılsa ellerin pamuk misali, yüzün bakımlıydı! Acıdan rant çıkarır, her cenazeyi on binle çarpar, “oy”a tahvil ederdin.

Sana uzatılan rövelveri gururla taşıyor, günahsız vatan çocuklarına doğrultuyordun. Beyaz camda anaların feryadını dinlerken, Büyük Beyaz Reis, “Analar bugün ağlar, yarın susar; hem, onlardan memlekette çok var, söyleriz maaş bağlarlar; böylece bildiklerini de unuturlar!”

“Babalar ise zaten gururlu, bir övgü, bir teselli, ağamsın paşamsın; yürek yağları erir.”

Cephe yoksa cephe açmak gerekti. Sen de öyle yaptın. Sana selam vereni cami avlusuna seren SS tiynetli, habis köle! Zorla mı akıttın Metin ruhlunun “Cennet karşılığında satılan” temiz kanını?...

Dinleseydin, onu; belki de öte dünyada hesaplaşacak iki hasım değil, Selahaddin duruşlu iki yaren olacaktın; nasibin buraya kadarmış!

Diyelim gözlerin kapalı, ruh fırtınalarını kim dindirecek! Kaderdaş partnerin Telaviv"de yolunu gözlerken metasbas yapan habis ur misali, çoğalırsınız belki!

Çaresi yok! “Herkesin birbirinden kaçacağı gün”de yine tek başınasın! Baksana bugünden terk i diyar ettiler seni; vahye karşı direnişin kar etmedi. Soluksuz, nefessiz… kalakaldın bir başına.

Son pişmanlık fayda eder de, Kurtuluş Çağrısı"nın kuşatıcı mesajına, daha fazla ayak diremeden koşar mısın? Adımların, seni hiç tanımadığın bir aleme sürükler mi? Vücudunu bir titreme alır da, kanın çekilir mi sanki! Göğün derinliklerine bakar bakar mısın?

Tek tük yıldızlar görünürken kainatın bilinmezliğiyle, durduğun yerin orantısızlığını düşünür müsün? Çaresiz, boyun büker misin?

Sen de koş kervana! Selahaddin haddini bildirmeden!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazı toplam 970 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
ismail kırık
10 Ekim 2008 Cuma 16:27
harikasın hocam
her zamanki gibi yine çok güzel bi yazı yazmıssınız hocam yeni yazılarınızda başarılar...
mevlüt çalışkan
10 Ekim 2008 Cuma 13:28
süpersniz
hocam çok güzel yazılar yazıyosunuz başarılarınızın devamını dşlerşm
ben cihan
08 Ekim 2008 Çarşamba 20:43
asd
öğretmenim yazılarınızı zevkle okuyoruz allah insallah yeni yazılar yazmanızı sağlar
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Çubuk Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 9110397 / cubukhaber06@hotmail.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim