• BIST 93.616
  • Altın 209,603
  • Dolar 5,3413
  • Euro 6,0898
  • Ankara : 0 °C
  • İstanbul : 9 °C
  • İzmir : 11 °C
  • Trabzon : 11 °C
  • Antlaya : 0 °C

çubuk platformu kimin ?

09.12.2007 23:52
Dr.Tuncay ACEHAN

Dr.Tuncay ACEHAN

çubuk platformu kimin ?

 "  d e m o k r a s i ,    sadece beş yılda bir sandık başına gitmekle, 

hayata  ve toplum pratiğine geçirilemez."

"devleti ve bürokrasiyi,

toplum adına denetleme, eleştirme ve yönlendirme görevi

sivil toplum kuruluşlarınındır." 

"yani, iktidar ve icra gücü karşısındaki gerçek muhalefet,

sivil toplum kuruluşları (stk)dır."

 

" bu toplumsal muhalefet hareketinin olumlu ve sorumlu yürütülmesi, demokrasinin halk tabanında temsilini ve sosyal piramit sisteminin  tabandan tepeye doğru örgütlenmesini

temin edecektir ki zaten bu sistemin adı da katılımcı demokrasidir."

 

"sivil toplum anlayışı, 

     milletin devletten,

             toplumun hükümetten, 

                        halkın bürokrasiden

daha güçlü, daha üstün, daha önemli olduğunu savunur..."

 

"devlet, millet içindir."


"siyaset erbabı ve hükümet, millete hizmet için vardır.."


"bürokratlar bu halkın hizmetkarıdır."

 

 (stk)lar,  işte bu idealleri  pratiğe geçirmek  için varlar…  

stk"lar, devletten ve bürokrasiden bağımsız ve güdümsüz faaliyet gösterirler…

belki de en önemli özellikleri budur…

o yüzdendir ki, batılı toplumlarda stk"ların adı,

ngo (non-governmental organizations  = devletten bağımsız kuruluşlar)dır…

 

" kendisini milletin üstünde efendi  ve  a m i r   gören,

kudreti kendinden menkul  "bürokratik ve buyurgan devlet anlayışı"

artık 20. yüzyılda kalmıştır…"

"çağdaş yönetim anlayışı,

şeyh edebalı"nın osmanlı"nın kuruluşuna kattığı

şu manevi harçla ve iksirle hayat bulmadadır:

“insanı yaşat ki, devlet yaşasın” "


                       *   *   *   *   *   *   *

 

sevgili çubuklular,

        çubuk"ta yaşayanlar,

                            çubukseverler,

 

ilçemizde,  “çubuk platformu” isimli bir sivil toplum kuruluşumuz var...

mutlaka  duydunuz;  

ihtimaldir ki  ilgilen(e)mediniz...!  

belki, bugüne kadar katıl-a-madınız..!

ama bugünden sonra, bu ilgisizliği, bu umursamazlığı  

hoş gör-e-miyeceğimi  arzetmek isterim, affınıza sığınarak...

bilmelisiniz ki, başkanlığını iki dönemdir  benim yapmakta olduğum bu sivil toplum kuruluşu, dört yıldan beri çubuk adına, çubuklunun ortak menfaatleri adına yapılan pek çok girişim ve etkinliğin adresi oldu… sivil toplum anlayışının ve sorumlu toplumsal muhalefetin örnek faaliyetlerini gerçekleştirdi.

bu faaliyetlerimizi, en aşağıda adresini verdiğim websitemizle,

“çubuk platformu” dergimizle duyurmaya çalışıyoruz...  

zengin kütüphanemizle ve düzenlediğimiz konferanslarla,

beyin fırtınası toplantılarımızla, 

halkımızı aydınlatmaya devam ediyoruz….


 kent konseyine,  ilçe insan hakları kuruluna,  ilçe hasta hakları kuruluna üye verdik;

bu kurullarda halkımız adına temsil ve insiyatif hakkınızı kullanmaya devam edeceğiz...

 

projelerimiz-hedeflerimiz

</&#49757; 邐邐讐嗿譖诱偎쀳즅瑗謃ు痿謌ࡽ಍冾䢍쪭?삅๵툳譂폏曢阉Œ>


 başlıktaki sorunun cevabını yürekten hissederek vermenizi talep etmeden önce,  çubuk platformu,  geçtiğimiz dört yılda neler yaptı ve yapmaya çalıştı, onları bir kez olsun bilgilerinize arz etmek isterim:

 

milyonlarca yıldır çubuk ovasının ortasından akıp giden ve ovamıza hayat veren suyun…

tarihte çubuğun önce pazar yeri, sonra yerleşim merkezi olmasının yegane sebebi olan çubuk çayı"nın,

borularla ankaraya içme suyu olarak taşınmasının,

gelecek yıllarda büyük bir çevre ve tabiat faciasına yol açacağını savunduk.

bunu hangi aklı başında çubuksever savunmaz?

 “çubuk  milletvekilini istiyor” kampanyası ile  çubuk aleyhine haksızlıklara yol açan çarpık seçim sistemi karşısındaki vurdumduymazlık ve aymazlığa,  parti genel merkezleri nezdinde,  halkımız adına karşı çıktık…

bu isyanımıza hangi çubuklu destek vermez?

 

çubuğun tarihini,  geleneğini, özünü, coğrafyasını korumak ve tanıtmak istiyoruz… bu çerçevede, 13 adet tarihi çubuk evinin restorasyonunu ve bu tarihi evlerde yöresel çubuk yemeklerimizi ve geleneklerimizi  sergilemeyi amaçlıyoruz…

10 yıl sonra 500 bin nüfuslu bir megakent olacak kasabamızın, tarihi değerlerinin ve kültürel özünün geleceğe taşınmasını hangi çubuk sevdalısı istemez ki?

 çubuğun yüksek imar-inşaat oranlarıyla betonlaştırılma yanlışlığından  dönülmesini…

sokak çocukları ve madde bağımlısı gençlerimizin rehabilitasyonunu…

hayat boyu düzenli ve sürekli spor için yapılan doğa yürüyüşlerini…

tema vakfı işbirliği ile çubuk ovamızın bütün çıplak tepelerinin meşelik ormanlarla giydirilmesini…

çubuğun jeolojik değeri agat taşını tanıtacak ve işleyecek atölyelerin kurulmasını…

1402 ankara savaşını hatırlatacak tarihi abide ve savaş alanı maketlerinin  inşaasını…

askeriyenin boşalttığı alanda gelecekte bağımsız yıldırım beyazıt üniversitesinin kurulmasını…

çubuk dışında yaşayan çubuklu iş adamı, bürokrat, sporcu, sanatkar, bilim adamı ve stk yöneticisi değerli hemşehrilerimizin tanıtılması ve kaynaştırılmasını…

hangi çubuklu istemez ki?

bu hedeflere hayır diyecek bir tek çubuklu var mıdır..?

 

 

vefa borcu

   

elbette yoktur...

ancak... sivil toplum idealleri ile çubuk platformunun proje ve çabalarını çerçeveleyen yukarıda sunmuş olduğum  tablo ,  yeterince açık ve bir o kadar net olduğu halde, çubuk halkımızın, sivil toplum konusundaki ve çubuğun ortak çıkarları konusundaki duyarsızlığını ve ilgisizliğini anlamak mümkün değil..!


şimdi, başlıkta yer alan soruyu vicdanlarınıza yöneltiyorum:

çubuk platformu kimin?  lütfen yürekten cevap veriniz..!

hepimizin... tüm çubukluların... değil mi?

çubuğun  geleceğini, çocuklarımızın kaderini şekillendirecek yukarıdaki proje ve hedeflere  kimin sahip çıkması gerekir ?

tabi ki, çubuk"ta yaşayan herkes, çubuk halkı… yanlış mı ?

yanlış değilse,,  bu kayıtsızlık, bu ilgisizlik ve adamsendecilik,, neden ??

 

                     *   *   *   *   *   *   *   *

içinde yaşadığımız topluma ve çevreye karşı,  ortak değerlerimizi miras bırakan atalarımıza karşı  ve bilhassa "emanet"i  teslim edeceğimiz bizden sonraki nesillere karşı,  ruhumuzun derinliklerinde hissetme durumunda olduğumuz,   vefa borcu ve mesuliyet  şuuru ,  tüm çubukluları,  çubuk platformunda "işbirliği" ve "yürek birliği"ne mecbur kılmaktadır...işte bu gerekçelerle,  halkımızı, kendi platformuna sahip çıkmaya davet ediyorum…
bu çalışmalara gönül ve emek vermeye çağırıyorum…

                                *   *   *   *   *   *   *   *
                

       çubuk artık sahipsiz değildir

sözüm,  öncelikle çubuk"ta yaşayan,  çubuklu olsun-olmasın,  genç-yaşlı,   kadın-erkek herkese...    içinde yaşadığı toplum ve çevre adına bir kaygı duyan,   vefa borcu hissi taşıyan,  aydın yürekli esnafımıza, işçimize, memurumuza, üniversitelimize...      çocuklarımız ve çubuğun geleceği adına  katkıda bulunmak isteyen ve pozitif güç vermek isteyen çubuktan yetişmiş işadamı ve bürokratlarımıza…  evet...     sizlere sesleniyorum:
lütfen, çubuk platformuna gelin;    çubuk için, gönüldaş olalım,  elele verelim.

çubuk platformu,

çubuk'ta yaşayan herkese aittir, 

tüm çubuklularındır. 

...ve çubuk, artık sahipsiz değildir.         9,12,2007

 

 

konu ile ilgili haberler ve linkler:

http://www.cubukhaber.com/news_detail.php?id=125

http://www.cubukhaber.com/news_detail.php?id=189

http://www.cubukhaber.com/news_detail.php?id=232

http://www.cubukhaber.com/news_detail.php?id=238

http://www.cubukhaber.com/news_detail.php?id=288

http://www.cubukplatformu.org.tr/

http://www.cubukplatformu.org.tr/Çubuk%20Sesi%20Gazetesi%20Haberleri-7.11.2007/Miğre%20Yürüyüşü.mht

http://www.cubukplatformu.org.tr/Çubuk%20Platformu-3.TOPLANTI.mht

http://www.cubukplatformu.org.tr/Çubuk%20Platformu-4.TOPLANTI.mht

Bu yazı toplam 2236 defa okunmuştur.
Yorumlar
ALİ
14 Aralık 2007 Cuma 23:45
SAYIN HOCAM
İlk önce çubuk platformunu kuran ve yönetim kurulunda şimdiye kadar görev alan tüm kişilere teşekkür ediyorum.2006 yılında dikey geçiş yaptığım Anadolu Üniversitesi Açık öğretim fakültesinden mezun olduktan sonra askerlik süreci hariç platformunuz hakkında yayınlananları takip ediyorum. Çok güzel bir şekilde çalışmalarınız devam etmektedir.
Sizin gibi örnek alınacak bir kişiliğe sahip, kişisel olarak kendini geliştiren ve çevreye, insanlara faydalı olan ağabeyimin deneyim, tecrübelerine yaşım bile yetmeyeceğini bildiğim halde size bir öneride bulunmak ve düşüncelerimi aktarmak isterim.

Çok güzel bahsetmişsiniz. Çubuk Platformu kimin?
Evet hepimizin. Artvin’den, Edirne’ye, Muğla’dan Hakkâri’ye uzanan coğrafyada görev yapan Çubuklu hemşerilerimizin, yurtdışındaki bütün hemşerilerimizin.
Fakat öyle bir büyük sorunumuz var ki ilçemiz de ve dışarı da.
"Bana ne ne yaparlarsa yapsınlar, bana dokunmasınlar da" diğer ilçelerde gün geçtikçe ardı ardına bir şeyler yapılırken ilçemizde bu tür sivil toplum kuruluşlarına yönelme, görev alma çok zayıftır. Bunun nedeni de güvensizliktir. Bunun haricinde ilçemizde sivil toplum kuruluşlarında yönetim kurullarında görev alan kişiler benim yaşım yetmez belki geçmişini bilmeme belki siz bilirsiniz gün geldi geçiyor halen koltukta.(sözüm meclisten dışarı).
Aynı yüzler her zaman aynı koltuğa getiriliyor. Şöyle bir bakalım diğer il ve ilçelere ve hükümette görev alan kişilere, Türkiye’deki sivil toplum kuruluşlarının genel başkanlıklarındaki kişilere.
Aynı kişiler sürekli görevde kaldığında mı yoksa değişiklik yapılıp farklı yüzler iş başına geldiğinde mi icraat yapılıyor?
Balık baştan kokar misali. İlk önce sivil toplum kuruluşlarımızı inceleyelim ilçemizde Tuncay Bey.

Sizin yazınızda çok güzel bir şekilde ifade ettiğiniz ve detaylarıyla bahsettiğiniz sivil toplum kuruluşlarına birde ilçemiz aynasından bakalım.

Çubuk esnaf ve sanatkârlar odası başkanı
Gaffur Zengin
Ne zamandan bu yana görevde ve ilçemize katkıları, getirdikleri, yaptırdıkları nelerdir?

Çubuk esnaf ve sanatkârlar kredi kefalet kooperatifi başkanı Hulusi Karadağ
Ne zamandan bu yana görevde ve ilçemize katkıları, getirdikleri, yaptırdıkları nelerdir?

Yeşil çubuk esnaf ve sanatkârlar kredi kefalet kooperatifi başkanı Seyit Ahmet Güneş.
Ne zamandan bu yana görevde ve ilçemize katkıları, getirdikleri, yaptırdıkları nelerdir?

Çubuk şoförler ve otomobilciler odası başkanı Zekeriya Erdoğmuş.
Ne zamandan bu yana görevde ve ilçemize katkıları, getirdikleri, yaptırdıkları nelerdir?

Çubuk ticaret borsası başkanı Veli Demir.
Ne zamandan bu yana görevde ve ilçemize katkıları, getirdikleri, yaptırdıkları nelerdir?

Ve diğer sivil toplum kuruluşları görevlileri...

Baktığımız zaman bir kooperatif, bir oda ağırlığını koyunca başka ilçelerde yeri yerinden oynatıp iş merkezi, spor alanları, sosyal faaliyet alanlarından dinlenme tesisine kadar bir çok hizmetin temelini atabilirken bizim oda ve kooperatiflerimiz yıllar geçmesine rağmen bir icraat bile yapamamıştır. Çünkü aynı simalar hep göreve gelmiş ve getirilmiştir.
Aynı zamanda Hulusi Karadağ’ın başkan olduğu kooperatifte ise oğlunun ikisini kooperatife aldığı gibi diğer oğlu da çay ocağı işletirken kooperatif bünyesinde görev almaktadır.
Ve dışarı da işsiz gezen binlerce genç varken.

Hadi bunları da bırakalım ilçemize bir çivi çakılmazken sivil toplum kuruluşu olarak destek verilip bir icraat yapılmazken kooperatifin plasmanı artsın diye farklı yollara başvurmalarına anlam vermek çok zordur.

İlçe esnafından ayakta duran kooperatifler lüks araçlara yüksek meblağlarda para vererek kooperatif bünyesine alıp sonra kendi özel araçları gibi kullanarak yine ilçemize herhangi bir yarar sağlamamaktadırlar.

Bunları bu şekilde hepimiz görüp izlerken bugünlerde yerel gazetelerde ve çarşının göbeğinde farklı kişilerin farklı çalışmaları ile ilçemize gelmesi sağlanarak açılacağı yerde şuan çalışmaları süren ve 14 Ocakta açılacak olan Halk bankası Çubuk şubesi
“Benim sayemde ilçeye getiriliyor, senin sayende ilçeye getiriliyor tartışması başlamıştır.”
Sivil toplum kuruluşları ilçemizde yapılanı bile, birbirini çekemediği için tartışmalara ve hatta gazetelere bile taşıyabiliyor.

Çubuk Esnaf ve Sanatkârlar Kredi Kefalet Kooperatifi Başkanı Hulusi Karadağ,
Yerel bir gazetede Halk bank ile ilgili geçen hafta çıkan haber üzerine, bir basın bildirisi yayınlayarak, haberdeki eksik ve yanlışların düzeltilmesi maksadıyla açıklamalarda bulundu.
Çubuk Esnaf ve Sanatkârlar Kredi Kefalet Kooperatifi Başkanı Hulusi Karadağ, gazetemizde Halk bank ile ilgili geçen hafta çıkan haber üzerine, bir basın bildirisi yayınlayarak, haberdeki eksik ve yanlışların düzeltilmesi maksadıyla açıklamalarda bulundu.
Hulusi Karadağ yaptığı açıklamada; “ 2002 yılında Halk bankası Çubuk Şubesinin kapatılmasıyla esnafımız ve halkımız büyük sıkıntı yaşadı. Bu sıkıntının giderilmesi ve Halk bankası, çubuk Şubesinin, Çubuk`ta tekrar açılması için aylar öncesinden bir çalışma başlattık. Halk bank Genel Müdürlüğü ve İlgili Müdürlüklerle, ben bizzat görüşerek haklı taleplerimizi ilettim. Daha sonra diğer meslek kuruluşlarından; Çubuk Şoförler Odası Başkanı Zekeriya Erdoğmuş`u, Çubuk Madeni ve Ağaç İşleri Odası Başkanı Hacı Çelebi`yi, Muhtelif Esnaflar Odası Başkanı Gafur Zengin`i, Yeşil Çubuk Kredi Kefalet Kooperatifi Başkanı Ahmet Güneş`i konu hakkında bilgilendirdim. Bu arkadaşlara hep beraber hareket edersek, güç birliği yaparsak Halk bank`ın Çubuk`ta tekrar açılmasını sağlayabiliriz. Sizler konu ile ilgili birer dosya hazırlayın, bizimde hazırladığımız dosya ile birlikte tekrar gidip Halk bank Genel Müdürlüğü ile bir görüşme yapalım dedim.
Daha sonra bu konuyu Çubuk Belediye Başkanı Âdem Tuğluca`ya ve AKP Çubuk İlçe Başkanı İlhami Taş kesti`ye bahsettim ve kendilerinden olumlu cevap aldık, destek gördük. Kendileriyle de bir toplantı yaparak siyasi kanattan da harekete geçtik. Bu çalışmalar sonunda Çubuk Belediye Başkanı Âdem Tuğluca ve AKP Çubuk İlçe Başkanı İlhami Taşkesti’nin büyük desteğiyle Halk bank`ın Çubuk`ta açılması tekrardan açılması kararı çıkartıldı.
Ocak ayı içerisinde Halk bank İlçemizde hizmete girecek. Bize bu çalışmalarda destek veren; AKP Çubuk İlçe Başkanı İlhami Taş kesti`ye, Belediye Başkanı Âdem Tuğluca`ya, Çubuk Şoförler Odası Başkanı Zekeriya Erdoğmuş`a, Çubuk Madeni ve Ağaç İşleri Odası Başkanı Hacı Çelebi`ye, Muhtelif Esnaflar Odası Başkanı Gafur Zengin`e katkılarından dolayı teşekkür ederim.
Hizmetler halk için ve Allah rızası için yapılır. Bu çalışmalarımız hakkında herhangi bir açıklama yapmak niyetinde değildim ancak geçen hafta gazetede yayınlanan tek taraflı ve eksik haber beni bu açıklamaya mecbur bıraktı. Halk bankası`nın İlçemize ve halkımıza hayırlı olmasını dileriz.

Son satırdaki açıklamaya bakar mısınız? Senin adın geçti benim adım neden geçmedi? Tartışmaları ile uğraşıyoruz sayın hocam..

Yorumu size ve yorum yapan arkadaşlarıma ve ilçe halkımıza bırakıyorum.

Sizin platformunuza ocak ayında üye olmayı düşünüyorum.İnşallah o günlerde düşüncelerimizi paylaşmak dileğiyle..sağlıkla kalın
özgehan
14 Aralık 2007 Cuma 09:57
saygı
hocam ellerinden öperim
tarık sezai karatepe
13 Aralık 2007 Perşembe 22:25
DİLİM SENİ DİLİM DİLİM DİLEYİM
DİLİM SENİ DİLİM DİLİM DİLEYİM

İlk insan sesi harfe dönüştürdü; Yaradan’dan aldığı kelimeyi çekirdek ailesine aktardı; insan iyiyi kötüyü, doğruyu yanlışı tanıdı. Kelimenin gücünü kavradı.
Ses harfe, harf heceye, hece kelimeye cümleye dönüştü.
Madde anlam kazandı. Kavramlar dünyasında bulduk kendimizi. Niyetlerimizle eylemlerimiz, kelime sayesinde hayat buldu.
Kelime sayesine insan Rabbiyle, çevresiyle ve kendisiyle irtibat kurdu; yüreğinin sesini dinledi, kabullendi, isyan etti.
Devletler, imparatorluklar kurdu; medeniyetler tesis etti. İçinden çıkan söz ustaları, binlerce yıldır dillerden düşmeyen nice ahenkli eserler vücuda getirdi.
Söz, sahibinden çıktı; her tarafa çekilir oldu.
Zihinde şekillendi, hava boşluğunda ses oldu, harf oldu, nimet oldu; kadrini bilmeyen için dil yarası, gönül yarası oldu.
Ya ses harfe dönüşmeseydi!
Öyle ya, seslerle hayatımızı sürdürseydik b-e-n-i-m a-d-ı-m t-a-r-ı-k demek için bile dakikalar harcardık.
Bilim, edebiyat, hukuk, tıp… ortaya çıkmaz; hayat yaşanmaz hale gelirdi.
Sesten cümleye ulaşan serüvenle binlerce sesi anlamlı hale getirebiliyoruz. Yoksa o, en heyecanlı meydan konuşmalarını, en duygulu şiirleri nasıl dinleyebilirdik?
Zihnimizden bilgisayar tuşlarına uzanan köprü, oradan da dalga dalga yayılıyor, bilgi dostu yüreklere.
………………………………….

Kelime, yerini söz-cük gibi garip bir şeye dek, bir anlam ifade etti, asaletini korudu; Söz-cük, “küçük söz” ise manevi değeri yüksek kavramları nasıl karşılar? Bir kelime olan “geldim” aynı zamanda bir cümledir. Ama asla söz-cük değildir. Çünkü yargı bildirir.
Uydurma söz-cükten, bize miras kelime’ye dönmenin vakti gelmedi mi?
İlgeçten, uyaktan, adıldan, belirteçten kurtulup; edata, kafiyeye, zamire, zarfa; özbenliğimizi bulana kadar dil kavgası sürecek.
…..................................................

Hayatımızı kolaylaştıran bir başka unsur da kelimenin farklı anlamlara gelmesidir. Baş, vücudun bir organı iken gerçek; baş başa verirken deyim, dağ başı’nda yakın anlamlı.
Ya ekler?
Etrafımıza bir bakalım, altı grup insanız. Bir harf değişikliğiyle hayal dünyamızda yerlerini alıyor; bir’ken milyarlar, katrilyonlar oluyorlar.
Sadece bir harf: yaptı-m,n,tık,nız,lar.
Dün’ümüz, bugün’ümüz, yarın’ımız, meçhul’ümüz var: dı,mış,yor,ecek,er ekleri imdadımıza koşuyor.

……………………........................

Su bir isimken onu harekete geçirip sula fiilini yaparız; dur fiilini de durgun’a dönüştürdük mü binlerce kelimelik bir imkanın bize sunulduğunu fark ederiz.
Nasıl olsa ekler sonda; ekle, anlam kazansın; ama bir hastanın ek’e ihtiyaç duymadan ”Su….
su…..!” iniltisi bile meramını anlatmaya yeter de artar bile!
Önce sözlüğe giren yüz bin kelime, sonra yapım ekiyle oluşturulan milyonlarcası…
Söz arasında, “O kadar güzel manzara ki anlatamam!” derler.
Anlatamazsın, çünkü kelime dağarcığın zayıf!
……………………………………….

Yansımadan bile anlam çıkarmışız; kulağımıza gelen akisler, yirmi dokuz harfle ifade edilemediği için benzetme yoluna gitmişiz:
Tak tuk; hav, miyav, fıs, şır….. binlercesi… Bir kediden m-i-y-a-v sesleri çıkmaz. Kim bilir o bizi nasıl algılıyor?
Şırıl az yoğunluk iken, şarıl hacimce ve sesçe daha güçlü.. Fısıltı, uğultuya; uğultu, gürültüye doğru yol alır. Bu da insan zekasının ayırma gücü!

………………………………………….


Cümlede aslolan yüklem; duran varlığı harekete geçiren fiiller…. Her isim bir fiile muhtaç: Yağmur yağar, rüzgar eser, su kaynar, kuzu meler; insan doğar, büyür, ölür, dirilir; güneş batar, şimşek çakar, deniz kabarır, gökyüzü kararır…


…………………………………………..


Nasıl ki ismin sıfata ihtiyacı varsa, fiilin de sıfata ihtiyacı var: Zarflar olmasa cümleler ne kadar soğuk, donuk olurdu! Düşünerek konuş, az önce geldi, bin metre koştuk, bilmediğinden kaybetti. Fiilin etrafını zamanla, miktarla, nasılla, niçinle kuşatan binlercesi!


………………………………………………


Geldim’deki ben’i görmeyip gizli özne diyen, kapının demirine takısız isim tamlaması uydurup, koskoca sıfatı görmeyen ezberci anlayış bozulmalı, dili esaretten kurtarmalı!




Tarık Sezai KARATEPE

Çubuk Lisesi

Uzman Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni

tariksezai@hotmail.com
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Çubuk Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 9110397 / cubukhaber06@hotmail.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim