• BIST 91.074
  • Altın 214,700
  • Dolar 5,3448
  • Euro 6,0757
  • Ankara : 8 °C
  • İstanbul : 6 °C
  • İzmir : 9 °C
  • Trabzon : 10 °C
  • Antlaya : 0 °C

Bu Ateş, Seni de Yakmasın!

15.03.2008 11:55
Tarık Sezai Karatepe

Tarık Sezai Karatepe

Köyceğizli yörük İsmail, yurdunu milletini özünden çok seven(!), pırıl pırıl bir Akdeniz delikanlısıydı;

belirli gün ve haftaları kaçırmaz, ne görev verilirse harfiyyen uygular, büyüklerinin gözüne girmeye azami gayret sarfederdi;

hatta bir seferinde, mahalle muhtarı Behcet, “Gözümün içine bak; ne görüyorsun?” demiş,

“Kendimi görüyorum, muhtar amca!” cevabını verince matrak muhtar,

 “İşte şimdi gözüme girdin evlat!” diye takılmış;

on dörtlük muti delikanlı, bunu da her yerde anlatmış; kendine bir övünç payı çıkarmıştı.

 

Köyünde, yirmi bir mart geldi mi, lastikler yakılır; dağ gibi ateşin üstünden atlarlar;

Soyadı kendinden menkul Gökalp"in:

Ergenekon yurdun adı;

Börteçine kurdun adı,

Dört yüz sene durdun, hadi,

Çık, ey yüz bin ırmağımız!

masalını ezberleyene, anlı şanlı milli derneğimiz(!)  “çeyrek”  verir;

köyün çıkışında, “Paramız yabancıya gitmesin!” diye, kımız niyetine Türk rakısı içer, taban toplarlarmış.

 

Kimsenin aklına gelmezmiş ki; dört kitap, yüz yirmi dört bin peygamber var iken; nasıl olur da, koca bir millete, itgillerden bir nesne yol gösterecek!

Kılavuzu karga olanın…

 

İsmail, yaşı on sekiz olup da Tıp"ı kazanınca, hayatında ilk defa, büyük şehre çıkmanın heyecanıyla bavulunu hazırlamış; düşmüş yollara…

“Biz varken, sana kimse dokunamaz!” diyen bağrı yanıklar, onu da yanık bağırlarına basmışlar.

 

Bir mart akşamı takvim yaprağını çevirince, önce hafif bir sarsıntı geçirmiş, neden sonra kendine gelmişti:

“ Ben size iki bayram getirdim.

Biri Ramazan, diğeri Kurban"dır.

Mecusilerin bayramını kutlamanız, size Allahu Teala tarafından yasak kılındı.”

Büyük Sözlük"ün “Mecusi” maddesine baktı; olmaz, olamazdı.

Bir süre ortalarda görünmedi; sonra eşyalarını toplayıp Kredi Yurtlar"a yerleşti.

 

Kula kulluğu reddeden bir söylem geliştirdi; onu bir yaz tatilinde, ailesi bile tanıyamadı.

Kavramlar denizinde yüzüyor; soruyor, soruyordu:

 

“Neden, sekiz asır boyunca, hiçbir Selçuklu / Osmanlı sultanının, vezirinin, ya da sokaktan geçen birinin adı Attila, Mete, Teoman, Cengiz…  değildi!”

“Neden, bir kısım ataları Orta Asya"dan göç ederken, bir kısmı…”

“Bu da mı!...”

 

O, şimdi ayrımcılığın her türlüsüne karşı çıkan, bir çocuk doktoru…

 

Şemdinlili Dilan, sömürü söylemleriyle büyümüş;

dedelerinin biri Çanakkale"de, diğeri Yemen"de “gül bahçesine girer gibi” Firdevs"e uçmuş;

Jirki aşiretinden bir Kürt kız…

Zihin dünyasında Dahhak, Demirci Kava, özgürlük ateşi… saygın bir yere sahipti.

Yirmi bir mart"larda, kaç kez demir parmaklıklara girmiş; yaş"tan kurtarmıştı.

 

Lise son"da, Necip Fazıl"ın Son Devrin Din Mazlumları"nı okumuş; iki Said"e hayranlık duymuş; tam da “dağlı” olacakken kararından caymıştı.

 Üstelik, Çile Şairi de; Istanbul"da, Sorbon"da aradığını, Şemdinli"de bulmuş;

Arvasi"nin ruh ikliminde, bağrını serin Anadolu coğrafyasına vermişti:

 

“Şemdinli dağlarının, içtim nur çeşmesinden,

Kurtuldum, akreplerin ruhumu deşmesinden!”

 

Keşke, seküler bir dava uğruna yok olan, komşu kızı Pervin ile nişanlısı Celal sağ olsalardı da,

Rahmet Elçisi"nin, “Irkçılık davası güden, bu uğurda ölen bizden değildir!” emrini işitselerdi!

Onları ebedi azaba sürükleyen halkının zalimlerine, nefreti bir kat daha artmıştı.

 

Yüz on bir yıllık Basel Protokolü yürürlükteydi;

Yerli Lavrensler; kah emeği, kah yasayı, kah laikçiliği, kah etnisiteyi, kah geri kalmışlığı… kullanarak gücü bölüyor;  Vadedilmiş Toprakları parselliyordu;

 

Telaviv, suyun başını tutmuştu;

 

Doğu ve Güney Doğu"ya on iki milyar dolarlık kalkınma paketi açıklanınca,

“kandan nemalanan;

gözyaşından palazlanan;

acıdan rant çıkaran” 

 “seçilmiş çeteler”, neden paniğe kapıldılar?

 Oyuncakları mı alınıyordu; ne güzel “sandık” da yakınken!...

 

Ramazan sofralarının bereketine hasret Anadolulu, Diyarbakır – Söğüt hattında, kardeşlik ruhunu canlı tutuyor;

Ömer"in adaletinin fethettiği topraklarla,

Kuran bulunan odada, ayağını uzatmaktansa, sabaha dek dimdik bekleyen Gazi Osman"ın kenti,  Aliimran yüz üç"te birleşiyor;

özlenen şafağın liderini arıyordu:

 

“Hep birlikte, Allah"ın ipine sımsıkı yapışın; parçalanmayın.

 Allah"ın size olan nimetini hatırlayın:

Hani siz birbirinize düşman kişiler idiniz de O, gönüllerinizi birleştirmişti

ve O"nun nimeti sayesinde, kardeş kimseler olmuştunuz.

 

Yine siz bir ateş çukurunun tam kenarında iken, oradan da sizi O kurtarmıştı.

İşte Allah, size ayetlerini böyle açıklıyor ki, doğru yolu bulasınız.”

 

 

Kasırganın önüne, seddi kim çekecekti:

“Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak…!”

 

Son dakikada ajanslar, flaş haberi veriyor:  “Sen onların dinine girmedikçe….”

 

Bu yazı toplam 1500 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
gıyaseddin
19 Mart 2008 Çarşamba 11:36
Alperen Kardeşime,
Alperen Pusat Kardeşim, alperen gençliğinin küfre karşı dik duruşu, Fatih'in kutsal emaneti olan Ayasofya'yadaki namaz ve Papa'ya karşı vakur eylemi istisnasız hem Türkiye'de hem de Türkiye dışındaki müslümanlarda heyecan ve destek buldu, başta İsrail olmak üzere küfür cephesinde de korku ve endişe kaynağı oldu.Bu ve benzeri eylemlerde her zaman birlikteyiz.Alperenler için ille de bir simge ve amblem gerekiyorsa üç kıtada İslam Hakimiyetini ifade eden üç tuğlu sancak yeterli olmaz mı?
Ama "biz bozkurttan vazgeçmeyiz" diyorsanız siz bilirsiniz, bu sizin taktirinizdir. Cümlenizin sonundaki "Allahın birliği ve İslamın naas ları dışında hiç bir mutlak hakikat tanımayız" ifadeniz kafidir. fazla söze hacet yok.Allah'a emanet olunuz.
ALPEREN PUSAT
19 Mart 2008 Çarşamba 10:14
Gıyasettin
Bak gıyasettin kardeş bizler bozkurt olmazsa olmaz demiyoruz,ama bozkurtu küfre karşı mücadelemizde bir duruş,bir dik durma olarak kullanıyoruz
Unutmaki YİĞİT ALPERENLER ayasofyada Papaya tepki olarak yiğitçe şükür namazı kıldıklarında Katil İSRAİL gazeteleri dahil bütün avrupa medyasının attığı manşet BOZKURTLAR AYASOFYAYI İŞGAL ETTİ şeklinde oldu
Hem bukadar bozkurt düşmanliğı niye
Artık Çeçen Mücahidler bile Bozkurt simgesini kullanıyor,
Her dem yeniden doğarız
İsmimiz MURAT olur ŞAMİL olur ÇEÇENİSTAN olur
Bizler Sadece ALLAHIN rızasını kazanmak için mücadele ederiz
Allahın birliği ve İslamın naas ları dışında hiç bir mutlak hakikat tanımayız..
gıyaseddin
18 Mart 2008 Salı 18:51
Bozkurt'a
Yiğit Kardeşim, merak etme ben iyi okur, iyi anlar ve iyi yazarım. Hiçbir politik grubun mensubu da değilim. Alperen Hareketinin menşeini ve fikriyatını da iyi bilir ve severim.
Benim bildiğim Alperen Erleri, İslam öncesi döneme ait önderleri önder edinmez.Onlara hayranlık da duymaz. Bu anlamdaki düşünce ve duygularını İslamın süzgecinden geçirerek yanlışları terkederler.
Sloganik değil derinlikli bir düşünce yapısına sahiptirler. Bu düşünce ve temennilerimde tepki koyacak ne var Allah aşkına..Üstelik İslam öncesi döneme ait şu Bozkurt ve Asena sevgisinden bir türlü kurtulamadık. Çok mu zor acaba?
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Çubuk Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 9110397 / cubukhaber06@hotmail.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim