• BIST 90.263
  • Altın 228,744
  • Dolar 5,9638
  • Euro 6,7561
  • Ankara : 28 °C
  • İstanbul : 27 °C
  • İzmir : 29 °C
  • Trabzon : 24 °C
  • Antlaya : 0 °C

Çok mu abarttım?

28.01.2009 23:49
Şakir Arıkan / yazar

Şakir Arıkan / yazar

Çok Mu Abarttım?

 (Richmond/LONDRA) Ne zaman  bir Avrupa şehrine gitsem, tarihi sıradan vatandaşa sevdiren kişi olarak nam salmış popüler tarihcimiz İlber Ortaylı"nın bir  tespiti aklıma gelir. Etrafa bir de o gözle bakarım. Şehrin imar planı , binaların şekli,  yapılış tarihi merakımı celbeder. İlber Ortaylı,  iki sene önce Pursaklar Belediyesinin düzenlediği Şehircilik Sempozyumunda katlımcılar ile  paylaştığı tespitinde şöyle demişti: “Londra"da 400 yıl, Paris"te 300 yıl, Viyana"da 200 yıl önce ölmüş bir kişi, mezardan kalkıp hiç kimseye sormadan kolaylıkla evini bulabilir. Şehir olduğu gibi korunmuştur,  ama Türkiye"de 30-40 yıl önce ölmüş bir kişi bile evini bulmakta zorlanır.”

İlber Ortaylı"nın, şehirlerin derin  tarihe dayalı bir kültürün, yaşayan kalıcı temelleri olması gerektiğine ilişkin bu olgusuna şahit, Avrupa şehirlerine seyahatlerim oldu. Londra da, defalarca geldiğim şehirlerden birisi.

İş nedeniyle, ard arda geldiğim Richmond ise, Londra"nın on beş kilometre uzağında önemli rekreasyon alanlarına sahip bir semt. Bu semtin sokakları da, binaları da  XVI. ve XVII. yüzyıl  İngiliz şehirciliğini yansıtıyor. Ortasından Thames Nehrinin geçtiği Richmond,  içinde hala geyikleri bulunan parkıyla da meşhur. Geyik avının tarihi, XIV. Yüzyılın başlarına kadar gidiyor. Richmond Park,  2500 dönümlük geniş bir alanda yüz yıllık ağaçların altında insanlara güzel bir dinlenme ve gezinti imkanı sunuyor. Gezerken, özel korumaya alınmış ve sayısı 650 olduğu söylenen geyik sürüsünden biri veya bir kaç tanesi karşınıza çıkabilir.

Klasik dar sokaklar ve her yaya geçidinde asfaltın üzerine yazılmış “sola bak”, “sağa bak” uyarıları. Burada kaldığım dört gün boyunca yağmur yağdı. Devasa Richmond Parkı"nın dibinde, 1620 yılında yapılmış gösterişsiz, sıradan bir bina olan otelden, bir kilometre kadar yürüyerek gittiğimiz toplantı yeri arasında yağışa rağmen çamur görmeniz mümkün değil. Bunu ülkenin geneli için söylemek  mümkün.

16 milyonluk  metropolitan Londra"nın dibindeki bu semtte,  yüz yedi yıl önce belediyelik olmuş, adını aldığı çayın sağına ve soluna yerleşmiş Çubuk geldi aklıma, hayata gözümü açtığım, büyüdüğüm şehir. Pursaklar geldi aklıma, her gününü yaşadığım şehir. Her zaman yaptığım gibi zihnimin derinliklerinde karşılaştırmalar yaptım, mühendis duyarlılığına dayalı benzeşik hayaller kurdum.

Bu bölgeyi, av amacıyla kullanmaya başlayan Kral VII. Henry ile  aynı yüzyılda Özbek Emiri Timur"un ordusundaki filleri sakladığı ve düne kadar “yeşil”  önadı ile anılan Çubuk ve Richmond. O tarihte ikisi de köy ve çevresi doğa harikası ormanlarla çevrili.  

Avrupa"da özellikle şehir merkezlerinin bir ruhu vardır. Ruhunu seversiniz veya sevmezsiniz. Şehrin bir kültürün eseri olduğunu hemen anlarsınız. Kültürünü beğenir veya beğenmezsiniz.  Şehri yönetenlerin ve yaşayanların uyması gereken yazılı kurallar vardır ve de yazılı olmayan. Şehri yönetenlerin, yönetmeye aday olanların, şehircilik adına sahip olması gereken vizyonu vardır, tarihe sahip çıkması gereken, bir birikimin, bilginin eseri. Yoksa bu kadar tarih nasıl korunur, yaşayanların damarlarına farketmeden serkedilen.

Tarihi olarak nitelendirdiğimiz, yaşı yüzyılı aşmış bina sayısı sadece “on üç” olan Çubuk. Yakında bu on üç evden de eser kalmayacak, korumaya alma programı başarılı olmazsa. Aslında iki semt/ilçe arasında bugün için karşılaştırılamayacak kadar büyük fark var,  ama Çubuk"un da hem kendi halkı, hem de Ankara için önemli bir rekreasyon potansiyeli oluşturduğunu düşündüğümüz de bir  benzeşiklik kurmakta da zorlanmazsınız. Gerek benzetme örneklerle  geliştirmek, gerekse  orijinal yeni projeler oluşturmak için şehri yönetenlerin birikimli, araştırmacı ve açık fikirli olması gerekir.

Beklentilerimi çok mu abartı bilmiyorum ama, benzeri olmayan güzel ülkemde şehirleri yönetmeye aday olanların da, bu vizyona sahip olması  en içten dileğim.

 

 

 

Bu yazı toplam 4284 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
mehmetdeniz
09 Şubat 2009 Pazartesi 02:58
teşekkürler
Londra Paris Viyana Hollanda ve Amsterdam... Bu şehirler özellikle de ilçeleri eski ile ilgili çok tarihi ayrıntı yakalanabilecek şehirlerdir. Aynen İstanbul merkezi (ilçeleri Anadolu yerleşimi ile paralel bir gelişme göstermiştir) gibi... Geçmişten daha doğrusu gelenekten geleceğe bir hatırlatma olabilmeli köprülerimiz, camilerimiz, mesire ve eğlence yerlerimiz... Çubuk yıkılmak üzere olan bir kaç harabe ile geleneğe tutunuyor ... Keşke onlar restore edilseler ve belediyenin sosyal tesisleri olarak hizmet verseler... Çubukta yapılan her şey geleneği geleceğe yansıtma bazında düşünülse ve kente kültür enjekte edilebilse... Çocuklarımızın yaşayacağı yerler olsa buralar, rahatlıkla ailecek çay, kahve içeceğimiz, tiyatro ve sinema gibi etkinliklerin yapılabildiği kültür, eğlence merkezlerine ilçemizin acilen ihtiyacı var... Her daire için bir ağaç dikme şartı getirilse, camilerin kalorifer ihtiyacı için değilde camileri ağaçlandırmak için de para toplanabilse, hayırsever insanların kurabileceği vakıflar ile bir tarih tekrar yazılabilse bu coğrafyada... kuşlar yeniden geri dönerler belki de...

ellerinize kaleminize sağlık, lütfen ısrarla bu konular üzerine gitmeye devam edin. çocuklarımız Bir kent ile Bir köy arasında gidip gelip sıkışan bir ilçede yaşamaktan çok daha iyilerini hakediyor...
itaskesti
29 Ocak 2009 Perşembe 12:55
GÖREBİLEN GÖZLER ÖNEMLİ...
Her güzelliğin arkasında gizli, buyük emekler vardır. İlçemizin bugünkü durumu, geleceğin görülemediği, kısa vadeli, günün kurtarıldığı... politikaların kaçınılmaz sonucudur.
Bu yaşam tarzında ne doğal çevreye uyumlu nezih bir şehir hayatına, ne insan öncelikli kalkınmaya yer vardır.
Ancak; Gittiği yerlerde dahi ilçesi için kafa yoran, etrafını gözlemleyen,... ve sayıları günden güne çoğalan sayın yazar gibi şahsiyetleri düşündüğümüzde içimize su serpilmekte ümitlerimiz tazelenmektedir.
Ne mutlu bu gerçekleri görebilen gözlere...
yurdaer
29 Ocak 2009 Perşembe 09:33
güzel bir düşünüş
Öncelikle bizlere güzelliklerle geçen mazilerimizi bu makaleyle hatırlatan Sn ŞAKİR BEY'e çok teşekkür ediyorum.Evet bu güzel makaleyi okuyunca hemen aklıma benim de doğup büyüdüğüm o güzel eski yerler aklıma geldi.Eskiden içinden asla çıkmak istemediğimiz o yapılar,üzerinde koştuğumuz O yollar ve üzerinde top oyadığımız çayırlar VEYA AĞAÇLIKLAR artık sanki miyadını doldurmuş,hiç işe yaramaz bir gözle bakarak onun içinde sakladığı hatıralarla birlikte tarihten silinmişler.Yerlerine yenisini yapmaya çalışıyoruz ama eski görüntüsünden bir tek eser bile bırakmıyoruz.Hepsi neden acaba diye düşünüyorum?
Neymiş efendim;çağa ayak uydurmak içinmiş.İyi de ama bizden sonra gelen nesillere eski mazilerimizi anlatsak inanmazlar.İnanmaları için elbette bir eser veya belge gerekmez mi?En azından eskiye benzer tarzda yeni teknolojiye uygun binalar veya yerleşim yerleri oluşturulsa ne kadar güzel olur değil mi?maziler de kaybolmaz,doğallıkları da bozulmaz.Eskiden bildiğimiz YEŞİL ÇUBUK şimdi nerede bir bakın.Çay kenarları yeşilliklerle dolu değil miydi?Soruyorum bu ÇUBUK bizim yaşadığımız ÇUBUK değilki.Şimdi her taraf betolarla veya taşlarla kaplanmış yapay güzellikler verilmeye çalışılan bir yerleşim yerinden başka bir yer değil...
Çubuk'a köyümden geldiğim zaman bizleri ilk önce kuş sesleri karşılardı.Şimdi neredeler o kuşlar diye soruyorum sizlere.Evet biliyorum diyeceksinizki o kuşların yuva yaptığı veya konduğu o mekanlar şimdi hep talan edildi.Onların artık yeni dünyada yaşamaya hakları kalmadı diye cevap vereceksiniz öyle değil mi?Neden başka milletler kendi yaşadığı kültürünü yeni nesillere aktara biliyor da bizler niye bunu yapamıyoruz.Evet her şeyin tek bir cevabı var...
"GEÇMİŞTEN DERS ALIPTA GELECEĞİ HAZIRLAMAYI BİLEMEMEYİŞİMİZDEN VEYA GELECEĞE DÖNÜK PLAN VE PROGRAMSIZ OLUŞUMUZDANDIR..."
BEN DE YENİ SEÇİLECEK BELEDİYE YÖNETİCİLERDEN ŞUNU İSTİYORUM;
"ESKİSİNİ SÖK YENİSİNİ YAP ..!!!"
SÖZLERİNDEN ARTIK VAZ GEÇMELERİNİ VE HER YAPILANIN ÇUBUK HALKI VE İLÇEMİZ İÇİN OLDUĞUNU ASLA UNUTMAMALARINI İSTİYORUM..
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Cubuk Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 9110397 / cubukhaber06@hotmail.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim