• BIST 94.571
  • Altın 209,059
  • Dolar 5,3365
  • Euro 6,1092
  • Ankara : 10 °C
  • İstanbul : 12 °C
  • İzmir : 16 °C
  • Trabzon : 14 °C
  • Antlaya : 0 °C

ASGARİ ÜCRET 2.239 TL. OLMALI...

27.12.2017 17:01
GÖRÜNEN KÖY...   Şuayip Yaman

GÖRÜNEN KÖY... Şuayip Yaman

                                    

Büyük bir umutla, özlemle, hasretle ve dört gözle beklenen “Asgari Ücret” nihayet 29.12.2017 tarihinde açıklanacak...

 

Bir yandan hayat pahalılığı, bir yandan zor ve zahmetli çalışma hayatı arasında sayısız insan, dünyanın her yerinde asgari ücret karşılığı iş yapar ve geçimini bununla sağlamaya çalışır.

Dünyada ilk kez Sümerler'de ortaya çıkan ve yıllar içerisinde gelişerek bugünkü modern halini alan bu uygulamanın tarihsel geçmişi bitip tükenmek bitmeyen tartışmalarla hala sürüp gidiyor.

Neticede kazananlar hep iktidarlar ve işverenler olmuştur...

Kaybedenler ise adeta köle gibi çalışıp hakkını alamayan mutsuz azınlık. Çünkü bir türlü bir araya gelip tek vücut olamıyorlar. Kazananlar da onları bölüp, parçalayıp, onların sayesinde köşe dönen yöneticiler...

İşçi, işveren ve hükümet temsilcilerinden oluşan Asgari Ücret Tespit Komisyonu toplantılarına ise Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ev sahipliğinde yapıyor.

 

Bakalım torbadan ne çıkacak? Tavşan mı, Deve mi, yoksa yine hüsran mı çıkacak?

 

Hatırlanacağı üzere 7 Haziran 2015 Genel Seçimleri öncesi muhalefet partilerinin ısrarla 1500 TL. Olması gerekir dediği asgari ücret, 1 Kasım Genel Seçimlerinde İktidar tarafından 1300 TL. Olarak vaat edilmiş, seçim sonrası da icraata geçirilerek 1300 TL. Olmuş, 29.12.2016 tarihi itibari ile de 1404 lira olmuştu.
 

Milyonları ilgilendiren asgari ücret artışı günlerdir, haftalardır ve ayalardır hem ülkenin ve hem de asgari ücretlinin gündeminde...

 

Yetkililerin açıkladığına göre, milli gelir artıyor ve zenginleşiyormuşuz. Yatırımlar yapılıyormuş, tasarruf miktarımız artıyormuş, biriktiriyormuşuz...

 

Çok güzel, Peki istemeyen kim? Hiç kimse, herkes ister...

 

Keşke dünyanın en zengin ülkesi olsak. Herkes milli gelirden ihtiyacı kadar alabilse, refah ve huzur içinde insan gibi yaşasa...

 

Bir istatistik kurumu; oyunun kurallarını değiştirdi. Bütün verileri revize etti; Türkiye’yi uçurdu.

 

Buna birtakım yandaşlar, yağcılar ve yağdanlıklar sevinirken, cebine giren paraya bakan millet (bir kısmı) buna hiç mi hiç inanmadı.

 

 

Yüksek ülkeler sınıfına devlet olarak mı geçtik, yoksa vatandaş olarak mı geçtik?

 

Peki, bu ani yükselişi gelirimiz düşerken nasıl başardık?

 

Bir de OECD’nin yüksek gelirli ülkelerine bakalım. Doların değerine göre değişiklik gösterir (asgari ücreti 1300 TL. ve Doları da; 3,51 olarak aldığımızda);

 

1300 X 12 = 15.600 TL. 1 doları: 3,51 TL. Olarak aldığımızda;

 

15.600 : 3,51 = 4.444 ABD Doları eder.

 

Nitekim OECD’de, Türkiye’nin de içinde yer aldığı 8 devletin orta gelirli ülkeler sınıfından, 4.444 dolarla yüksek gelirli ülkeler sınıfına geçtik!..

 

 Oysa;

 

ABD’de asgari ücret; 15 bin dolar (eyalete göre değişiyor.)

 

Fransa da yıllık asgari ücret: 20.180 dolar...

 

Almanya da yıllık asgari ücret: 20.227 dolar...

 

Belçika da yıllık asgari ücret 20.3636 dolar...

 

Hollanda da yıllık asgari ücret 20.673 dolar...

 

İngiltere de yıllık asgari ücret 21.793 dolar...

 

Avustralya’da yıllık asgari ücret 26.280 dolar... (Bizim altı katımız).

 

Bizde yıllık 4.440 dolarlık asgari ücret seviyemizle işte bu ülkelerini arasına girdik.

 

Zavallı orta gelirli ülkeler sınıfında kalan Portekiz’de yıllık asgari ücret 7.400 dolar, olmasına rağmen onlar geçemedi!

 

Ya batık Yunanistan? Son krizden sonra yıllık asgari ücret 11.400 dolara kadar düştü... Ama o da geçemedi.  Ama biz ne hikmetse 4.444 dolarla geçtik... Ne hikmetse...

 

Asgari Ücretin Temmuz / 2017 ayından başlamak üzere 1.920 lira olmalı idi.

 

 Şöyle ki;

 

Elhamdülillah Müslüman bir ülkeyiz...

 

Geçtiğimiz Ramazan Ayı’nda (25.05.2017- 23.06.2017) Diyanet İşleri Başkanlığı’nın açıklamasına göre bir kişilik fitre 16 lira olarak açıklanmıştı.

 

Ülkenin sosyo-ekonomik durumu ve bir kişinin günlük asgari gıda ihtiyacını göz önünde bulunduran Diyanet Din İşleri Yüksek Kurulu, 2016 yılında 15 TL olan miktarı 2017 yılı için 16 TL olarak belirlenen fıtır sadakası bu Ramazan'ın başlangıcından 2018 yılı Ramazan ayının başlangıcına kadar olan sürede geçerli olacak” demişti.

 

Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan, asgari ücret tespitine ilişkin olarak yatığı bir açıklamada, "Bizim gibi ataerkil toplumlarda aileler esastır. Asgari ücretliyi de tek kişi olarak değil, 4 kişilik bir aile olarak görüp ona göre bir değerlendirme yapıp ona göre bir ücret belirlemesi yapmak gerekiyor." demişti.

 

Bu görüşe aynen katılıyorum.

 

Yukarıdaki bilgi ve görüş doğrultusunda ikinci dönem (Temmuz / 2017) asgari ücret hesaplamasının şöyle yapılması gerekirdi;

 

Asgari Ücret hesaplaması 4 kişilik bir aileye göre yapıldığında,

 

16 X 4= 64 TL. (bir günlük fitre tutarı)

 

Ramazan ayı 30 gün olduğuna göre;

 

64 X 30 = 1.920 TL.

 

Temmuz / 2017 ayından sonra asgari ücretin 1.920 TL. Olması gerekirdi.

 

Son üç aylık (Temmuz, Ağustos, Eylül) Büyüme Artışı’nın da 11.1 olduğunu da hesaba katarsak;

 

1.920 X % 11,1 = 213,12 TL. Aylık artış tutarı ortaya çıkar.

 

Son üç aylık artış ise: 213 X 3= 639,36 TL.

 

Bu durumda asgari ücretliklerin Ekim 2017 ayında 2.133 lira aylık ve Büyüme Artısı olarak da 639 lira fark alması gerekirdi. Aldılar mı?

Ocak’ta zamlı maaşlar...

Yaklaşık 12 milyon emeklinin maaşı 2018 yılı Ocak ayı itibariyle artacak. Yaklaşık 12 milyon emekli, Ocak zammı için gün sayıyor.

·         Memur emeklilerine de yüzde 4'lük zamma ilaveten yüzde 0.97 enflasyon farkı oluşmuş durumda. Şimdi gözler Aralık enflasyonu verisine çevrildi. 3 Ocak'ta bu veri açıklanacak. Aralık enflasyonuna göre zam oranı artacak ya da azalacak.

·          SSK ve Bağ- Kur emeklileri maaşlarında ne kadar artış olacağını 3 Ocak'ta Türkiye İstatistik Kurumu'nun açıklayacağı verilerle öğrenecek. SSK ve Bağ-Kur emeklileri, bu tarihte zam oranlarını öğrenip aynı ay içerisinde maaş alma günlerinde yeni paralarını ceplerine koyacak.

·         5 aylık enflasyona göre SSK ve Bağ-Kur’luya yüzde 4.97, memur emeklisine yüzde 4 + 0.97 zam görünürken, Aralık verisiyle bu tutar daha da artabilecek.

Asgari ücretliye de SSK ve Bağ-Kur’luya verilen 4,97 zam oranını dikkate alırsak;

 

29 Aralık 2017 tarihinde açıklanacak Ocak / 2018 asgari ücret tutarının en az;

 

2.133 X  % 4,97 = 106,01 TL.

 

2.133 + 106 = 2.239 TL. Olması lazım ...

 

Bakalım üzerinde aylarca kafa yorulan asgari ücret “Asgari Ücret Tespit Komisyonu” tarafından kaç lira olarak açıklanacak?

 

Millet İsterse, kendilerinin, dolaysıyla da ülkenin” “Makûs Talihini” Değiştirebilir...

 

Ama tek vücut, tek yürek olursa...

 

Ülkede Millet ağır ekonomik şartlar altında yıllar boyu inim inim inlerken, onların seçtiği vekillerin ve yandaşlarının genel olarak bir elleri yağda bir elleri de balda...

 

Seçtiğimiz vekiller, özellikle iktidar vekilleri kendilerinin maaşlarının artışı söz konusu olunca jet hızıyla el kaldırıp tek vücut olurken, konu işçi, memur, emekli, esnaf, çiftçi olunca kırk dereden su getirmemekte, 3 mü, 5 mi olsun tartışmaları günlerce tartışılmaktadır.

 

Sonunda bu insanlar üç-beş lira maaş artışına mahkûm edilmektedirler.

 

Oysa ülkenin makûs talihini değiştirmek yine milletin elindedir.

 

Örneğin emekliler, isteseler kendilerini idare edecek vekilleri, siyasi partileri pekâlâ iktidara getirebilirler.

 

Ülkemizde 12 milyon emekli bir o kadar da eşleri ve çocukları var. O zaman neyi bekliyorlar?

Bir araya gelmeyi bile beceremiyorlar. Onsan sonra da oturup ağlıyorlar...

 

Demek ki kendi ailelerine bile sözleri geçmiyor. Sözleri geçse kendileri için en iyi yaşam tarzını vaat eden siyasileri iktidara getirirler. Böylece hem kendileri ve hem de çocukları ve torunları yıllar boyu refah ve huzur içinde yaşarlar.

 

Bunlara çalışanları da koyarsak bu ülke ve insanları için en güzel yaşam hakkını vaat eden bir siyasi görüşü iktidara getirebilirler. Ama o da olmuyor.

 

Tabiri caizse oyu veriyoruz. Bir ay geçmeden ağlamaya, sızlanmaya, dövünmeye, keşke demeye başlıyoruz;  keşke ayağım kırılsaydı da sandığa gitmeseydim, keşke kafam kırılsaydı da o partiyi düşünmeseydim, keşke elim kırılsaydı da oy atmasaydım” gibi.

 

İnsanlarımız genelde ezilip-büzülmeyi-sömürülmeyi kader olarak görüyorlar. Diğerleri de onların yanlış tercihlerinin kurbanı oluyorlar.

 

Oysa ülkemiz dünyanın en zengin ülkesi.. Yüce Allah en güzel ülkeyi bize nasip etmiş. Ama dünden bugüne iktidarı elinde bulunduranların sürekli olarak bir eli yağda bir eli de bal da oluyor...

 

Fakir-fukara, garip-gurebalar ise çöplerden çürük meyve-sebzelerin sağlamlarını toplayıp çocuklarına yediriyorlar. Karınlarını doyurmaya çalışıyorlar. İnanmayanlar pazarlara veya marketlerin önüne gidip bu manzaraları görebilirler...

 

Bazıları da “sadaka kültürü” ile yaşamlarını sürdürmeye çalışıyorlar.

 

Ne zamana kadar? Ya değirmenin suyu bir gün biterse o zaman ne olacak?

 

Ülkenin milli geliri hak, adalet ve eşitlik kavramına göre dağıtılsa, bu ülke ve insanları uçar. Ve hatta dünyadaki diğer mağdur ülke insanlarını bile doyururuz...

 

 

Gelir dağılımında adaletsizlik bir kez daha ortaya çıktı.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2014 yılı Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırmasını açıkladı.

TÜİK’e göre en zengin % 20’lik grubun toplam gelirden aldığı pay, 0.7 puan azalarak % 45.9 olurken, % 80 de millî gelirin % 54’ünü paylaşıyor.

 

Bir ülkede elde edilen milli gelir, ülkede yaşayan insanlar arasında dağıtılırken adaletsiz bir şekilde bir dağılım söz konusuysa o ülkenin her türlü sosyal ve kültürel çalkantılarla karşılaşması muhtemeldir.

 

Başlangıçta düşük sesle konuşulacak olan bu adaletsizliğin dile getirilmesi ilerleyen dönemlerde sosyal patlamalara kadar varabilecek sonuçları beraberinde getirebilecektir.

 

Bir ülkede elde edilen milli gelirin büyüklüğü elbette önemlidir ama bu milli gelirin ülke sosyal tabakaları arasında huzursuzluğa sebebiyet vermeyecek derecede dağıtımı, ülkede yaşayan insanların mutluluğu ve huzurunu esas alarak dağıtımı ise daha önemli hatta en önemli makro finansal politikadır.


Büyüyorsak; neden halkın çoğunluğu açlık ve yoksulluk sınırının altında bir yaşam sürüyor?

Bu yazı toplam 1072 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Çubuk Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 9110397 / cubukhaber06@hotmail.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim